Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '14

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1212
 

Toplumsallık ve bireysellik

Toplumsallık ve bireysellik
 

Google


Kavramlar indirgemeci düalizm, tez-antitez, diyalektik üzerinden tartışıldığı için çok hata olmakta, toplumsallık ve bireysellik için de böyle olmakta.

Bugünün toplumsallığı bir kölelik durumunda. Köleliğin karşıtı özgürlük, toplumsallığın karşıtı bireysellik olduğu için, bireysellik özgürlükçülük sanılmakta ama değil. Oysa bireysellik de kimlikleştirildiği an, bir toplumsallık ve dolayısıyla bir kölelik olmakta ve oldu da.

Toplumsallık devlet de demek olduğu için, anarşizm de devlet karşıtlığı olduğu için, anarşizm de özgürlükçülük sanılmakta ama devletsizliğin de (sürüsel bir) kölelik olabileceği / olduğu, çözülmekte / çözülmüş olan TC 2010-2015 için ortaya çıktı.

Tüm bunlara zihinbilim açısından bakarsak, tüm bunlar kognitif (bilisel) olarak değil, afektif (duygusal) ve donatif (davranışsal) olarak konuya bakmanın sonucu. Kognitif donasyonun, yazının bilmem kaçıncı milenyumunda bile, ne toplumsal, ne de bireysel olarak hala tanımlı olmadığını imlemek burada yeterli olsun.

Tüm bunlara felsefe açısından bakarsak, toplumsallık olsun, bireysellik olsun, konuya görüngü (fenomen) açısından bakıyor, varlıksal (ontik) veya epistemik (bilgisel) açıdan değil.

Varlıksal bir bireysellik, davranışsız bir asal-yalnızlık oluyor. Epistemik bir bireysellik ise, ya 100 milyar kişide bir şeyler yaratmış 100 bin kişi, ya da bunları yazmak ve yaratmak oluyor.

Epistemik bir bireyselliğin 2 yönü var: İnformatik / kültürel ve kognitif / zihinsel.

Epistemik bir toplumsallığın 2 yönü var: Summalar / ansiklopediler ve kampüssel üniversiteler.

Kölelik veya özgürlük: Bir seçim var mı?

Duygusal davranışçılık veya davranışsız bilgi: Bir seçim var mı?

Toplumsallık veya bireysellik: Bir seçim var mı?

Diyalektik veya poliyalektik: Bir seçim var mı?

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli yazarımız Hakan Bey'in -felsefi ve anlamlı- yorumundan hareketle, negatif bir "özgürlük" tanımayla sorunun yükünün kısmen azaltılabileceğini düşünebiliriz. O tanım da şu ki; "özgürlük, daha çok yapmak istemediğin bir şeyi yapmamaktır da...". Saygılarımla...

Ersin Kabaoglu 
 22.12.2014 10:11
 

Öncelikle yazınızdan etkilendiğimi belirtmeliyim. Benim sorum ise şu: Her sabah beni dünya yeniden kuruluyormuşçasına güne başlatan güdünün kaynağı nedir? Nedir beni her günün akşamı var olmamın tüm yükleriyle geri dönmeme rağmen ertesi gün farklı olacakmışçasına arkamdan iten? Bunun bulabildiğim tek yanıtı ne yazık ki her şeye(köleliğe)rağmen varlığımı sürdürme içgüdüsü. Gerisi bu gerçeğin süslemeleri. İnsanlığın en gelişmiş halinin kutsadığı tek değer olan insan hayatının gerçekte hiç bir anlamı yok, olmayacak da. Bunu bile bile yaşamı sürdürmeye kodlanan bir varlığın "dram"ını yaşıyoruz. Eşitsizliğin, adaletsizliğin, kendinden başkasına zulmetmenin rasyonel kılınmasının temelinde bu yatıyor. Oyalanırken çıkar yol ise bana göre Kant'a rağmen kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmama bilincine varıp bunu estetik açıdan geliştirirken, yapma özgürlüğünü olabildiğince dizginlemek ve bunun ötesinde hiç bir baskıya boyun eğmemek üzere çizilen yoldan sapmakta. Saygılarımla.

Hakan Kildokum 
 26.11.2014 11:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster