Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
595
 

Toplumsal değişimimiz

Toplumsal değişimimiz
 

Değişimin panosu


Toplumsal yaşamımızda, emin olacağız tek şeyin, yaşadığımız çağın çok hızlı ve çok karmaşık bir değişme çağı olduğudur. Toplumsal değişme, toplumun kültürünün, yapısının ve toplumsal davranışlarının zaman içinde farklılaşmasıdır. Toplumsal değişme nedeni insanlığın bilgi ve deneyim birikiminin artması olabildiği gibi, savaşlar veya doğal felaketlerden sonra yaşanan bir yıkım da olabilir. Her toplumsal değişme, belirli bir zaman diliminde somut, fiziksel ve kültürel bir çerçevede birtakım insanlar arasında geçmektedir. Değişme bir süreçtir. Değişmenin yönü ilerleme olduğu gibi gerileme de olabilir. “Değişme” ile “gelişme” aynı şey değildir. Gelişme, az etkin şekillerden çok etkin şekillere gidiştir. Değişme bir durumdan daha iyi bir duruma geçiş biçiminde ise “ilerleme”, birden fazla yönde olursa “gelişme” olur. Toplumsal ekonomik, kültürel dünyalar, bütün insan ilişkileri sürekli bir değişim içerisindedir. “Değişme” deyiminin belirgin bir karakteri ve içeriği yoktur; ne iyiyi ne de kötüyü ifade eder, Sadece önceki koşullardan farklı bir durum, farklı koşullar gösterir. Değişme terimi, tarih çalışmalarını, ekonomide, politik bilimlerde ekonomik büyüme ve gelişmeyi, demokratikleşmeyi, küreselleşmeyi, politik sistemlerin farklılığı veya başarısızlığı gibi konuları içerir. Değişmenin kaçınılmaz olması, değişmenin sürekliliği, değişme hızının toplumdan topluma farklı olması, toplumdaki maddi özelliklerin manevi özelliklere göre daha hızlı değişmesi, değişmenin olumlu veya olumsuz yönde olması, toplumun farklı öğelerindeki değişmenin birbirini etkilemesi; toplumsal değişimin özellikleridir.

Fiziksel Çevre Koşulları, Teknoloji Faktörü, Kültür Faktörü, Demografi (Nüfus) Faktörü, Ekonomi Faktörü, İnsan Faktörleri; Sosyal Değişmeyi etkileyen bilinen faktörlerdir.

Topluma herhangi bir müdahale olmaksızın kendiliğinden meydana gelen değişme tipi olan ve toplumun İç dinamiklerinden veya dış etkileşimden kaynaklanabilen, planlı ve programlı olmayan değişme serbest toplumsal değişmelerdir. İki toplum arasındaki göçler, turizm faaliyetleri, kitle iletişim araçları serbest toplumsal değişmeyi hızlandırır.

Kendi kendine olmadığı planlı ve programlı şekilde yönlendirildiği değişme tipi olan Müdahale yoluyla Toplumsal Değişme İki şekilde oluşmaktadır.

a) Demokratik Planlı Değişme:Adalet, özgürlük, eşitlik gibi toplumun ortak faydası göz önünde tutularak yapılan ve toplumun denetimine açık olan değişmedir. Toplumda var olan veya gelecekte çıkması olası sorunların ve İhtiyaçların giderilmesi amaçlanır. Demokratik değişimin planlanmasında yöneticiler, bilim adamları, toplumu temsil eden siyasi parti, sendika, dernek gibi gruplar, uzmanlar katkıda bulunurlar.

b) Baskı Yolu ile Toplumsal Değişme:Toplumun yapısının zorla değiştirilmesidir. Genellikle diktatöryal ve otokratik yönetimlerde gerçekleşir. Baskı yolu ile değiştirme, değişimi kısa sürede elde etmek için yöneticiler tarafından merkezi planlama ile yapılır. Halkın bu planlamaya müdahale etmesi veya planlamayı denetlemesi mümkün değildir. Bulgaristan’da bir dönem Türklerin isimlerinin zorla değiştirilmesi baskı yoluyla yapılan toplumsal değişmedir.

Bir toplumda ekonomik büyümeyle birlikte kültürel ve sosyal alandaki ilerleme ile ortaya çıkan durum olan Toplumsal gelişme, bir toplumda halkın ekonomik gelirinin yükselmesi, yatırımların ve üretimlerin artmış olması ile birlikte sağlık, güvenlik, alt yapı, şehirleşme, kültürel öğeler gibi alanlarda da ilerleme olmuşsa o toplumda toplumsal gelişmeden söz edilebilir. Toplumsal gelişmenin öğeleri ekonomik büyüme, orta sınıflaşma ve toplumsal bütünleşmedir.

1. Ekonomik Büyüme:Ekonomide nicel olarak, üretimde, verimlilikte, gelirde medyana gelen iyileşmedir. Ülkenin zenginleşmesini ifade eder.

2. Orta Tabaka Genişlemesi:Toplumsal Tabakalaşma sisteminde alt tabakadaki insanların yaşam tarzlarının iyileşerek, yükselerek, gelişerek orta ve üst tabakalara yükselmesidir. Böylece toplumun olanaklarından alınan payın daha adil dağıtıldığı, gelir durumunun dengeli olduğu eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel olanaklarından halkın birbirine yakın düzeyde yararlandığı durumdur.

3. Toplumsal Bütünleşme:Toplumdaki bireylerin ortak duyguları, değerleri paylaşması, aralarında iletişimin, dayanışmanın yüksek olması insanların, kurumların bir arada bulunmasını sağlar. Toplumu meydana getiren maddi ve maddi olmayan öğelerin bir anlam belirtecek ve işleyen bir bütün olacak biçimde birbirini tamamlamasıdır.

Toplumu oluşturan kurum, grup ve örgütlerin işleyen bir bütün oluşturması ve özellikle bir iş bölümünden oluşan fonksiyonel (işlevsel) bütünleşme ile toplumu bir arada tutan ortak değerleri paylaşmayı ifade eden (İnanç birliği, ülkü birliği, tarih bilinci, vatan sevgisi gibi.) bir anlam etrafında bütünleşme olmak üzere iki şekilde meydana gelir.

Bir toplumda kültürün maddi ve manevi öğelerinin birlikte işleyen bir bütün oluşturacak şekilde birbirini tamamlayamamasına ise Toplumsal Çözülme denir. Toplumsal bütünleşmenin tersi bir durum olan toplumsal çözülme ile toplumsal kurumlar arası işbirliği azalır, toplumun manevi değerlerine olan inanç zayıflar, toplumsal sorunlar artar. Toplumda cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi, meslek vs. özelliklere göre işlerin verimli bir şekilde paylaşılamaması yani işbölümü yetersizliği, toplumsal yapıyla uyumlu örgütlerin oluşturulamaması, toplumsal kurumların çözülmesi, toplumu zor sorunlarla karşı karşıya bırakan ve çözülmeye neden olan etkenlerdir. Ayrıca; Toplumu bir arada tutan vatan sevgisi, tarih bilinci, din gibi değerlere olan inancın zayıflaması gibi milli ve manevi değerlerin zayıflaması: toplumsal çözülmeyi hızlandırır.

Toplumsal değişim ile kurumsuzlaşma nedeniyle bireylerin önündeki yol haritaları, kurallar, rehberler önemini kaybetmekte, daha önceki hak ve görevler, roller ve sorumluluklar değişmekte, kaotik yapı ve ilişkiler artmakta, güven verici bağlar çözülmekte, aile limanı kaybedilmektedir

Yaşadığımız topluma yönelik bir analiz yapmak üzere sorular yöneltirsek; Toplumsal değişimimiz; serbest mi müdahale yolu ile yapılan toplumsal değişmedir?, toplumsal gelişmemiz ilerleme yönünde mi yoksa gerileme yönünde midir? Toplumumuz çözülmekte midir?

Yoksa değişimimiz hepsinin kümülatif toplamı mıdır?

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Nizamettin Bey... Öncelikle çok değerli bir blog yazmışsınız. Sonrasında aynı bloğu aynı maddelerden ve TÜRKİYE GERÇEKLERİ ÜZERİNDEN YENİDEN YAZMANIN ÇOK UYGUN OLACAĞI KANISINDAYIM. Ve bence yazmalısınız da ve son dönemlerde okuduğum en iyi blog... Elinize sağlık

ERIC VAN BUYTEN 
 04.11.2016 17:01
Cevap :
Merhaba sayın yazarım, kadına dair bir kitap projem var kaynak olarak 200 kitap edindim, önerinizi dikkate alacağım, Türkiye gerçekleri kadın perspektifinden hüzün ve üzüntü veriyor maalesef, teşekkür ederim, selamlar  05.11.2016 9:33
 

(2) alanda yapılan ciddi ilerlemelerdir. Diğer yandan bir olumsuz örnek hâlâ ÖTV alınması, bu verginin de KDV'sinin hesaplanarak tüketiciye yıkılması adil olmayan bir vergi uygulamasıdır ve sosyal devlet olgusuyla çatışır. Kadına şiddet, kendisi gibi olmayanı, düşünmeyeni ötekileştirmenin devlet politikası olma yönünde adımlar atılmasına ciddi bir örnek en son yaşadığımız şortlu bir hanımın tekmelenmesi karşısında başbakanın dehşet verici açıklamasıydı: "Vurmayın, mırıldanın." Bu da bir tür şiddettir ve bu psikolojik şiddeti bizzat başbakanın cesaretlendirmesi akıl alır gibi değil. Ülke olarak ne kadar ileri ya da geri olduğumuzu yönetim biçimini hala tartışmamıza bakarak da kolaylıkla belirleyebiliriz. Akademik dilin alternatifi avam bir dil değil elbette, bu konuda aynı görüşteyim. Yalnızca okuyucuların sanki bir kitabı değil sizi okuduklarını hissetmelerinin, konuya sahiplenmelerini ve katılımlarını kolaylaştıracağını düşünüyorum. Seçiminize elbette saygı duyulmalıdır. Saygıyla.

Güz Özlemi 
 25.10.2016 20:53
Cevap :
Ciddi ilerleme kavramı göreceli ve subjektiftir. Aslında çoğunluğun reylerinin tercihi ile iktidar olan ve o çoğunluk yaşamımızı belirliyor parlamenter demokratik sistemde. KDV uygulamalarından tutundan da kadın, çocuk ve hayvan hakları dahil vb. iç siyasi pratik yapısı ben daha iyi yönetirim diyenin ve onu tercih ederek teveccüh gösteren bireyin sorunu. Dil konusundaki düşüncenizle örtüşüyorum. İlginize ve dil konusundaki yapıcı eleştirinize çok teşekkür ederim, iyi dileklerimle, selam ve saygılar.  26.10.2016 16:51
 

Tekrar merhaba, düşünce farklılıkları son derece olağan. Yorumumu biraz genişletirsem belki çok benzer düşüncede de olabiliriz. Toplum olarak gelenek, inanç, kültür, eğitim, sosyo-ekonomik düzey gibi alanlarda o denli ayrıyız ki ben bunu homojen olarak tanımlayamıyorum. Zaten bildiğiniz gibi ayrıntıya ya da diğer deyişle alt gruplara inildiğinde ayrışma da başlıyor. Şu anda ülkemizin bulunduğu karmaşa müslümanın müslümanla kavgası değil mi örneğin? Yıllardır sol-sağ, alevi-sünni-Türk-Kürt, laik-dindar kutuplaşması yaratılmaya çalışıldı ama bu ülkeyi bölmeye yetmedi, şimdi müslüman müslümana kırdırılmaya çalışılıyor. Diğer konu bildiğiniz gibi sosyal devlet kavramı toplumun ve bireylerin refahını, sosyal güvenliği ve sosyal adaleti kapsar. Bu bağlamda belki gelişme değil ama ilerleme olduğunu gözlemliyorum. Şöyle ki e-devlete geçiş, sağlık alanında özel hastanelerin SGK'lara hizmet vermesi, hastane doktorlarının muayenehanelerinin kapatılması benzeri hasta lehine uygulamalar bu (1)

Güz Özlemi 
 25.10.2016 20:47
Cevap :
Düşüncede farklılık benim kesinlikle beklentimdir, ben akstoplumun epistomolojisinin yani düşünce yapısın homojen olduğunu düşünüyorum. Alt grupta konsolidasyon yani birleşme daha da yoğun oluyor sayın yazarım. Ülkemizdeki çatışma veya ayrışma sizin de ifade ettiğiniz gibi emperyalisttir, dış kökenlidir. Sayın yazarım çağın getirdiği değişikliklerin Ülkemize yansımaları mutlaka olacaktır, özellikle sağlıkta tesis aletlerin değişimi,gelişimi konusu kapitalist bir yaklaşımdır. Önleyici sağlığın olmadığı yani hastalıkların özellikle kalp, kanser, tüberküloz verem vb. son 10 yıllarda artış oranı %500 bandındadır. Sorun şu ki sistem sizin hasta olmanızı istiyor müşteri algısı ile size bakıyor, batılı normda sağlık için alım gücünde değişiklik artış olmayan bireyin Ülkesinde son derece teknolojik aletlerin olması değil hastalıkların ne kadar önlendiği tartışılır. Zira alt yapı ve e devlet çağın gereğidir. Son 10 yılda bilişim sektöründe, dünyada ne kadar gelişme olduğunu biliyor musunuz?  26.10.2016 16:42
 

Sanıyorum bu blog sosyoloji ya da güncel başlığı altında daha doğru ve hak ettiği yerde olurdu. Yazınızın sonunda sorduğunuz soru bizim gibi kültürel ve değerler açısından homojen yapıya sahip olmayan bir ülke için çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Şu an yaşadığımız değişim çeşitli alanlarda farklılık gösteriyor bana göre. Ekonomik yönde ilerleme, demokratik anlamda bunun tersi, bazı yönlerden de gelişme olduğunu düşünüyor, diğer yandan ilginç bir karşıtlık olarak sosyal devlet olgusunda da ilerleme olduğunu gözlemliyorum. Bir eleştiri değil de bir dilek olarak bu tür nitelikli yazıların daha az teknik ve akademik bir dille yazılmasının ulaşacağı okur kitlesini artıracağı ve bu bağlamda tartışma kültürüne olumlu anlamda katkıda bulunacağı düşüncesindeyim. Selamlar, saygılar.

Güz Özlemi 
 19.10.2016 12:40
Cevap :
Sayın yazarım, Kategori konusundaki önerinize katılıyorum ama okunma oranını etkilediğinden doğrusu bu yöntemi tercih ettim. Homojen olmayan yani Heterojen bir toplum yapısı olduğumuz konusuna katılmıyorum, toplumun sosyolojik yönelimlerine eğilimlerine bakınca bunu görebiliriz. Sosyal devlet olgusundaki gelişimi nereye endeksliyorsunuz bilmiyorum ya da anlamadım ama sosyal devlet insanını yarınını garantiye almış olan devlettir vatandaşının yarın kaygısı olmayan devlet yönetimidir. Eğer insanlara yapılan yardımları kast ediyorsanız bu sadece sadaka devleti tanımına uygundur. Ah evet dil konusunda bende mustaribim ama inanın böyle bir konunun yumuşatılması ve dilinin avam hale getirilmesi yazıyı hazırlamaktan daha zor bunun çaba göstereceğime dair söz verebilirim. Kültürel anlamda olumlu katkı sunmak benim şiarlarımdandır. Çok teşekkür ederim, iyi dileklerimle, selam ve saygılar.  19.10.2016 16:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 883
Toplam yorum
: 3748
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2659
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster