Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
499
 

Toprak gibi...

Toprak gibi...
 

Çocukluğumun başlangıcını, bahçenin en uzak köşesindeki dut ağacının dallarından birinde sallanırken, kendimi yumuşak toprak üzerinde bulduğum bir zaman olarak hatırlarım. Toprağın üzerinde sırt üstü yatarken etrafımda çınlayan kahkahalar ve buna eklenen kendi kahkaham... Budur başlangıcım.

Hayatın bana çok güzel bir başlangıç noktası verdiğini düşünmüşümdür hep. Perdem, cennet gibi bahçelerin, kerpiç küçük bir evin, erik, kayısı, dut ağaçlarının, gül, mor menekşe, nergis, şebboy ve envai çeşit çiçeğin dekor olduğu bir mekana açıldı. Güller içinde bahçenin ortasına kondurulmuş bir ocakta kaynayan sütün kokusu, tavuklar, huysuz bir inek ve anneannem. Şanslı bir çocuktum ve çok mutlu bir çocuk. Etrafımda pek çok oyun alanı sunan bir bahçe ve istemediğim kadar çok oyun arkadaşım vardı. Bir çocuk için dünya bu ikisinden ibaret değil midir zaten?

Nerede büyürsek ruhumuza sinen o galiba. Biri bana şöyle demişti; "Toprakla kardeş gibi büyüyen çocuklar toprağın sağlamlığını miras olarak alırlar. Çünkü toprak eline yüzüne bulaştığı vakit aslında ruhuna da bulaşır. Ve bir zaman sonra onu anlamaya başlarsın."

Bu sözler üzerine o zamanlar pek düşünmemiştim Oysa şimdi ne söylemek istediğini daha iyi anladığımı sanıyorum. "Toprağı anlarsın" demişti ve ben şimdi toprağı anladığımı biliyorum. Mesela; Susuz kaldığında nasıl çatladığını, ona baktığın vakit yanık kahve bağrından en lezzetli meyveleri büyüttüğünü, içinde binbir hayat barındırdığını ve daha da önemlisi üzerinde durabilmeni sağladığını seni boşlukta savrulmaktan kurtardığını... Ve insanların toprak gibi bir ruha sahip olduklarını anlıyorum bir de.

İnsan toprak üzerine düşünmeye başladığı vakit ve o düşüncelerin harmanında yittiği vakit ruhundaki toprak havalanmaya gözlerine, burnuna, kulaklarına dolmaya başladığını ve yeni bir bakış, işitiş, dokunuşun gelip içine yerleşiverdiğini hissediyor. Çocukken haşır neşir olduysan toprakla hele de, o zamanlar o küçük aklınla kavrayamadığın pek çok şey bir saç örgüsü çözülüverip dizlerine yayılıyor. İstemesen de bunlar öğretmenin oluyor toprak avuçlarının içindeyken. İçine işliyor usul usul.

Şimdi avuçlarımda toprak, ailemin tarihini kendi bedenine kazımış yüksek bir ağacın altında öylece duruyorum. Toprak üzerinde çılgınca koşan karıncalar ayaklarıma tırmanıyorlar. Ve ben toprakla bir oluyorum, öylece duruyorum dünya üzerine serilmiş...

RESİM: John Ottis Adams

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba canım, kaleme aldığın mutlu çocukluk anıların bende farklı düşünceler uyandırdı. Benimle akran mısın bilmiyorum ama ben kendi dönemimi şanslı çocukluk dönemi olarak değerlendiriyorum. Çünkü senin de anlattığın gibi bağda, bahçede yeşilin toprağın içinde ve etrafında birçok arkadaşı ile paylaşmayı ögrenerek, kirlenerek, düşüp kalkarak ama doya doya yaşadık çocukluğumuzu. Şimdi 4 yaşındaki yiğenime üzülüyorum mesela onun oynayacak fazla arkadaşı yok bilgisayar oyunlarından başka. koşturacak yeşil vadileri de kalmadı taş yığınları arasında sıkıştırılmış bir çocukluktan kendi payına düşeni almakta:( Sevgiyle...

Tülay TERZİOĞLU 
 26.06.2007 9:39
Cevap :
Merhaba Emoş, Senden 3 yaş büyüğüm:) akran sayılır mıyız bilmiyorum ama sanırım benzer ortamlarda yetişip büyüdük. Toprakla, ağaçla ve tüm doğayla arkadaş olarak.Ve mutlu çocuklardık. Şimdiki çocuklar için ben de üzülüyorum. Keşke onlar da bizim gibi bir çocukluk yaşama şansına sahip olsalardı. Sevgilerimle...  26.06.2007 12:05
 

Yağmur sonrası. Doyamaz insan o ıslak toprak kokusuna. Keşke bütün çocuklar toprakla kardeş büyüyebilse. O toprak hepsinin yüzüne ve ruhuna bulaşabilse değilmi Fulya:)) Yüreğine sağlık. Sevgiler:)

Haşim Arıkan 
 14.06.2007 21:04
Cevap :
Sevgili Haşim Bey, Ben toprakla büyüyecek kadar şanlı bir çocuk oldum ve sonra onu anlayacak kadar da şanslı bir insan.Dediğiniz gibi keşke tüm çocuklar toprakla harman büyüseler...O zaman belki daha iyi anlardık hayatın değerini. Sevgilerimle...  15.06.2007 8:22
 

Doğaya ve insanlara yakın olarak büyüyenler, her zaman diğerlerinden farklı oluyorlar bence. Üretken, sıcak ve sevecen... Aynı senin gibi... Toprağın bereketi, her dam yanıda olsun. Seni öpüyorum...

Yeşim Özdemir 
 12.06.2007 16:19
Cevap :
Canım Yeşo'm, Çok teşekkür ederim canım benim. Toprağın bereketi her daim bizi kucaklasın.Sevgiyle öpüyorum...  12.06.2007 18:28
 

Fulya Hanım, çocuklarımız maalesef beton yığınlarının arasında büyüyorlar. Biz büyükler de yaşamımızı beton yığınları arasına tıkmışız. Topraksız bir yaşam biz canlıların varoluş nedeni ile zıtlık oluşturuyor. Çünkü yaşamın döngüsünü yapan(ölüm-toprağa karışma ve topraktan tekrar yeşerme ile oluşan döngüyü yapan) ve dolayısıyla yaşamın kaynağı ve yaşamın tek besleyicisi olan topraktır. Topraktan uzak yetişen bir kişi doğa sevgisini içinde hissedemeyeceğini düşünüyorum. Saygı ve sevgilerimi iletiyorum.

Hakan Şahin 
 12.06.2007 11:04
Cevap :
Sevgili Hakan Bey, İnsan toprak üzerinde olunca ve toprakla haşır neşir olunca sanırım kendisindeki pek çok değeri anımsıyor. Toprak bir ayna gibi bize. Ama beton öyle değil. Kendimizi unutuyoruz o betonlar arasında. Toprak ruhumuzda var zaten ve onu unutmamak lazım. Sevgilerimle...  12.06.2007 18:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1064
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster