Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
307
 

Toplumsal huzuru istemeliyiz..

Memlekette herkes depresyonda. Herkes gergin ve streste ve mutlu değil. Düşünüyorum da İngilterede kaldığım günlerde insanlar öyle relaxtı ki. Sohbetlerin tek konusu yeni çıkan bir film veya evin hayvanı idi. 3 saat boyunca Golden Retriver Kyle isimli köpeğin neler yaptığını, nasıl koştuğunu konuşuyorlardı. Bir gün sordum yahu hiç politika konuşmaz mısınız diye. Pardon dediler. Bunu konuşan düşünen insanlar var.

Birgün canım çok sıkkın. 21 yaşındayım o zamanlar. Yani çok genç. Param az. Okul var ve evi deli gibi özlemişim. Bromley Kent de evden istasyona doğru yürüyorum. Kaldığım aile felaket. Akşam kursları 70 pound ve param yok. Sigaramın 10 lu paketi 2.35 pound. Sayarak ve saat tutarak içiyorum. Karnım aç. Yolun kenarında yolcu indirmiş bir otobüs şöförü kolumu tuttu. Önce çok korktum. Grantuvalet. Blazer bir ceket , karavat 50 lerin üstünde bir ihtiyar delikanlı. Pardon dedi. Neden bu kadar kaşların çatık. Niye bu kadar mutsuz görünüyorsun. Önce şaşırdım sonra çekinerek yabancı olduğumu söyledim. Yine aynı şeyleri söyledi ve ekledi bak kuşlara cıvıl cıvıl, hava güzel pırıl pırıl. Kafamı kaldırıp baktım. Gök masmaviydi. Gençsin, güzelsin. Hayat senin dedi. Gülmen lazım. Ona şöyle bir baktım. Ve güldüm. Bak dedi nasıl yakışıyor. Hep böyle gülmelisin. Aynı bizde olduğu gibi değil mi?

İnsanlar asla negatif şeyleri takip etmiyordu. Hayatta hep gülecek şeylere bakıyorlardı. TV dizileri bile hep komedi idi. TV de şiddet içeren haberler yasaktı. Kanlı canlı programlar yoktu. Polisler silah taşımıyordu. Anlamıştım ki insanlar birbirlerine son derece duyarlı ve saygılı idi. Kimse eve kaçta geldin kaçta gittin. Bunun ile ilgili değildi. 7 den 70 e herkes birbirine sınırsız saygılı idi.

Bir gün teknisyen bir arkadaş sizi akşama puba götüreceğim ama eve bir gidelim bakalım kızım izin verecek mi dedi. Şaşırdım. Eve gittiğimizde kızının 4 yaşında küçük bir kız çocuğu olduğunu gördüm şaşkınlığım daha da arttı. Bu ufacık kıza babası sordu izin verirsen arkadaşlarımı puba götüreceğim. Küçük kız bir bana, bir diğer arkadaşıma baktı ve olmaz bu akşam sana ihtiyacım var dedi. Babası peki kızım dedi ve biz gezimizi bir diğer güne erteledik. Bu saygı işte daha küçükten alışık oldukları bir şeydi.

Bizlerde ki bu her an yaşadığımız günlük stresli çatışmalar, TV lerde izlediğimiz programlar, gazetelerdeki depresif , karanlık manşetler bizleri her geçen gün daha da mutsuz kılıyor. Günler ve hayatımız bu kadar gri geçiyor. Gelecek korkusu içimize işliyor. İşte sırf bu yüzden birbirimize bu kadar tahammülsüz ve sevgisiz olduk. Ne acıdır ki artık bir savaş kaybetmeye gerek olmadan içten içe çöküyoruz.

Bence şiddetin en büyüğü bu. Apartman görevlisine günaydın diyorsunuz o size uzun uzun bakıyor bu da ne şimdi diye. Toplumsal huzura ihtiyacımız var. Ve her şeyden evvel saygıya. Saygı bizim ciddi kaybettiğimiz bir olgu. Bu konuda en büyük görev medyanın. Medya artık gözlerimizi ve kulaklarımızı kirletmekten vazgeçmeli. Elbette güzel şeylerde var memlekette ve bunları getirmeli beyaz cama. Bizleri bu kadar abuk sabuk doldurma hakları yok. Kavuşulmayan aşklar, aşiretler, öldürülenler, rüşvet alanlar, kötü politikacılar, zimmetine para geçirenler, cinnet geçirenleri değil hayatı, sevgiyi, saygıyı, kültürü, nezaketi, komşuluğu, arkadaşlığı, dostluğu ve paylaşmayı görmek istiyoruz. Bizi depresif yapanlar toplumsal bir suç işlemekteler. Bizleri kavgacı, hakları hep yenen, acı dolu, çaresiz insanlar olarak işlemeyi kesmeliler. Çoğunluğu böyle negatif göstererek bizi çoğunluktan biri haline getirmesinler diyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eğitim ve kültür imkanla elde edilen şeylerdir.Siyasi tercihlerini ekonomik teşviklerle yapan bir millet Teba olmaya mahkumdur.Kim hükümransa ona biat eder.Demokrasi refah eğitim ve kültür seviyesinin yüksek olduğu toplumlarda işe yarar.www.emekliassubaylar.org

h.kocabas 
 10.03.2008 23:15
 

Medyada gördükleriniz malesef manzarayı umumiyedir.Sistemin ürettiği suç ve suçlular.Milli gelirden aslan payı alan azılıklar ve sadaka ile yetinen çoğunluklar.Geçim sıkıntıları nedeniyle parçalanmış aileler ve sabah proğramlarında feryad-ı figan eden insanlar ve sadece parçalanmamış ailelerden sorumlu bir bakanlık.Öss kapısında bekleyen binlerce Genç ve Üniversite bitirmiş sayısız işsiz Gençlik.Çöp'ten ekmek toplarken hayatını kaybeden çocuklar ve aşiret düğünlerinde havaya saçılan dövizler.Temizlik maddelerine %18 Kdv sağlık harcamalarına akıtılan trilyonlar Sağlıksız bir bakanlık.Sosyal güvenlik Reformu safsatasıyla yapılan Fukaralaştırma operasyonları sokaklara dökülmüş milyonlarca işçi.Millileştirilmiş Eğitimi özelleştirme çabaları Özel bakım ve rehabilitasyon merkezlerine akıtılan trilyonlar eğitimsiz bir bakanlık.Sonuç mutsuz bir cinnet toplumu.Muasır medeniyetin neresindeyiz?

h.kocabas 
 10.03.2008 11:10
Cevap :
Sözleriniz çok doğru. Yerden göğe haklısınız. Fakat yinede herşeyin başında kültürel eğitim yok mu? Hayatın kendisi haksızlıklarla dolu ama yine de her konunun savaşı mümkün. Bu yanlışlıklara izin veren yine bizler değil miyiz.? Kadercilik ve kabul etme bizleri buraya getiriyor. Sistem sadece bizde yanlış değil ama bakın en fazla ezilmişlik içindeki siyahi amerikalılara yine de kendilerini ifade şekli dans ve müzik. Gücümüze inanmalıyız. Güç bireysel her kişide değil mi? İstemezsek kabul etmeyiz. İstemezsek seçmeyiz. Ama seçiyoruz neden? Çünkü yeterli derecede eğitimli değiliz. Ne istememiz gerektiğini bilmiyoruz. o halde öğrenmek lazım. Öğretmek lazım..  10.03.2008 20:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 867
Kayıt tarihi
: 03.03.08
 
 

1968 İstanbul doğumluyum. 1989 YTU Fen-Ed Kimya Bölümü mezunuyum. Kimyagerim. 10 yıllık evliyim ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster