Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
282
 

Toplumsal sorunlarımız

Toplumsal sorunlarımız
 

TOPLUMSAL SORUNLAR


Sayın okuyucular, son dönemde ne kadar çok taciz, cinsel istismar ve tecavüz olayıyla karşı karşıya kaldığımızın farkında mısınız? Evet, sanki normal bir şeymiş gibi sürekli kadınlarımız, kızlarımız, küçük çocuklarımız cinsel saldırıya maruz kalmaktadır. Bu da toplumsal düzenimizin ve temelinde yatan medeni anlayışımızın günden güne bozulduğunu göstermektedir.

Öyle ki Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen küçük Irmak cinayeti anlatmaya çalıştığım durumun en acımasız, vahşi, kahredici halidir. Daha önce kaybolduğu ifade edilen ve katil zanlısının ağzından cinayet olduğu ortaya çıkan olayda, yürütülen arama çalışmaları sonucu 4 yaşındaki Irmak Kupal'ın cesedi toprağa gömülmüş halde bulunmuştu. Olay ise Manisa Alaşehir'de 14 Ekim günü sokağa oynamaya çıkan 4 yaşındaki Irmak  Kupal'dan haber alınamaması üzerine vuku bulmuştu. Evin  çevresindeki ormanlık alan ve dere yataklarında küçük kızın izine rastlanamamıştı. Çocuğun ayak tırnaklarındaki genetik rahatsızlığın etkisiyle  uzun süre yürüyemeyeceği ve kaçırılmış olma ihtimalinin ağırlık kazanması nedeniyle arama çalışmalarına 16 Ekim'de ara verilmişti. Sonrasında Irmak Kupal'ı öldürdüğünü katıldığı televizyon programında itiraf eden  zanlı Himmet.Aktürk, geniş güvenlik önlemleri altında Alaşehir Adliyesine sevk edilmiş ve mahkemece "canavarca hisle öldürmek" suçundan tutuklanmıştı.

Benzer diğer bir olaysa Muğla'nın Bodrum ilçesindeki bir Anadolu Lisesi'nde aynı zamanda futbol hakemliği de yapan edebiyat öğretmeni A.Y.’nin öğrencisine tacizde bulunması sözünü ettiğim olumsuzluğun son dönemdeki örneklerindendir. Yazılanlara göre olay, bir kız öğrencinin, kadın öğretmenine "Hocam, öğretmen A.Y., son sınıf öğrencisi ile beraber oluyor. Başka kız öğrencilere de müstehcen mesajlar atıyor. Okul idaresi de biliyor ama bir şey yapmıyor. Ne yapalım?" demesiyle ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine kadın öğretmen "Savcılığa gidin" önerisinde bulunmuştur. Sonrasında öğrencilerden biri durumu ailesine anlatmış ve öğretmen A.Y.’den şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca tacize uğrayan diğer 3 kız öğrenci de, savcılığa hem yaşananları anlatmış, hem de öğretmen A.Y. tarafından atılan mesajları göstermişlerdir. Suçunu itiraf eden A.Y. açığa alınırken, aynı okulda öğretmen olan karısı A.A.Y. de kız öğrencilere, kocası aleyhinde verdikleri ifadeleri geri almalarını istemiş ve açık bir şekilde tehditte bulunduğu iddia edilmiştir.

Öte yanda yakın zamanda yine bir taciz olayı ile karşılaşan Gülay Bursalı bulunduğu apartmanın camından düşerek yada saldırıya uğradığı kişilerce itilerek can vermiştir. Yani öyle ya da böyle cinsel saldırıdan kaçarken hayatından olmuştur. İstanbul’da özel bir üniversitede okuyan 20 yaşındaki Gülay Bursalı’nın olay sırasında önce erkek arkadaşı Engin Ö. darp edilmiş ve saldırganlar tarafından odaya kapatılarak tecavüz girişiminde bulunulmuştur. Bu sırada Bursalı ise kendini korumak için evin penceresine yönelmiş ve bulunduğu 10. kattan düşerek ya da saldırganlar tarafından itilerek hayatını kaybetmiştir. Sonrasında polis ekiplerince yapılan çalışmalar sırasında Gülay Bursalı’nın erkek arkadaşı olduğu belirtilen Engin Ö.’nün ‘kasten öldürme’  suçlamasıyla göz altına alınarak adliyeye sevk edildiği belirtilmiştir. Genç kıza tecavüz girişiminde bulundukları iddia edilen evin sahibi Cihan İ. ve yanındaki saldırgan Mehmet V. hakkında da yakalama kararı çıkarılmıştır. Fakat hala yakalanamamıştır. Suçluların bulunmasını bekleyen genç kızın acılı babası “Kızım namusu için hayatından oldu. Kızımın kanı yerde kalmasın. Bu olay araştırılmalı. Her yerde intihar ettiği yazılıyor ama belki de kızım öldürüldü. Failler bir an önce bulunsun” demiştir. Anne Halise Bursalı ise “Kızım 20 yaşında gencecik bir kızdı, başına gelenlere benzer olayları kim bilir kaç kişi daha yaşadı. Bu sapıkların hedefi olan kızlar maalesef hayatlarını kaybetmedikleri sürece dertlerini kimse duymuyor, anlatamıyorlar. Ben hâlâ kızımın odasına giremiyorum, içim acıyor. Kızımın katillerinin bir an önce bulunmasını ve cezalarını çekmelerini istiyorum. Biz yandık başkaları yanmasın. Bu kişilere en ağır ceza verilmeli ki diğerleri için caydırıcı olsun.” Diyerek sızı ve öfkesini dile getirmeye çalışmıştır.

Yine daha önce tecavüze uğrayan ve buna dayanamayıp canına kıyan Kayseri Melikgazi’de lise 12’nci sınıf öğrencisi Cansel K. bu anlatmaya çalıştığım kara tabloya bir diğer örnektir. Öyle ki Cansel K. öğretmeni Bayram Ö.’nün cinsel istismarına ve tecavüzüne uğrayınca durumu önce arkadaşlarıyla ardından da öğretmenleriyle paylaşmıştır. Ancak okul yönetimi olayın üzerini kapatmaya çalışması dolayısıyla bir sonuç elde edememiştir. Bunun üzerine Cansel K., evinde babasının tabancasıyla kendisini başından vurarak intihar etmiştir. Ağır yaralanan genç kız, hastanedeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştır. Ailesi ise olayla ilgili şunları söylemiştir.  “Okul yönetimine şikayet etmiş fakat olayın üstü kapatılmak istenmiş. Olaydan bütün arkadaşlarının haberi var. Matematik öğretmeni Kayseri kapalı ceza evinde. Mahkemede suçunu itiraf etmiş. Öğretmen, okul yönetimi ve hatta Milli Eğitim Bakanlığı hakkında tazminat davası açacağız. Sorumluların ceza alması için elimizden gelen ne varsa yapacağız.”

Son dönemde yüreklerimizi burkan, ''lanet olsun böylesine'' dedirten olayları kısa kısa sizlerle paylaşmaya çalıştım. Fakat inanın durum yazdıklarımdan daha tiksindirici boyutlardadır. Konuya başka bir bakış açısı kazandırmaya çalışsak oda mümkün değildir. Zaten böylesinin bir adı, izah şekli de yoktur. Ayrıca neyin beklentisindedirler, nasıl bir düşünce yapısına sahiptirler anlaşılacak gibi değildir. Böylesi toplumsal davranış bozuklukları geleceğimize olumsuz yansımaktadır. Kızlarımız, kadınlarımız, çocuklarımız sokağa çıkmaya fazlasıyla çekinir hale gelmişlerdir. Ve her geçen gün daha da kötüye gideceği hissine kapılmaktadırlar. Kanımca bunun tek çözümü ise aile içi eğitimle olacağıdır. Toplumsal gerçeklerin, makul ve tüm insanlığa yaraşır yaşantıların öğrenildiği tek yer ailedir, orada alınan eğitimdir. Kadın olsun, erkek olsun her iki tarafında yaşam hakkının eşit olduğu, toplumsal yaşamın karşılıklı güven ve saygıdan geçtiği öğretilmelidir. Zaten böylesi bir geleceği oluşturma düşüncesi ile hareket edildiğinde bir çok sorunda kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Umarım bundan sonra kötüye değil, iyiye giden bir hayat bizleri bekler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 176
Kayıt tarihi
: 11.08.15
 
 

Bolu'luyum. 24.09.1984 doğumluyum. Özel bir şirkette muhasebe satış memuru olarak çalışıyorum. Ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster