Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
429
 

Toprağımız- köylümüz

Tema Vakfıyla Necip Köyünün merasının açılışına katıldım. “Açılış” denince bir fabrika açılışı gibi gelir insanın aklına. Ama açılışların en güzeli böyle açılışlardır. Tamamen doğal, tamamen çevreci ve köylünün tamamı için bir geçim kaynağı. Açılış; 547 dönümlük bir mera açılışı. Hem dinlendim, hem de Tokat’ımıza böyle bir projenin kazandırılmasını izleyerek mutlu oldum.

Yıllarca Tokat-Turhal arasında yolculuk yaptım. Bu mera sahası daha önce de vardı. Gelip geçerken izlerdim. Yeterince değerlendirilemeyen bir arazi olduğunu görünce üzülürdüm. Hatta bu arazi bizim Trabzon’da olsaydı nasıl değerlendirildi diye düşünürdüm. Arazi verimsiz otlarla kaplı, bazı yerleri kel ve bir kısmında da göçebe çadırları vardı. Yanından kanal gecen bu arazi nasıl verimsiz olur diye düşünürüm.

Tema, Tarım İl Müdürlüğü ve Üniversite el ele vererek merayı ıslah etmişler. Sayın vali yardımcımız da onlara önderlik yaparak mera bereketli hale getirildi ve köylünün kullanımına açıldı. Öğrendiğim kadarıyla mera yaklaşık 10 kat daha verimli hale getirilmiş.

Daha sonra Necip Köyünden 30 kişinin oluşturduğu bir kooperatifin kurduğu süt inekçiliği çiftliğini gezdik. Köylünün oluşturduğu muhteşem bir tesis. “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” ilahi düsturunun anlaşıldığı nadide yerlerden biri. İnsan, “demek ki istenince oluyor” diye düşünüyor. Bir miktar sıkıntıları var. Ama sabredince o sıkıntılarının geçeceğini ve çevrelerine örnek olacaklarını düşünüyorum. İyi yönde örnek olmak da bir misyondur. Hem hayvansal üretime katkı sağlanacak hem de 15 kişi civarında bir insanın istihdam edilmesine imkân verecek bir tesis. Büyüklerimizin bu tesisi takip etmelerini, sıkıntılarına yardımcı olmalarını diliyorum. Her ilçede böyle birkaç tesis kurmak mümkündür.

Yıllardır ülkemiz; kurumlar arası diyalogun olmayışından çok kaybetti. Köylünün arazisi ve işgücüyle bilim adamlarının araştırmaları bir havuzda toplanmadığı sürece ülkemizde tarım ayağa kalkmayacaktır. Geç kalmayla birlikte son yıllarda bu bilinç oluşmaya başladı. Necip Köyünde bunun örneğini gördüm. İnşallah istenilen seviyeye ulaşacaktır.

“Ülkemiz tarım potansiyeli yönünden dünyada kendi kendine yeter 7 ülkeden biridir.” Biz 70’li yıllarda bununla övünürdük. Ancak nüfusun hızlı artışı, uygulanan yanlış politikalar yüzünden tarım ürünleri ithal eden ülke durumuna geldik. Rahmetli Özal döneminde gıda maddesi ithal etmeye başlayınca “eyvah bir tarımımız vardı o da öldü!” dedik. Hollanda- Danimarka peyniri, Amerika’dan buğday, mısır ve şeker ithal etmek bizim tarımımıza ve hayvancılığımıza vurulan bir hançer oldu. Buna bir de Güneydoğuda yaşanan terör olayları eklenince tarımımız yerle bir oldu. Köylü ürettiğiyle geçinemez hale geldi. Köyden kente göç hızlanınca üretim azaldı, tüketim arttı ve kentler de bozuldu. Talep yerli üretimden karşılanamayınca ithalat daha da arttı. Bu rantı iyi algılayan yabancı tröstler pazarı eline geçirdiler.

Evet, bunun böyle devam etmesi mümkün değildir. Dünyamız öyle bir hale gelecek ki gıda maddeleri nükleer silahlardan daha etkili olacak. Bu gidişi tersine döndürmek lazım. Meşhur sanatçımız Ferdi Tayfur’un söylediği “hadi gel köyümüze geri dönelim” sözleri şarkı sözü olarak kalmayacak, gerçek olacaktır. Köylüyü köyünde tutmak şart. Onu eğitmeli, bilinçli bir üretici haline getirmeliyiz. Bu da alın terinin karşılığını almayla mümkün olacaktır. Atatürk boşuna “köylü milletin efendisidir” dememiş. Keşke onun gösterdiği bu temel hedefleri anlayabilseydik bugüne kadar.

Köylü, çiftçi üretmediği zaman şehirlinin yaşaması mümkün değildir. Acıkınca araba kaportaları, apartman duvarları yenemez. Gıda maddesi olmadığında, mutfakta tencere kaynamadıkça, lüks arabaların, villaların ne önemi var?

Doğa bize Allahın bir lütfüdür. Bunu en iyi gündemde tutan da Tema Vakfıdır. Tokat tema vakfı başkanı sayın Mustafa Yarılan ve üyesi Ziraat Yüksek mühendisi Hasan Alpay beyefendilere ve vakfa hizmet veren gönüllü üyelere çalışmalarından dolayı teşekkür erdim. Allah’ın bize sunduğu bu sonsuz nimetleri korumalı ve geliştirmeliyiz. Doğan her insan rızkıyla doğar demiş, Yaradan. İşte rızık bu topraklardır. O rızkı tüketmemek bizim elimizdedir diye düşünüyorum. Bir nesil bir sonraki nesle; doğayı daha kullanılabilir, bereketi artırılmış bir şekilde teslim etmek zorundadır. Tapusu elimizde olan bir arazi aslında bizim değildir. Babalarımızın olmadı ki bizim olsun. Onu istediğimiz gibi kullanamayız. Biz ölünce bu emaneti devredeceğiz. “Bu dünya atalarımızdan bize miras kalmadı, onu çocuklarımızdan emanet aldık”. İnancımızda emanetin önemi herkesçe malumdur. O halde emanete sahip çıkmak zorundayız.

Toprak candır, toprak kandır. Özellikle Anadolu toprağı. Dünyada daha değerli, daha onurlu bir toprak yoktur. Bu toprakta yetişen her şey kutsaldır. Bu bilinci çocuklarımıza aşılamalı, onları bilinçleştirmeliyiz. Bunun öncülüğünü Tema vakfı yapmaktadır. Çevreyi koruma, çevre temizliği, yeşilin korunması, ağaç dikme konularında çocuklarımızı bilinçlendirmeliyiz. Bu işi Alman vakıflarının desteklediği “grinch pist” gibi neye hizmet ettiği belirsiz kurululara bırakmamak gerekiyor.

Peygamberimiz “Kıyametin koptuğunu görsen dahi (o son günde bile) ağacı dik” buyurmuş. Bence insan bir ağaç dikmeden ölürse onu toprak ana sorgulayacak, yattığı yerde rahat edemeyecektir. “Bir dikili ağacım yok” deriz de küreği alıp bir ağaç dikmeyiz!. Anadolu’da ölümü yaklaşan bir insan için espri ile karışık “imamın kayığına bindi binecek” derler. O imamın kayığı ahşap olup ağaçtan yapılıyor. Bir insan hiç olmazsa kendi kayığının hammaddesini sağ iken yetiştirmeli. Her insan bir fidan dikse 70 milyon insan 70 milyon ağaç dikmiş olur. Ne bereketli bir iş değil mi?

Yeşil oksijendir, oksijen de hayattır. Yeşilin olmadığı yerde hayat yoktur. Hayatı yaşamak için yeşili koruyalım ve geliştirelim. Bol oksijenli bir hayat temennisiyle.

İsmet Yalçınkaya

Kimya öğretmeni

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1475
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster