Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1410
 

Topraam şafak kaç? (2)

Pazartesi yeni bölüğümüzdeki ilk gecemizi geçirdik. Karargah Bölüğü’ nün ismi her ne kadar havalı olsa da, burada ‘Yamyam Bölüğü’ diyorlar. Çok fazla hırsızlık oluyormuş, gün boyu bütün askerler bizi uyardı. Hatta gece, yatmadan önce koğuşçu kendinden emin bir ifadeyle gece biz uyurken en az iki kişinin botunun çalınmasının garanti olduğunu söyledi. Nasıl kafama takıldıysa, gece yarısı dört beş kez uykum bölündü. Hatta son uyandığımda sanki boğazıma asılı duran cüzdanımı almak için boğazımı kesmişler ve kanın sıcaklığı omzuma akıyormuş gibi geldi. Sıçradım yatağımdan, sonra derin bir oh çekerek tekrar uykuya daldım. En korkunç geceyi geçirdim. Anlatılan hikayeler demek kafamıza işlemiş. Bunun dışında, çok büyük sıkıntılarımız şimdilik yok. Mesela, koğuşun manzarası gerçekten müthiş, ormanın içinde, kente hakim bir tepenin üzerindeyiz. Rüzgar öyle güzel esiyor ki... Doğa o kadar güzel numaralar yapıyor ki, arada bir dalıp gidiyorum. Mesela, dün dolunayın ormanın üzerindeki gösterisini 70 kokulu askerle değil de, güzel bir bayanla izlemek isterdim.

Burada sabah, akşam muhabbet şu: - ‘Topraam şafak kaç?’ - 258. - ‘Niye lan? Adam mı öldürdün?’ ‘Oooo, olum ben sana takıyorum.’ ‘Sana tam 30 günlük borum var!’ Ne oldu, zoruna mı gitti? 15 ay askerlik yapan gençler bize gerçekten uyuz oluyorlar. Bize burada herkes ‘poşet’ diyor. Kısa dönem askerin biri, zamanın birinde botları çamur olmasın diye dışarı poşetle çıkmış, o zamandan beri bütün kısa dönemlere poşet diyorlarmış. Bize bakıp iç geçiriyorlar: -‘Abi, senin gibi üç tane gördüm. Bir tane daha görücem. Hepsi bana taktı gitti. Ama bu sefer ben onlara takıcam. Çok kapasiteli adamlarla muhatap olmadığımı söylememe gerek yok sanırım. Yapacağınız muhabbet iki dakika sonra tıkanıyor, ve o kadar çok küfür duyuyorum ki... Hayatımda duymadığım laflar, müthiş rahatsız ediyor. Aslında askerlik Türkiye’de trajikomik bir hal almış durumda. Boş yere beslenen bir yığın adamdan bahsediyorum. Herkes arazi olmak peşinde. Rütbeliler dahil kimsenin yaptığı işten zevk aldığı ya da işine inandığı yok. Çok yazık... Burada üç temel ihtiyacım var: sıcak duş, telefon ve internet. Onun dışında çok şükür iyiyim. Kitaplarımı, dergilerimi içeri soktum, insanlardan bunaldıkça onları okuyorum, günlüğümü yazıyorum. Bütün iyi şeylere rağmen, ‘Sıkıştırılmışlık’ hissi insanın beynini yiyor. Özgürlüğünün elinden alınmış olması, sıcak banyo için merasimle 1, 5 km yol yürümek, sabah akşam sayılmak, zeka seviyesi düşük laflar dinlemek, her gün fasulye yemek... Olsun iyiyim, çok şükür çok iyiyim. Bugünler elbet geçecek ve hayata bomba gibi bir dönüş yapacağım... 19.09.2005

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1047
Kayıt tarihi
: 25.12.06
 
 

Bosphorus Investments, Atiye Residence, Gayrimenkul İçin Strateji Platformu (GİSP),  ODTÜ Şehir P..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster