Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
502
 

Toplumsal yalnızlık

Toplumsal yalnızlık
 

Gündelik yaşamın süslü kürkleri çekilince üstümüzden, ruhumuz çırılçıplak kalır. Neye sarınıp da örtsek diye düşünürüz ruhumuzu. Ancak görmüştür herkes göreceğini. Bir gün ayaklar aynı yalnızlık halısına takılacak, sırasıyla gülünecektir .

Bazı insanların şanssızlığı, ta bebekliklerinden başlamıştır halbuki. Semaya uzansa da başları neticede, onların hayatlarında bir ileri bir geri gidişler olmuştur. Herkes çarpmıştır feleğin göz kamaştıran duvarlarına. O nedenle ne pullu giysilerine kanmalıdır, ne küçümseyici bakışlarına. Diğer bazı insanlar daha mutlu da başlasalar yaşamlarına;  mevzubahis olan, kimin hangi ortamda ne zaman çırılçıplak kalacağıdır kibir örtülerinden sıyrılıp.

Herkesin kazanamadığı bir gönül vardır. Doktorun da iyileştiremediği hastası. Ancak canımız burnumuzda sürekli gediklerini kapatmaya uğraşırız ruhumuzun. Nedeni her neyse, ruhlarımızın gemileri çoktan su almaya başlamıştır. Biliriz. Teknoloji onarsa da çoğunlukla, düğmeye basacak tahammül kalmamıştır içimizde, gücümüz parmaklarda.

Kişisel gelişim deriz, nefes terapisi deriz, sosyallik deriz; uğursuzluğu negatif enerjisine bağlarız bazı insanların. Hayat yolunda talihsizliklerimizin günah keçisini seçeriz. Deriz, deriz. Ancak, çaresini bulamayız yalnızlığımızın.

Zaten kimseyi de beğenmeyiz. Kiminin toplumsal statüsü hoşumuza gitmez. Çocuğumuzun kapıcının çocuğuyla arkadaşlık kurmasını istemeyiz. Ancak, başkası aynı hareketi bize yaparsa münasebetsiz deriz.  Gene de uzayıp giden yalnızlıklarımıza engel olamayız. Çok "çiğ" de dursa, gene de belli kalıpları vardır arkadaşlık kurmak istediklerimizin. Ekonomik durumu iyi olursa belki iş ilişkilerine girebiliriz. Bir taşla iki kuş yani. Ya da iyi bir eğitimi varsa bize bedavadan danışmanlık verir. Kenarda bulunması iyidir bizim için. Doktorsa hastanede randevu ayarlar.  Yoksa bize evini, sofrasını açmış fark etmez aslında. Küçük bir hediyeyi layık görmeyiz bizim için kendini parçalamış olana da, yerden yere vuranı nereye oturtacağımızı şaşırırız.

Varoş semtlerinde düğüne gitmeme kararı almış olanını bile duydum. Düşünün artık. Gizli bir kast sistemini mi yaşıyor toplum?

Gene de korkarız, "kral çıplak" diyecek olandan.  Görmemezlikten geliriz. Ya da en iyisi kıskanç diyelim. Daha kolay açıklanabilir.  Allah muhafaza.  Güzeldir, nerelerde ne yediğimizi anlatmak; ya da nasıl tatiller yaptığımızı.

Komşunun çocuğuna iki saat sahip çıkarsak, "bakıcı" oluruz Allah korusun.

Alt kata akan borumuzu tamir ettirmektense, komşumuzla selamlaşmayız olur biter.

Gemisini yürüten kaptan nasılsa. Çok acı olduğunu biliyorum bu satırların.

Benim de cesaretim ve gücüm yok aslında, gerçek hayatta "ona"  "buna" bunları hayıkırmaya.

İçimi döküyorum kendimce. Ancak nedenlerini biliyorum toplumsal yalnızlığımızın:

Kaptanız hepimiz. Gemimizi yürüten kaptanlar.

Malum sona doğru gidiyoruz işte.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zulmetin içinden bir ışık huzmesi yakalayıp o ışığa doğru yetişebilmek iştiyakı kuşatmıştı tüm benliğini. Yaşadığı dünyanın daha doğrusu yaşamak zaruretinde olduğu dünyanın hengâmesinden bir nebze olsun sıyrılmak sükûnetin güzide ve mukaddes tutulduğu bir demde vuslata mazhar olan bir sevgili misali ona kavuşmak istiyordu. Zulmetin zulmünde mi yoksa görünmezliğinde mi zayi olmak kabil? Kestiremiyordu. Kapkaranlık bir mekânın en kuytu ve izbe köşesinden okyanusa doğru açılmak sessizliğin derinliğinde kaybolmak onun için ulaşılması kabil olmayan bir durak gibiydi. Şedit bir fırtınada rüzgârın heybetine karşı direnç gösteremeyen sağa sola yalpalayan sıska bir vücut gibi sallanıyordu. Ne zaman fırtına bertaraf olur o zaman diğerleri gibi dik yürümeye başlardı. Onun için hayalleri sarmalamak çölde serap gören bir bedevinin yaşadığı sevinç, ırak yoldan gelen bir yolcunun susuzluğunu gidermesidir. Yeis dolu kış günlerinden sonra kadim bir dost sıcaklığıyla içi ısıtan güneştir. Karanlığın ve ümitsizliğin prangası ne zaman kırılır meçhul? Zulmetin eşiğinden kurtulup hayallerin beşiğinde sallanmak munis ve masum bir çocukmuşçasına zevkle şevkle koşmak istiyordu. Fakat kabil miydi yine kestiremiyordu?

Sonbahar yaprağı 
 23.03.2013 17:05
Cevap :
Güzel cevabınız için teşekkürler. Hepimiz geldiğimiz yere gideceğiz. Bu yolda memnun olabilirsek ne ala.   24.03.2013 11:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 5190
Kayıt tarihi
: 20.05.12
 
 

Hukukçu bir anne.  Hayatta her şeyin kontrol edilemeyeceğini zor da olsa öğrendim.  Hayat, kısa b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster