Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '18

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
52
 

Toplumsal Huzura Giden Çetrefilli Yol

Toplumsal Huzura Giden Çetrefilli Yol
 

Dinlemek Saygıyı Doğurur


Artık hepimiz her şeyi çok fazla biliyoruz. Bence günümüzdeki en büyük problemlerin başında geliyor. Her konuda bildiğini zannetmek. Her şey hakkında bir şeyler bilmek ama hiçbir şeyi tam bilememek. Ortaokul ve Lise dönemlerimde standart olarak İngilizce öğrenimi gördüm sonra Üniversite’de bir sene İngilizce dersimiz vardı toplamda 7 yıl boyunca zorunlu olarak İngilizce öğrenimine maruz bırakıldıktan sonra benim dönemimdeki çoğu gencimiz gibi bende İngilizce hakkında bir fikri olan ama asla iki kelimeyi bir araya getirip bir cümle oluşturamayanlardandım. Sonrasında özel dershanelerle ilgili deneyimlerim oldu ki bu konuda da çok fazla şey yazabilirim ama konumuz olmadığı için es geçiyorum. Sonuç hala bir arpa boyu yol gidememiştim. Denemediğim yöntemlerden biri olan özel ders almayı çare olarak düşündüm. Ders almaya başladığım İngilizce öğretmenimin bir sözü benim kulağıma küpe olmuştur. Bana dedi ki “keşke hiç İngilizce bilmeyen biri olsaydınız. O zaman çok daha kolay biliyordunuz ancak sizin büyük bir temeliniz var ama parça parça ve bir çok hata da içeriyor ve biz bu yanlış  temel üzerinden İngilizce bilginizi oluşturmaya çalıştığımız içinde çok daha fazla zorlanıyoruz.”  

Şimdi insanların arasına karışın toplu taşımalarda, kafelerde veya herhangi bir yerde onları rahatsız etmeden konuşmalara kulak misafiri olun insanlar her konuda o kadar büyük laflar söylüyorlar ki siyaset, ekonomi, spor, trafik, sosyoloji, psikoloji ve hatta tıp. Herkes her konuda bir uzman edası ile konuşuyor. internetten okuduğu, sosyal medyada karşılaştığı veya TV karşısındayken seyrettiği birçok bilgi ile kendilerini çok fazla donanımlı olarak görüyorlar.

Bu durumun sonucu ne mi oluyor? Hepimiz çok konuşuyor ama dinlemiyoruz. Neden dinlemiyoruz? Çünkü zaten her şeyi çözmüşüz. Çok biliyoruz. Karşımızdaki insanın bize anlatabileceği hiçbir şey yok ki. Kişisel gelişim kitapları okumuş veya bu konuda videolar seyretmişiz. Ünlü düşünürlere atfedilen birçok sözü dilimize pelesenk etmişiz. Birçok uzman olduğu söylenen kişilerden gerekli gereksiz bilgileri beynimize doldurmuşuz. Birde biz kendi düşüncelerimiz ile bunları harmanlamışız. Zaten her konunun uzmanı olmuşuz.

Sokrates “bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” demiş iki bin küsur yıl önce. Bence tek bilmemiz gereken şey budur. Elbette ki hepimiz bir şeyler bilmekteyiz ama herkesin bir uzmanlık alanı olmalı. Uzmanlık alanı olduğunu gösteren sonuçları olmalı. Başarılı çalışmaları olmalı. Hayat enerjisini bu uzmanlaştığı alanlarda harcamalı ve diğer konular ile karşılaştığında eğer gerçekten gerekiyorsa o konunun gerçekten uzmanı olan kişilere ulaşarak onlara danışmalı ve çözüme kavuşturmalı ama ondan bir çözüm aldı diye kendini o konunun uzmanı saymamalı.

Ancak ve ancak o zaman neyi bilip aslında neyi bilmediğimizi kabul etmeye başlayabiliriz. Neyi bilmediğimizi kabul etmeye başladığımızda da dinlemeyi öğrenmeye başlarız. Bu durumda toplumsal saygıyı geliştirecektir. Toplumsal saygı da toplumsal huzuru beraberinde getirecektir.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 109
Kayıt tarihi
: 19.11.18
 
 

1972 yılında merhaba dediğim hayatta istatistik alanında lisans, işletme yönetimi alanında da yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster