Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '18

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
371
 

Toprak Bardak...

Toprak Bardak...
 

Kurban Bayramında, kurbanı kestiğimiz yerden, kurbanlık dana aldığımız köyden Denizli'ye gelirken “Leblebinin Başkenti" diye tabir edilen Serinhisar’ı geldiğimizde, birlikte kestiğimiz kurban ortaklarıyla birlikte çerez almak için bir çerez satış yerinde durduk. Satış yerinin önü çeşitli hediyelik eşyalar ile topraktan yapılma kap kacaklar vardı. Bu ilçe halkı, pazarcılıkla geçindiği için ticaretin her türlüsünü yapar. Arkadaşlar çerez almak için içeriye girdiğinde ben de dışarıdaki hediyelik eşyaları bakmayı başladım.

Çerezcinin ön tarafı bu ilçenin ata sanatı olan topraktan yapılma envaı türlü süs eşyaları ve toprak bardak ve testilerle doluydu. Küçük şirin biblolardan önce çocukluk ve gençlik yıllarımın soğuk su kaynağı toprak bardaklar hemen gözümü ilişiverdi. Nede olsa bu toprak testiler tanıdık simalardı. Hatta o an, onlarla ilgili anılarım gözümün önünden film şeridi gibi geçiverdi.

Hemen bir tanesini seçip alacağım...

- Bizim hanım benim yanımı gelmiş ”sanırım antika eşya bakıyorsun” dedi, benden cevap alamayınca,

- “Sana söylüyorum dinlediğin yok ki. Şimdi süs eşyalarını bakacak nede alınacak zaman değil, acelemiz var biliyorsun! Arkadaşlar çerezlerini alıyor bırak bunları bakmayı” dedikten sonra…

- Sakın bir şey alma ha, evde koyacak yer yok, süs eşyası istemiyorum” dedi.

- “Yahu süs eşyasını ben ne yapacağım toprak bardak, Kızılhisar bardağı bakıyorum” dedim…

- “Yerinden Kızılhisardan alsak daha iyi olmaz mı?” dedi…

- Bilir bilmez konuştun yine, burası Kızılhisar, Serinhisar yeni adı… Balkanlardan gelirsen memleketini işte o kadar bilirsin dedim. Benim bu sözümü biraz kırıldı. Pardon ben seni önce söylemeliydim deyip gönlünü aldım bizimkinin…

- “Bu toprak bardak değerli mi?”

- “Bihaber, bu halis muhlis doğal su testisi. Adı üstünde Toprak Bardak. Yağmur yağdıktan sonra toprak mis gibi kokar ya! Bu bardak işte öyle kokar. Su içerken toprağın kokusunu içine çekersin” deyince oda doğayı sever öyleyse iki tane al dedi.

Biz bunları konuşurken bizim yanımızı biri geldi. Herifin süs eşyalarını bakarken arada başını kaldırıp gökyüzünü bakmayı çalıştığı fark ettim. Sonra eşi geldi yanına. Bayramda, hem de kurban bayramının birinci günü yaz tatiline çıkmış yerli turist. Mas mavi gökyüzü bakıp aman yağmur yağmasın tatil zehir olmasın derdinde adamlar. Karı koca kendi aralarında öyle konuşuyorlardı.

İnsanların berekete, yağmura bile saygıları tahammülleri yok…

- “Onları bayramlaşmayı erken bitirenlerdensiniz anlaşılan” dedim.

- “Biz kurban kesmeyiz, atalar da tahtalıköyde, bizim için bayram tatilleri gezme günleridir” dediler.

- “Dokuz gün tatilde evde kalsanız siz depresyona girersiniz insansızlığın tadını çıkartın” dedim…

- Bayan anlamadım dedi… İyiki anlamadılar benim söylediklerimi. İyi tatiller diyorum size dedim, teşekkür ettiler…

Neyse, iki tane değil de, bir tane toprak bardak seçip aldım. Eve geldiğimizde oturmadan mahallemizin akar çeşmeden su doldurdum. Bizim mahallede akar çeşmelerimiz bir hayli var, O yönden şanslıyız. Yaklaşık bir saat sonra eskiden olduğu gibi toprak bardağı başımın üstüne kaldırdım, yani diktim bardağı, ağzımı açtım emziğinden kana kana su içmeye başladım. Baktım su tatlanmamış bir tuhaflık vardı. Toprağın tadı ve kokusu suya geçmemiş. Bardağın yapıldığı kilde mi vardı bir sorun, yoksa bardağın fırınlanmasında mı? Belki biraz daha bekletmeliyim diyerek ertesi günü bekledim. Bir gün toprak bardakta suyu beklettiğim halde yine beklediğim tadı ve kokuyu alamadım. “Bunlar da mı bozuldu?” dedim kendi kendime.

Oysa çocukluğumuzda babamın eski adıyla Kızılhisardan alıp getirdiği toprak bardaklar özellikle ilk zamanlar toprağın tadını ve kokusunu soğuttuğu suya geçirir ve bu suyun içimine doyum olmazdı. Hatta öyle ki bir tat koku olurdu ki o testide, toprak bardağı kemirmek gelirdi insanın içinden.

Eskiden toprak testiler ve bardaklar tarlada ovada tek soğuk su kaynağımızdı… Toprak bardak içine konulan su, toprak bardağın gözeneklerinden hafif dışına sızar. Sızan bu su dışarıdaki sıcak hava nedeniyle buharlaşır. O su buharlaşınca testiyi ve bardağı soğuturdu. Bardak soğuduğu için o da içindeki suyu soğutur ve yazın tarlada çalışan insanlarımız soğuk suyu bu toprak desti ve bardaklar sayesinde içebilirlerdi...

Eskiler testinin iyisi su sızdırır derlerdi. Bildiğiniz gibi toprak bardağın biri geniş ve biri dar olmak üzere iki ağzı bulunur. Büyük ağız toprak bardağa su doldurmaya yararken küçük ağzını bizim yörede emzik derler. Emzik kısmından su kupası olmadığı durumlarda ağzını dayayıp su içersin veya su kupasını bu emzikten koyarsın suyunu…

Tarlada, kırda her türlü böcek börtü ve toz olduğu için bu ağızlar kapatılır yani tıkalı tutulurdu. Büyük ağzı çam pürüyle (kozsak) tıkanır küçük ‘ibrik emzik’ deliği de genellikle bir bezle tıkanır kapatılırdı...

Benim çocukluğumda eski köy evlerinde olmazsa olmazı, özlü çamurdan biçimlendirilerek ve fırında pişirilerek yapılan toprak çanak, çömlek, testi, bardaklarımız vardı... Yemekler toprak kaplarda ocak ateşinde pişerdi. Şimdiki nesil bu tür toprak kapları pek bilmez. Toprak kaplar hayatımızda artık daha az yer kaplıyor. Şimdilerde bu toprak kaplar hediyelik ve süs eşyası olarak ta kullanılsa da, lezzet düşkünlerin toprak kaptan vazgeçmediklerinde biliyorum…

Aslında toprak ürünlerinin kullanımı çok sağlıklıdır bilenler için. Suyu dinlendirir, kirecini alır, suyu tatlandırır. Demek ki her toprak bardakta bunlar olmuyor. Çünkü benim aldığım toprak bardak mahalle çeşmesinden doldurduğum suyu bile değiştirmedi.

Günümüzde birçok yerde toprak kaplar evlerin tandır fırını olarak kullanılıyor. Özellikle şehirlerde, yemek yapımında toprak kapları sıklıkla kullanan ağzının tadını bilen insanlarımız var. Toprak kapta yapılan yemeğin tadı ayrı bir güzel olur. İsterseniz sizde deneyin. Göreceksiniz ki sizde keşke daha önce toprak kapta yemek yapsaydık diyeceksiniz.

Benim çocukluğumda toprak kapları çalınan yoğurtlar kerpiç gibi tutardı. Toprak kapta yapılan güvecin tadı bir başkadır. Bir daha Serinhisar’ı gittiğimde toprak tencere alacağım. Bizim evdekileri toprak tencerede güveç yaptıracağım ki, topraktan yapılan ürünlerin ne kadar farklı olduklarını görsünler..

Sağlıcakla kalın dostlar.

Recep ASLAN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 152
Kayıt tarihi
: 18.01.18
 
 

Denizli Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden emekli. Denizli'de Merkezde Yaşıyor. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster