Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '06

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
8777
 

Toprak olmazsa

Toprak olmazsa
 

Bir an düşünün toprağın olmadığını; o zaman çiçekler olmazdı mesela, böceklerde tabi kelebeklerde. Su olmazdı denizlerden gayrı. solduğumuz oksijen kaynağı diğer tüm bitkiler, ağaçlar, çimenler, sebzeler vs. vs. olmazdı. Kısacası yaşam olmazdı.

Yaşamın temel kaynağı su, hava, toprak bu üçü olmadan yaşam olmaz. Suyun ve havanın kıymeti bilinmez. Toprağın ise hiç bilinmez.

Toprak herşeyden önce tüm bitkilerin tutunabildikleri tek metaryaldir. Teknolojik materyallerde sonuçta toprağın farklı formlarıdır. Bitkiler yaşamın temel döngüsü içinde böcekler su ve hava ile birlikte olmazsa olmazlardır. Topraksız bitkiler yetişse bile orman yetişmez. Çayır mera alanları olmaz. Bunun için için toprak zorunlu materyaldir.

Su doğal yaşamın olmazsa olmazıdır. Özellikle kullanılabilir suyun ana deposu yine topraktır. Su içinde toprağı korumalıyız.

Böcekler döngünün temelini oluşturur. Böceklerin büyük çoğunluğu toprakta yaşar. Bunun dışında toprak canlıları gözardı edilemezler. (sürüngenler, bakteriler, funguslar vs.)

Toprağın bu kadar işlevsel ve dinamik canlı bir yapıya sahip olması, aynı zamanda topraktaki dengelerin bozulmasını hem kolaylaştırır hemde kendini yenilemesini sağlar. Kendi içinde bir dengeye gelmesini, yine kendi içindeki mekanik, kimyasal ve biyolojik aktivitelerle sağlar. Sorun burada başlar. Tek kirletici canlı olan insan bu dengeyi öyle bir bozarki toprak bu dengesizliği yüzyıllar hatta binyıllarca düzenleyemeyebilir.

Toprak kirliliği su kirliliği anlamına da gelebilir çoğu zaman. Yağmurla yıkanan kimyasal materyaller sonuçta sulara karışır. Kirli su kullanmak hastalık ve ölüme davetiyedir. Kirli topraklarda yetişen sebze ve meyveleri tüketmek de aynı kapıya çıkar.

Toprakta en büyük tahribat kentleşme ve sanayileşme alanlarında olmaktadır. Bu alanlar fiziken yok olduğu gibi kimyasal kirlenmeyede maruz kalmaktadır. (sanayi ve evsel atıklar) Özellikle tarıma elverişli alanlara sanayi ve yerleşim açılmamalıdır. Sanayi ve yerleşim alanları tarıma uygun olmayan topraklarda planlanmalı, yasal olarak korunan fakat yasalar delinerek hile ile kullanılan toprakların faturası hepimize çıkmaktadır.

Diğer bir kirlenme ise tarımsal üretim tekniklerinden kaynaklanan kirlenmelerdir. Yanlış su kullanımı bu konunu temelini oluşturmaktadır. Bu konuda sulama işletme ve yönetimi bilimsel esaslara göre yapılırsa sorun daha bir azalır. Toprak işleme ve kimyasal kullanımı toprakta temel sorunların başındadır. Bu konularda toprak işleme minimuma indirilebilir, kimyasal kullanımını azaltan yetiştirme teknikleri kullanılabilir.

Önemli kirlenme kaynaklarndan biri erozyondur. Erozyonu önleyici tedbirlerle bu sorun minimize edilebilir. Kesilen her ağaç erozyona davetiyedir. Bu konuda duyarlılık esastır.

Tüm yaşamımızı toprağa bağlı olarak sürdürmek zorunda olduğumuza göre, hatta ölülerimizin bile toprağa ihtiyacı varken, bu kadar hoyrat mı davranmalıyız, ranta kurban mı etmeliyiz. yoksa korumalımıyız?

Yaşamın devamlılığı için çaba göstermek hepimizin sorumluluğu lütfen unutmayın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tema üyesi olarak, kendimi Toprak Dedemiz Hayrettin Karaca'nın yaptığı konuşmalardan birinde hissettiren duyarlı yazınız için tebrik ederim. Göz göre göre yok ediyor insanoğlu doğayı, herşeyimizi borçlu olduğumuz topraklarımızın verimi hızla düşüyor, toprak ölüyor,öldürülüyor. Öyle büyük bir çaba var ki yok etme konusunda, dünya ülkeleri el ele tutuşmuş büyüme, sanayileşme adını kullanarak verimsizleştiriyor, sulak alanları kurutuyor, hayvanların neslini tüketiyor, öldürüyorlar toprağı, doğayı. Geriye dönüp bakıldığında çok geç kalınacağını bile bile yakılıyor ormanlarımız biraz fazla para kazanabilmek adına.Neye yarar nefes alınamayacak hale gelen bir dünyada fazla kazanılan para. Kalıkınmanın, büyümenin yolu doğayı yok etmekten, toprağın verimini düşürmekten geçmiyor. Çevreye zarar veren etkenleri bilerek hareket etmek mümkündür. Ama nerde bunu anlayacak, anlamaya çalışacak insanlar,ülkeler...Hep daha fazla, hep bencillik. Gr.üz.selamlar

Tuğba 
 04.10.2006 1:16
Cevap :
yorumuzla yaptığınız katkı için sonsuz teşekkürler.  04.10.2006 13:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 383
Toplam mesaj
: 116
Ort. okunma sayısı
: 2638
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Ziraat mühendisi ve iktisatçıyım. yatırım danışmanlığı ve kişisel gelişim konularında  Simurg Con..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster