Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '08

 
Kategori
Türk Mutfağı
Okunma Sayısı
287
 

Toprağı koruyor muyuz?

Toprağı koruyor muyuz?
 

toprağın bize armağanıdır,bilmiyorsanız tanıyınız evinizin ecza dolabına koyunuz.


Çevremizde yetişen bu ürünlere, diğerleri gibi içinde, dilimizin bile zor telaffuz ettiği bir takım gübreler konmaz .Zira yabancı dedikleri gübreleri kullanmazlar. Belki pahalı olduğundan belki de yaban kelimesi bizi, uzak tutmaya yettiğinden. Yetiştiricimiz kullanmaz. Doğal halidir. Yağmur sularıyla sulanır, dere çaylardan da istifade ile ekin diğer mahsuller yetiştirilir. Yıllar var ki, şimdi duyduğumuz hastalıkların isimleri bize yabancı veya yeni isimler. Yüksek tansiyon, kansızlık, şeker, bir takım cilt doku rahatsızlıklarının, bölgemizde azlığı , besinlerin yıllardır sadece hayvan gübresi veya kompostu gübresi denilen, sebze ve diğer yeşil yapraklı bitkilerin çürümesiyle elde edilen içinde, bitkinin gereği gibi gelişip büyümesini sağlayan, organik gübreyi oluşturmaktadır.

Komşumuz Mustafa bey, gübre suyunun , üst üste konulan, çabuk çürümeye meyilli sebze artıkları, ağaç dal yaprakları hayvan gübresi saman otlar( şeker artığı olan) küspe bunların konduğu iri bir fıçı. Ağzı az açık , yağmur suları hava kuru ise içine su dökülür. 40 gün olunca yanından delinir bağ bahçeye gübre suyu kullanılır .Bitkiler için son derece yararlı olan, adına komposto denilen gübresuyunu kullanırlar. Tarımda, sebzecilikte, çok fazla şey değişmedi. İyi ki değişmemiş yoksa; hastane kapılarını bekler olurduk. En önemlisi doğal olan sebze ve meyvelerin bu çeşit yetiştirme neticesi çabuk bozulmamasıdır.

Toprağı bakımlı , zamanında toprak analizleri yapılmış , çiftçisi tarafından tanınan toprak su ve güneş insan sağlığı açısından düşünülürse;bu üçlü saçayağı misali üretim yapmamak, akıllılık değil sanırım .Elin gübresine ihtiyacımız olmadığı gibi , acaip hastalıklarada hedef olunmamış olur.Bizler bu topraklar üzerinde yaşıyoruz .Başka yerlerden toplama değiliz , eskinin bir aspirin içmemiş , şimdi torunu neden hapsız iyleşmesin .İşte neden bu doğasından ayrı olmaz çabuk bozulur sebzeler gibi.Yaşadığım yerde sorunumuz yok ama her yer bizim diye anlatıyorum .Yoksa ekip biçen kontrollü üretenlerin çoğa tamah etmeyip sağlığı düşünerek üretenler iki kere kar ederler .Yazın yetiştirilen yaz sebzelerinin kışa hazırlanışında titizlik ve itina önemli yer tutar.Hanımlarımızın kınalı ellerindeki beceri , sabırla birleşince kış için mükemmel yiyecekler hazırlanır.
Eskilerin dediği doğru sanırım "denemek için her seferinde toprağı yorarsan ;kapanması güç yaralar açar.

Bilinçsizce kullanılan gübreler , sebze ve meyvelerin doğal yapısını bozduğu gibi, anormal büyük elma , karpuz olması, övünülecek değil, ah toprak... Diye öfkelenilecek durumdur.

Bu yapılanma sebze meyvenin doğal neslini de ileriki yıllara taşımada güçlük , gösterecektir.

Öğle ya sabırla , bilinçli , insan sağlığı yanında toprağında bir canlı olduğunu unutmadan yapılan her türlü ekim dikim , bilmeyenin gerçek bilenden öğrenme sistemiyle topluma insanlık vazifesi yapmanın huzurunu taşırlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 972
Kayıt tarihi
: 13.02.08
 
 

Kısaca öğretmen ve öğretenim. Yaşamayı yaşarken öğrenmeyi ilke edinmenin dustur olduğuna inananla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster