Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
367
 

Toplumun dincileşmesi

Önder Sav denilen kişinin başına gelenlere gösterilen tepki, bir yaklaşıma örnek gösterilebilir. Bu yaklaşım, dine söz ettirmeyen, eden kişiyi suçlayan, buhardan nem kapan ve bunu söylemekte çekince görmeyen bir yaklaşım. Son yıllarda, dinsel konuların çok daha fazla gündemde olduğu aşikar. Çeşitli güncel konularda, dinsel yaklaşımın ne olduğu üzerinde ciddi ciddi konuşuluyor ve eylem kaynağı olarak başvuruda bulunuluyor.

Bunun anlamı şudur; dincilik yavaş yavaş egemen ideoloji olmaya başlamıştır.

Egemenin belli bir tavrı vardır. Düzeni kendi çıkarına göre kurar. Adil olan onun işine gelendir. Piyasada onun borusu öter, psikolojik üstünlüğü vardır. Toplumsal varlığı kuşatan unsurlar, bu egemene göre oluşur, merkezde bu egemen yer alır.

Bu aslında sosyolojik bir gözlem. Bütün toplumsal yapılarda egemen değerler vardır ve hepsinde benzer şeyler olur. Ancak, insancıl olan egemen yapılar olabilir. Ve bu egemene göre konumlanmayı engelleyecek bir egemenlik sistemi kurulabilir. Yani, insandan umut yok değildir vardır demek istiyorum.

Dincilik egemenlik savaşı veriyor ve kazanımları var.

Oysa gerçek nedir?

Tanrı, varolduğu bilinen değil, iddia edilen bir şey, insanın öznel bir inancı.
Peygamber ise çok daha temelsiz. Çünkü tamamen kişisel bir iddiaya dayanıyor.

Durum böyle olduğu halde, sanki gerçekten Tanrı varmış gibi, o gerçekten bir peygamber göndermiş gibi ve gerçekten bir kutsal kitap varmış gibi davranılıyor. Kardeşim öyle bir şey varsa, biz de bilelim de, biz de uyalım buna, ama Tanrı'ya da soralım, neden sana itaat etmem gerekiyor? diye.

Evet, tamamen inanç olan bir konunun, gerçekmiş gibi düşünülmesi, öğretilmesi, yayılması ve yaşantımızın törel kaynağı yapılması dinciliktir. Bunun adı budur. Bu din ve vicdan özgürlüğüne giren bir şey değildir.

Toplumu bekleyen böyle bir sorun vardır. Gerçek ters yüz edilmiştir. Traji komik olan, bu böyle kabul görmektedir. Toplum dincileştirilmektedir ve biz dincileşmekteyiz. Unutmayın, tekil insan aklı çok zayıftır. İnsanın psikolojisi çok daha güçlüdür. Toplum, çevre sizi öyle bir değiştirir ki, hem değiştiğinizi anlamazsınız, çünkü, değiştiğiniz şeyin akıl yürütmesini benimsemeye başlamış olursunuz, hem de önceki durumu yanlış bulmaya başlarsınız. Akıl, saf değildir, içeriğine göre düşünür. Ne kadar akletseniz de, temel argümanlarınızı tarafsız bir şekilde sorgulamadıkça belirleniminizi aşamazsınız. Belirlenimi aşmak karakter işidir. Öyle güçlü karakteriniz ve öyle rastlantılar olur ki, bütün belirlenimlerinize meydan okursunuz ve sonunda sizi esarete alan yanlış bilinçleri kırabilirsiniz. Nitekim, toplumun dönüşmesini sağlayan, zamanı gelmiş değişimin bu tarz kişilerde açmaya başlamasıyla olur. Toplum birden bire değişmez.

İlke şudur, asla, bir otoriteye boyun eğmeyiniz. Bu, özgürlüğün koşullarından biridir. Ancak o zaman iyi insan olabilrsiniz. Amaç iyi insan olmaksa, içimizde bu olanak varsa.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

anlamlı bir yazıyı kaleme alıp paylaşıma açtığınız için içten teşekkür ve saygılarımı iletmek istiyorum size. Elinize, zihninize ve yüreğinize sağlık!

Ersin Kabaoglu 
 31.05.2008 13:50
Cevap :
Gördüğünüz ve ayırt ettiğiniz için onlar size de aittir. Ben de size teşekkür edeyim.  01.06.2008 11:14
 

Dinci maskesi altinda her seyi rahatca yapabildikleri icin bu yolu seciyorlar. Ornek cok, en bagiran ornek ise TOKI nin Ihlas'in destegi ile reklam ediliyor olmasi bence.. Programlar dinci oldugunu savunan ama evlilik disi cocuk dunyaya getiren bayanlarin feryatlari ile dolu bunlar ilk aklima gelenler. Ama sunu da soylemek istiyrum, cevre veya toplum kisiligi tam geismemis ayaklari yere basmayan kisim uzerinde etkin olabilir ki onlarda bu yol deniyorlar. degil cevre tum Turkiye ugrassa beni Ataturkcu dusunceden ayirabilir mi, bunun bir mantigi var mi? o zaman insani akil hastanesine yatirirlar, dun neydin bugun ne oldun diye. Ama zaten hic bir fikre hic bir ideolojiye sahip olmayan kesimin bos fikir kabiidolduran akillilar cikiyor ne yazik ki? Yarin kur bakliyat, kömür veren CHP olursa o zaman hepsi yine halkci olur merak etmeyin.. selamlar

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 30.05.2008 9:08
Cevap :
TOKİ olayını bilmiyorum, ama doğrudur. İster 'kutsal' olsun ister başka bir nitelik, her sosyolojik yapının bir iktidar mücadelesi vardır. Bu mücadele her zaman, o yapının iyicil değerleriyle maskelenmeye çalışılır. Tekil insanda bile böyledir bu. Din konusundaki sorun, aslında bunun bir iktidar mücadelesi olduğunun gizlenmesi, ve naif, bireysel, masumane mazlum talebi haline sokulması. Oysa, 1. sınıf iktidar mücadelesidir. Hayatı biçimlendirme, kurma, ve kendine göre yönetme. Evet, burdaki adalet de, dediğim gibi, bu düzenin işine gelen olacaktır. Konuşuluyor konular, dış işleri bakanının söyledikleri, diyanetin söyledikleri, (dine göre, flört zinaymış, düşünebiliyor musunuz dinciliği, sen kimsin de benim ilişkime yasa dışı dersin, terbiyesiz) bütün bunlar, toplumu dincileştiren söylemlerdir, bunlardan siz de etkileniyorsunuz, istediğiniz kadar farklı düşünün. Çünkü, insanoğlu yumuşaktır, dış dünyayla ilişkisinde sürekli şekillenir ve şekillendirir.  30.05.2008 20:24
 

Din yeni vaz olunmadı Sayın Felsefice..İnsanlığın var oluşundan beri var.Bu ülke insanı da yeni Müslüman olmuş değil..Bugün bütün dünya dini arayışlar içerisinde..İyi ve doğrunun tartışılmaz bir kaynağı yoksa,her akıl kendine göre iyiler ve doğrular bulabilir..Annesini doğrayan delikanlının da kendince bir akletmesi vardır kuşkusuz..Tanrı buyruğunu yok sayarken aslında nice insan buyruklarının esiri olduğumuzu unutmayalım.Bugün tartışılmayan,doğmatik olan din midir,yoksa başka ideolojiler mi..? Bunu da bir düşünün..Selamlar..

ali açıköz 
 30.05.2008 0:40
Cevap :
Bu konulara duygusal bağınızın benden farklı olduğunu biliyorum. Eleştiri için sağolun, ama sizin söylediklerinize şu ya da bu ölçüde ben de katılabilirim ve yine de, yukarda söyledeklerimi de söyleyebilirim. Benim derdim, dinleri reddetmek değil, milyarlarca insan bir şekilde buna eskiden beri inanıyor bu bir gerçek.. ama yazıda belirttiğim temel gerçeklerin ters yüz edilmesi kabul edilemez. Benim eleştirim o dur. Dinler sanıldığı kadar nesnel ve temeli olan yapılar değildir. İnsanların, bu zayıf temellere dayalı olarak hayatlarını katetmelerini sağlamak, onlara böyle bir toplumsal örgüt sunmak, haksızlıktır. Ama kişi bireysel olarak bu ihtiyari yolları hayatında uygulayabilir, bu kendi tasarrufudur.  30.05.2008 20:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 465
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 937
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster