Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1028
 

Toplumsal tehlikenin farkında mısınız?

Toplumsal tehlikenin farkında mısınız?
 

Sosyal medya her yerde...


Sizce haberin amacı nedir? Ben uzun yıllardır şöyle düşünüyordum: İzleyicilere tarafsız, güncel, toplumu ilgilendiren konularda haberleri sunmak...

Basın gücünü halktan alsa da, geçimini sağlamak için bir takım gelirlere ihtiyacı vardır diye düşünebiliriz. Günümüzde bazı medya kuruluşlarının birilerine yakın haber sunması, bazı konuların reklam kokması, iktidara yakın durması bir yere kadar belki anlayışla bile karşılanabilir. Ancak son zamanlarda özellikle haber kanallarını her açtığımda nefret dolu toplumsal karmaşayı görmek, ülkemizde böyle bir durum olmadığı zamanlarda diğer ülkelerdeki toplumsal patlamaların haber yapılması, o da olmazsa mahalle kavgalarına kadar girip ekranda mutlaka bir kaos havası estirilmeye çalışmasının sebebi sizce ne olabilir?

Dün akşam "Endonezya'da yapılan zam sonucu litresi 1,2 liraya çıkan benzine isyan eden halk ortalığı savaş alanına çevirdi" haberini izledim. Bu haberin veriliş şekli ve spikerin yorumu da, sizin de tahmin edeceğiniz gibi "Bizde litresi neredeyse 5 lira olduğu halde böyle bir tepki olmuyor" şeklindeydi...

İnternetin Gücü...

Sonra nedense düşünmeye başladım. Özellikle bu kaos haberlerini neredeyse görmek dahi istemiyordum ama aksine her geçen gün Ortadoğu'dan tutun da İspanya'nın iflas etme durumuna kadar her ülkede bir karışıklık vardı.

Ortadoğu'daki olaylara bakacak olursak, kitleleri toplamanın ve örgütlemenin en iyi yolunu çözmüşler: Facebook!

Acaba siteyi yapanlar bunu planlamış olabilirler miydi? Bilmiyorum...

Microsoft MSN denen sohbet uygulaması ile uzun yıllardır insanlara sadece sohbet etmeleri gereken bir ortam yaratarak, bu şekilde sosyal bir siteyi neden yapmayı düşünmedi?

Google açtığı günden beri GMAIL uygulamasıyla, neredeyse limitsize doğru giden kapasitesiyle insanlara neden bu hizmeti ücretsiz veriyor?

Kulaktan kulağa söylenenlere bakarsak, Google'ın mailleri taradığı ve burada elde ettiği verileri reklam amacıyla kullandığı yönündeydi. Eğer Gmail kullanıyorsanız, size gelen reklam maillerinde de bunu açıkca farkedebilirsiniz. Peki ya sadece bu değilse?

Benzer şekilde MSN için de yazışmalardaki bazı kelimeler filtre edilerek suçluların tespit edilmesi için kullanılıyor gibi sözler duyuluyordu.

Sosyal paylaşım sitelerinde ise durum biraz daha farklı. Doğum tarihinizden, arkadaşlarınıza, özel bilgilere, mesajlara, fotoğraflarınıza, birçok bilgi girilmekte. Bu sistem diğerleri gibi sadece yazıları takip etmenin dışında başka amaçlar için de kullanılabilir mi? Elbette mümkün...

Ancak insanlar şimdilik masumane bir şekilde herşeylerini sosyal sitelerde paylaşıyor. Bu siteleri kendi amaçları çerçevesinde kullanıyor. Kimi zaman okul arkadaşlarını bulmak, eski mahallesindeki dostlarını, eski sevgililerini ve daha birçok şeyi bu sitelerde arıyorlar. Kimi örgütler propoganda yapıyor, kimi kuruluşlar insanları örgütlüyor, olayları buradan duyuruyor... Neredeyse özel hayat hızlı bir şekilde sosyal paylaşım sitelerinde deşifre olmaya başlıyor.

Birgün bir bakıyorsunuz bir anket çıkıyor herkes oy veriyor, ardından bir haber paylaşılıyor, sonra bir takım şeyler beğenilerek insanlara ulaştırılıyor, birileri ünlü oluyor, kimi ünlüler fanlar kuruyor, kimilerinin bilmem kaç milyon hayranı oluyor...

Neredeyse bağımlısı olunan yerler haline gelen bu siteler, sokakların, kafelerin, parkların, yerini aldılar. Doğum günleri bu sitelerde kutlanıyor, yeni doğan çocukların ilk resimleri, iş arayanlar, alışveriş yapmak isteyenler, yeni bir ilişkisi olanlar, ünlüsü ve ünsüzüyle her şeyimiz sosyal paylaşım sitelerinde uluorta serilmiş durumda.

Dikkat ederseniz artık savaşlar yerini bilgiye ve bu bilginin nasıl kullanıldığına bırakmış durumda. Bilginin en çok dolaştığı yer ise internet.

Peki şunları düşündünüz mü hiç?

Herhangi bir ülke istihbarat için bu bilgileri kullanabilir mi,
Bu bilgilerin kullanılmasına kim karar veya izin verecek,
Bu kadar bilginin depolandığı sistemler ne kadar güvenli,
Bunu kim neden ücretsiz sunuyor ve finans ediliyor.

Sosyal paylaşım siteleri neden bedava...

Bugün bir web sitesi sahibi olmak isteseniz kısıtlı bir alanınız varken ve fiyatlar çok yüksek olduğu halde, sosyal siteler bu kadar büyük sistemleri nasıl ve hangi bütçeyle barındırıyorlar,

Neredeyse herşeyimiz ortaya döktüğümüz ve istenirse ülkelerin karakter yapılarının toplumsal analizini yapabilecek bu kadar bilgiyi birileri kendi çıkarları için kullanıp yönlendirebilirler mi? Böyle bir davranışta karşılarında onları durdurabilecek olan nedir?

Şimdi gelelim bu yazının başına ve haberlerle bu konuları biraz harmanlayalım...

Birkaç gün önce bir haberde Türkiye'de petrol, doğalgaz gibi kaynakların olmadığını ısrarla söyleyen yabancı bir petrol şirketi yetkilisinin konuşmasını dinledim. Kuzeyde Karadeniz'de doğalgaz çıkarken, ülkemizin doğusunda ve güneyindeki komşu ülkelerde petrol varken bizde çıkmamasına zaten bir anlam vermek imkansız.

Son zamanlarda bor madeninin dünyadaki kaynağın büyük çoğunluğu ülkemizde olduğu söylenip duruyor. Burada bor madeninde de bu "dünyadaki kaynağın çoğunun Türkiye'de olduğu" nasıl tespit ediliyor? Yani bütün yeryüzü nasıl taranıyor da, bizde bu madenin bu kadar çok olduğunu nereden biliyorlar? Tıpkı bizde petrol olmadığını tespit ettikleri yöntemle mi? Sizce de burada ciddi bir tezat yok mu?

Askerde acemi birliği sırasında bölük komutanımız olan (şimdi adını hatırlayamadığım) yüzbaşımız bize eğitim sırasında Türkiye'nin dünyadaki konumunu ve diğer ülkelerin nasıl iştahla bu ülkeyi istediklerini ayrıntılı bir biçimde anlatmıştı.

Farkındaysanız ülke olarak bizi sürekli "sessiz çoğunluk" olarak adlandıran bir söylem duyuyoruz. Olaylara seyirci kalan insanlarımızın kendi aralarında ve düşüncelerinde tepkilerinin ne olduğuna aldırmadan "sessiz çoğumluk" olarak hep seyirci kaldığımız söyleniyor. Ancak bu sessiz çoğunluğun neden sessiz kaldığı pek düşünülmüyor veya düşünülmek istenmiyor. En son sesini Çanakkale'de, Kafkaslar'da, Kurtuluş Savaşı'nda çıkartan ve artık savaş istemeyen, barış isteyen bir millet olduğumuzu görmek işlerine gelmiyoru belki. Her ailenin geçim derdiyle uğraştığını anlamak istemiyorlar. Belki neden tüketim toplumu olduğumuzu da, o zamanlar yokluk çekmemize ve elimizde avucumuzda hiçbirşey kalmamasına bağlamayı da görmek istemiyorlar. Belki bu yüzden sessiz kaldığımızı anlamak işlerine gelmiyor.

Bilakis belki de bunu iyi etüd etmiş olabilirler mi?

Yani bu yapımızı iyi çözmek için yıllarca çabalayıp, sonuçta teknolojiyi ve yenilikleri bu kadar sevdiğimizi görerek, bizi daha iyi anlamak adına bu sosyal siteleri kullanıyor olamazlar mı? Bu sessiz ülke insanını, en iyi ondan başka kim anlatabilir ki? O halde onu anlamanın en iyi yolu, maillerini okumak, sohbetlerini izlemek, sosyal sitelerdeki hayatlarını takip etmek ve yumuşak karnını tespit edip oraya vurmak bu ülkeyi çözmek için iyi bir yöntem olamaz mı?

Osmanlı İmparatorluğu nasıl çöktü...

Sosyal paylaşım sitelerinde herşeyimizi ortaya dökerek, neredeyse milyonlarca insanın çok iyi bir sistem kaydının tutulmasını sağlıyoruz. Buradaki bilgilerden hemen her ülkenin insanları hakkında bilgiler raporlanabilir. Medyanın da kullanılması sonucu o ülkede huzursuzluk, karmaşa ve kaos ortamı sizce de rahatlıkla yapılamaz mı? Bu siteleri kimlerin hangi amaçla finans ettiği ve neden ücretsiz olduğu sorusunun cevabı bu olabilir mi?

Bugünlerde ortalıkta sosyal paylaşım sitelerindeki bilgilerin ticari amaçla bazı şirketlere satıldığı söylentileri dolaşıyor. Acaba sadece ticari amaçla mı? Hatta sırf bu amaçla bile olsa, bana ait özel bilgilerin bir şirkette herhangi birinin elinin altında olması hoşuma gitmez. Belki işim gereği neredeyse hiçbir sitede doğum tarihim dahil doğru bilgi girmem...

Medya ve İnternet...

Gündemdeki en önemli konu şu günlerde eğitim sistemindeki 4+4+4 olarak ilk sırada görünüyor. Neredeyse terör konusunu bile geride bırakan bu konu iktidar partisi yani hükümet tarafından 28 Şubat'ın rövanşının alınması, muhalefet partileri tarafından da her konuda muhalefet olmak gerektiğini düşündükleri için hükümete yüklenmek için bir sebep gibi görünüyor. Medyada bu konuda yapılan her haberin ardından sosyal medyadaki tepkiler dikkatinizi çekiyordur. Birisi Atatürk hakkında bir laf etse, ertesi gün internette Atatürk resimleri ve Atatürk'ün sözleri dolaşıyor. Terör konusu gündeme gelse, ardından terörü lanetleyen mesajlar ve resimler paylaşılıyor. Hemen her şeyimiz göz önünde ve etkinin tepkileri, yönlendirmelerin başarıya ulaşıp ulaşmadığını web sitelerinden her an takip edebiliyoruz.

Televizyon'da her kanalın ve neredeyse her programın bir twitter hesabı var. İzleyicilerin hangi kanal ve programları çoğunlukla takip ettikleri, düşünceleri açıkça bu siteden izlenebiliyor. Sanırım yeni reyting ölçme sistemi twitter oldu.

Kısaca medyada çıkan her konuda toplumun nasıl tepki verdiği internetten rahatlıkla izlenebiliyor. Bu izleme sadece görüntüleme anlamında mı kullanılıyor, yoksa toplumu yönlendirmek için düşünce yapısı bu şekilde analiz edilebilir mi? Buna siz karar verin.

Benim bu konuda dikkatimi çeken de insanların sürekli bir taraf tutmaya zorlanması gibi geliyor. Yani spor bile bir kavga havası haline dönüştürülmüş durumda. Fenerbahçe'yi tutuyorsan Galatarasaray'lı senin ezeli rakibin, bilhassa dostun ya da arkadaşın olamaz. Milliyetçi bir yapın varsa, Kürtlere düşman olmalısın. Müslüman ve sünni isen aleviler, hristiyanlar, yahudiler düşmanın olmalıdır. AKP'ye oy verdiysen CHP'nin düşünceleri senin için önemli değildir ve hep yanlıştır. İzmir düşmandan kurtarılmamıştır, hala Gavur İzmir'dir. Ankaralılar İstanbulluları sevmez, aynı şekilde tersi de söz konusudur...

Toplum olarak en yumuşak yerimize bu günlerde sürekli bir yumruk yiyoruz. Yani biz savaş değil barış istedikçe, birbirimize karşı anlayışımızı ve toplumsal öfkemizi ayağa kaldıracak ne varsa önümüze seriliyor. Birisi Kürtse kesinlikle aynı zamanda terör yanlısıdır. Kürtçe konuşan birilerini görünce hemen terör düşüncesi aklımıza geliyor. Acaba toplumsal olarak bir yerlere yönlendirildiğimizi düşünmüyor musunuz? Bir derbi futbol maçında, maça giden bir taraftarın elindeki döner bıçağının anlamı başka ne olabilir?

Çocukluğumda birine kızdığım zaman adını tebeşirle mahallemizdeki arsada boş bir duvara yazardım. Mahalledeki çocuklar o arsada top, misket, çivi, gazoz kapağı oynar ve sohbet ederdik. Beğendiklerimizi de beğenmediklerimizi de orada yapar ve paylaşırdık. Akrabalarla veya aile içinde açıp fotoğraf albümüne bakardık. Bazı konular kendi aramızda kalırdı.

Günümüzde teknolojinin bize sağladığı faydaları inkar edemeyiz. Bilgiye ulaşmak hiç bugünkü kadar kolay olmamıştı. Çocukluğumda kütüphanelerde kitaplar arasında birşeyler ararken, bugün bilgisayar başında sonuca çok hızla ulaşmak mümkün. Ancak bunun yanı sıra teknolojinin olumsuz taraflarını düşünüp, dikkatli hareket etmemiz gerekiyor.

Farkındaysanız sizce de herşeyimiz çok fazla ortalıkta değil mi?
Yoksa ben mi kuruntu yapıyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uzun bir yazı ama,okudum.kuruntu yapmıyorsunuz, gerçekleri toparlayarak bize sunmuşunuz. İnternet ortamından elbette takip ediliyoruz.Bu kesin.Cep telefonlarımızın sinyalleri ile de uzaydan odalarımızın içini dahi görüntülüyorlardır.Zaman artık bu... yani;birileri bizi hep gözetliyor zamanı.

Bosnalı 
 01.04.2012 16:37
Cevap :
Yorum ve tespitiniz için teşekkürler...  01.04.2012 21:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 8377
Kayıt tarihi
: 08.04.11
 
 

2000 yılına 30 kala İstanbul'da doğmuştur. Liseden sonra her ne kadar üniversite okumaya yeltense..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster