Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
407
 

Toplumsal şizofreniye doğru

Toplumsal şizofreniye doğru
 

http://www.inminds.co.uk/guernica.jpg


Sanırım toplumumuzun içinde bulunduğu ruh halini yansıtmak için bu deyimi kullanmak pek de yanlış sayılmayacaktır. Bu saptamayı yapmamın temelinde anayasa ve rejimin makasının değiştirilmesine uzanan türban tartışmaları yatıyor. Yazı yazmaya dürten ise, başbakanın dün akşam uçaktan inince yaptığı açıklamada, muhalefet liderinin “bunalımda” olduğunu ifade etmesi oldu. Tam da burada bir hatırlatma yapmam gerekiyor. 22 Temmuz seçimleri sonrasında ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde partilerin konumlarını da değerlendiren şöyle bir saptamada bulunmuştum: “Son cumhurbaşkanlığı seçim süreci, CHP ile diğer tüm partilerin ve sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan bazı kurumların tutumlarının açık bir biçimde farklılaştığını gösteren adeta bir turnusol kağıdı işlevi görmüştür. CHP dışındaki kurumların birbirinden farklı gerekçeleri bulunmakla birlikte, AKP’nin cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün seçim öncesinde herkesle yakınlık kurma ve herkesi kucaklamaya dönük gösterisinin de, cumhuriyetin laiklik ilkesini ön planda tutma kaygısı taşımayan kesimler üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Bu noktadaki temel soru Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı konusunda CHP’ yi rahatsız eden esasların neden diğer parti ve kurumlarda benzer bir etki oluşturmadığıdır. MHP açısından seçim öncesinde ön plana çıkarılan sert AKP aleyhtarlığının laiklik konusunda düğümlenmediği gerçeği beklenebileceği gibi net olarak ortaya çıkmıştır.” http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=58822

Bugün ise, başbakanın yaptığı açıklamalar doğrultusunda, MHP yeniden benzer bir konumda laiklik açısından sınanmaktadır. Burada başbakanın sözlerini hemen hatırlatalım: “Biz bu noktada varız. MHP, 'Ben de varım' diyor. Mesele yok zaten. CHP yoksa yok... Olanlarla beraber biz yolumuza devam ederiz". http://www.milliyet.com.tr/2008/01/17/son/sonsiy02.asp?prm=0, 424509243

Başbakanın yaptığı ilave bir saptama da, türban konusunda toplumsal bir mutabakatın zaten var olduğu ve siyasetin de buna çözüm getireceği yönünde kararlılık ifadesi olmuştur. Bu açıdan bakıldığında türban konusunda benzer bir politika izleyen MHP’den, AKP ile işbirliğine girmesini beklemek, yukarıdaki hatırlatma da dikkate alındığında siyaseten tutarlıdır.

Öyleyse her şey son derece normal ve ortada bir sorun bulunmamaktadır denebilir mi? Bu noktada başbakanın, ana muhalefet liderinin bunalımda olduğu teşhisini ifade etmesini dikkatli okuyunca, bunalımda olanın aynı zamanda türbanı rahatsız edici bulan ve endişeye kapılan toplumun belirli bir kesimi olduğu düşüncesine kapılıyor insan her nedense. Toplumsal bunalım da kendisini klasik depresyonda ve Fazıl Say örneğinde görüldüğü üzere; belirli bir toplum kesimi açısından, çevresindeki değişimden ötürü, ruhsal çöküntü, işine konsantre olamama, yaşamdan keyif alamama, demoralize, umutsuz ve tedirgin olma biçiminde kendini gösterebilmektedir. Peki toplumun çoğunluğunu oluşturan ve türban serbestisinde somutlaşan yönelişi benimseyen ve/veya buna karşı kayıtsız kalan kesimlere önderlik eden siyasi kadrolar açısından, “bunalımda olma” nitelemesinde bulunmak sağlıklı bir duruma karşılık geliyor mu? Bunalıma uğrayan kesim açısından bu durumu toplumsal şizofreniye yönelme olarak nitelemek kaçınılmaz olmaktadır. Diğer bir anlatımla, toplumun kişilik bölünmesine uğraması, delirmesi ve bu durumunun farkında olmayarak normal insanlara deli muamelesi yapması. O zaman her ne nedenle olursa olsun kadınların türban takmasının ve kapanmasının son derecede doğal bir durum olduğu ve bunu yadırgamanın ise anormal olduğu sanrısına kapılmanın açıklaması mümkün olabilmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cumhuriyeti içtenlikle benimsemiş olanlar zaten bu partilerin varoluş biçimini ve toplanan vergilerle kendilerine yandaşlar yaratılmasını asla içine sindiremedi. Hani laikliğin anlamı bile değiştirildi. Üstelik burada bile yanlış yorumlar oluyor. Sanki laiklik dini destekleyen bir kavrammış gibiymişçesine. Türban pilavını pişirip pişirip ortaya süren kendileridir. Bizler evet bir melankoli içine girdik ama sonu da pek çok şeyi göze almak anlamına gelebilir. Burada Yeni Anayasa taslağını incelediğimiz zaman bile toplumun çekilmek istediği çizgiyi görmek mümkün. Yargıyı dahi kıskacına almak isteyen bu zihniyete elbette yetti artık deme zamanı gelmiştir. Dindar insanların masum duyguları ile bu derece oynanması da işin ironik yanıdır. saygılar.

Ezgi Umut 
 18.01.2008 19:52
Cevap :
Sapla samanın iyice karıştığı bir dönemdeyiz. Doğru bilinen adına tutarlılıkla ve güç yettiğince ses vermeye devam. Katkınıza teşekkürler.  20.01.2008 21:56
 

Ne denli uğraşırlarsa uğraşsınlar bize bu etiketi yapıştıramazlar.O etiket kendi parmaklarına yapışır, sonrası da "...biz ne yaptık böylee..." diye alınlarını kaşırken bir de bakarsın o etiket onların alınlarıana yapışabilir.Bu ülkenin kendi tarihinden ve coğrafyasından kaynaklanan özgün dinamikleri vardır.Çanakkale'de, Galiçya'da, muhteşem Kurtuluş savaşı destanını yazarken de, genç ve diri bir Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla kurup yaşatırken de "bunalımda" idiysek, "şizofren, şizofren" bunları yaptık deniyorsa bu ima ayrı bir tartışma konusudur.Yanıtı buralara buralara sığmaz.Teşekkür ve saygılarımla.

Ersin Kabaoglu 
 18.01.2008 9:43
Cevap :
Alanım olmadığı halde, psikoloji ve toplumbilim konusuna girebilecek tahlillere ve terminolojiye dayanan bir yazı yazmak biraz cahil cesareti kendi adıma. Ancak, türban konusunda "toplumsal mutabakat bulunduğu" incisini ortaya fırlatmak ve buna isyan edebilecekleri de peşinen deli ilan etmek karşısında susmak ağır geldi. Bu başı çekmenin peşinden toplumun şizofreniye tutulma belirtisi gösteren çoğunluğu karşısında deli ilan edilmek ironik olsa da.  18.01.2008 10:46
 

çok güzel anlatmışsınız. Katılıyorum size... Tüm yaşananları da acı bir tbessümle izler oldum. Belki de artık sadece izleyen olacağız... Sevgilerimle

Ozlem Ozkulak 
 18.01.2008 8:02
Cevap :
Olan bitenin izleyicisi olmak yerine, canımızın yandığını kendimizce bağırarak dile getirmekten yana tercih kullanmak da bir eylemdir diye düşünüyorum. Bu insani tepkiye kayıtsız kalınamaz. Sevgiler  18.01.2008 9:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1038
Kayıt tarihi
: 12.06.06
 
 

Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F mezunuyum. Yüksek Lisans diplomalarımı G.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster