Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
4957
 

Toplumsal mutabakat ne demektir?

Toplumsal mutabakat ne demektir?
 

Toplumsal mutabakatın resmidir


Toplum nedir?
Genel anlamıyla geniş halk kitleleridir, millettir. Fikirleri, yaşayışları, eğitimleri, statüleri, maddi durumları, inanışları birbirine benzemeyen; fakat birlikte yaşayan insanlar bütünüdür. Yani ortak ve farklı yanlarıyla bir toprağı paylaşanlardır. Örnek: Türk toplumu.

Mutabakat nedir?
Uzlaşma, anlaşma, uyuşmadır.

Toplumsal mutabakat nedir?
"Toplumun tamamının, birbirlerinin hukukuyla ilgili 'toplumsal uzlaşmaya' uyması, saygı göstermesi, "demektir. Bir kişinin veya bir grubun, toplumun diğer kesimlerinin haklarını yok saymaya, ortadan kaldırmaya kalkmamasıdır. Herkesin, birbirinin yaşam biçimine tahammül etmesidir. Bu tarif, evrensel anlayışa daha uygundur.

Peki, bize göre toplum nedir?
Bize göre toplum, belli bir ideolojiye hizmet eden STK'lar, üniversite rektörleri, baro başkanları, üst düzey askerler, üst düzey bürokrasi, cumhuriyet savcıları ve yüksek mahkemelerdir.

Bize göre "mutabakat" nedir?
Üst paragrafta yer alanların, kafa konforuyla uyuşan "şey" dir.

Şimdi yukarıdaki açıklamalara uyarak, "toplumsal mutabakatı" tarif edelim:
Yurdumuzda toplumsal mutabakat; "cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği, hukuku, hayatı, dini anlama ve yorumlama yetkisinin kendilerinde olduğunu vehmeden (yukarıdaki) lerin fikirlerine, düşüncelerine, yaşayışlarına, hükümlerine ve kararlarına" bila kayd-üşşart uymak demektir.

Kimse kaynağını onlardan almayan bir hakkı kullanamaz. Çizgi dışına çıkan herkes duruma göre postal, kanun veya medya yoluyla hizaya getirilir. Ahali, onların koyduğu kurallara uymak zorundadır.

Mahkemeler Türk Milleti adına karar veriyorlarmış. Öyle duydum. "Türk Milleti'nin" kadınlarının yüzde altmışından fazlası başörtüsü kullanıyor. "Türk Milleti'nin" yüzde seksenden fazlası başörtüsüne serbestlik tanınmasını istiyor. "Türk Milleti" adına karar veren Anayasa Mahkemesi ise başörtüsünü, anayasanın değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez 2. maddesine aykırı buluyor! Hadi şaşırmayın bakalım.

Sizce bu durum mantıksal, hukuksal, haksal, toplumsal hatta çarpıksal bir tersliğe işaret etmiyor mu? Bence ediyor. Burada da, "Türk Milleti" denince galiba, Türkiye'de yaşayan vatandaşlar değil, yukarıda saydığımız STK'larla, devlet kurumları anlaşılıyor. Bu durumda kararın "yanlış" olduğunu söylemek dürüstlükle bağdaşmıyor. Toplum veya milletten kasıt onlar ise, "toplumsal mutabakat" ta haliyle böyle olacaktır.

Sokaktaki vatandaş, gazetedeki yazar, üniversitedeki profösör, işçi, esnaf, şehirli, köylü yani herkes bir, "toplumsal mutabakattır" tutturmuş gidiyor. Toplum kim, mutabakat ne, kimsenin düşündüğü yok.

Kimine göre toplum, mezkur devlet kurumları veya oy verdiği partinin başkan ve üyeleridir. Kimine göre, ideolojisini borçlu olduğu fikir önderidir. Kimine göre, her gün okuduğu köşe yazarıdır. Bu yüzden kimse; suç sayılan, uğruna parti kapatma davası açılan başörtüsünün, "toplumsal bir gerçeklik" olduğunu düşünecek halde değildir.

İnsanlar, öylesine kirlenmiş bir laf bombardımanı altındalar ki, kulaklarının duyduğunu, gözlerinin yalanladığını farkedemiyorlar. Farketselerdi memleketimizde, "bundan yirmi sene önce türban diye bir mesele mi vardı?" lafını söyleyenlerin bulunmaması gerekirdi.

Umarım gene kendilerin çok akıllı sanan bazı recorder'ler, "türbanla başörtüsü ayrıdır, mahkeme türbanı yasaklamıştır, " kaydını okumazlar. Aslında bu tipleri mazur görmek lazımdır. Onlar, büyüklerinden "download ettiklerini" aynen aktaranlardır. Çünkü kendileri, kafanın sadece jöle sürmek için yaratıldığını sanmaktadırlar. İçinde beyin diye bir şey barındığının, bunun da düşünmeye ve fikir üretmeye yaradığının farkında değildirler.

Ak Parti'ye (% 47) oy verenler "toplum"dan sayılmıyor. Onu geçtik, MHP'ye (% 14) oy verenler de "toplum" dan sayılmıyor. Yani, milletin % 61' inin katılımıyla gerçekleştirilen bir anayasa değişikliği, "toplumsal mutabakat" la yapılmış kabul edilmiyor. Bu nedenle CHP, Anayasa Mahkemesi'ne dava açıyor. Zira bahsi geçen bu iki parti, kendini fasülye gibi toplumdan sayan "Türk Milleti'nin" bir talebini karşılayarak, "asil tuplumu" germiştir. Yani gerilim çıkarmıştır!

Şimdi Anayasa Mahkemesi, "Türk Milleti" adına bu davayı karara bağlayacak. Biz de bu konuda "Türk Milleti'nin" ne düşündüğünü öğreneceğiz. Halbuki mahkemenin önündeki anayasa değişikliğine 411 vekil oy vermiştir. Meclisin 411 üyesi, milletin ne düşündüğünü bilemediyse, mahkemenin 11 üyesi nasıl bilecektir?

İdeolojik bakışımız gerçekleri çarpıtmamıza, doğru yargılardan uzaklaşmamıza sebep oluyor. Bu noktada, vicdan sahibi olduğuna inananların kendilerini sınamalarını tavsiye ediyorum. Hukukçular dahil bütün insanların benimsedikleri fikirlerin, hayatlarını ve kararlarını etkileyebildiği bir gerçektir. Saygı duymamız istenen hukuku işletenlerin de insan olduğu düşünülürse, kararların su götürür bir yanı mutlaka olacaktır.

Şahsi çıkarlarımızı koruma uğruna uydurduğumuz argümanlar, yanlış hukuk yorumları, ters yüz edilen kavramlar dilimizi, anlayışımızı, akıl yürütmemizi, ruhsal yapımızı ve birlikteliğimizi sürekli dinamitliyor. Eğer biz ve bizden sonrakiler bu ülkede, farklı fikirlerimizle beraber birlikte yaşayacaksak, bu anlayışımızı acilen terketmeliyiz.

Her fırsatta ortalığı duman edip, sonra da karşı tarafa dönerek, " gerilim çıkarmayın" demenin dürüst bir davranış olmadığını da artık görmeliyiz.

Resim: www.zennube.com/newsgfx/kavga.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkede bürokrasinin ve basını yönlendiren kesimin ağır topları ile; Din, bilhassa İslam kavramını insan, toplum ve Ülke yaşamından tamamen ve artık hiç gelmemek üzere çıkıncaya kadar toplumla hiçbir zaman mutabakat hali olmayacaktır. Bu kesin bir dille beyan ediliyor. (Bakara suresi; 8-9, 11-12, 14, ve 120. ayetler) Hatta şimdi, çıkıp deseniz ki orta öğretimdeki karma eğitimde cinsel eğilimler nedeniyle çok sorunlar çıkmaya başladı. ABD de bile ayrı, yani bizim deyimimizle haremlik selamlık uygulaması yapılıyor. Bizler bunu yapmayalım. Erkek ve kız öğrenciler aynı kıyafetleri giysinler yani pantolon ceket. böylece tahrik unsurunu engellemiş oluruz demeye kalksanız yemin ederim darbe yapılır. Ama şahsen ben milli eğitim bakanı olsam bunu blöf olarak kullanırdım Başörtüsü yasağına karşı. Anında serbest bırakacaklardır. Orta öğretimdeki bu düzenlemeye ise sadece kız babaları onaylıyacak diğer herkes karşı çıkacaktır. Sizce de öyle değil mi? selam ve saygılar.

akar 
 11.04.2008 16:33
Cevap :
Sn. Akar: Kanaatim, bu ülkede sizin de bahsettiğiniz gibi, islamla ilgili hiç bir açılıma izin verilmeyeceğidir. Hür dünyanın, "yahu bu kadarı da fazla" diyeceğinden ve halkın, köklü alışkanlıkları dolayısı ile kıyama kalkacağından çekinmeseler, camiileri bile kapatmaya kalkacaklarına kalıbımı basarım. Nitekim 1950 öncesi dönemde, cenaze yıkayacak kimsenin kalmaması, o zamanın CHP'lilerini dahi kaygılandırmıştır. Yanılmıyorsam ilk imam-hatip okulu fikri de o zamanlarda hayata geçmiştir. Kısacası, "dinimizin ayakta kalmasını ölülerimize borçluyuz," desek yanlış olmayacaktır. Saygılarımla.  12.04.2008 13:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 698
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster