Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
765
 

Toprakta ot, denizde balık bitince doların yenmeyeceğini anlayacak soluk benizli adam

Toprakta ot, denizde balık bitince doların yenmeyeceğini anlayacak soluk benizli adam
 

Böylesine bebeksi bir masumiyet denizlerde, çok mu imkansız sence?


"Toprakta ot, denizde balık bitince doların yenmeyeceğini anlayacak soluk benizli adam." 

Evet. Farkındayım güzel okuyucum. Bu, şimdiye kadar kullandığım en uzun yazı başlığı oldu. Ama yukarıdaki kızılderili sözü o kadar hoşuma gitti ki, dokunmaya, kısaltmaya kıyamadım cümleyi. 

Çok uzun zamandır kimilerine göre efsane, kimilerine göre dini realite, kimilerine göreyse sadece safsatadan ibaret olan Nuh tufanı üzerinde düşünüyordum. Bu söz, nuh tufanı öncesi yaşananları özetliyor gibi geldi bana. 

İster gözünüzü dört açıp etrafınızda, dünyada olan bitene olanca dikkatinizle bakın. Gözünüzü kırpmamacasına. İster gözlerinizi kapatıp dalın düşüncelere, hayallere gözünüzü açmamacasına. Ne yaparsanız yapın bir tek gerçeklikle yüzleşeceksiniz hızla tükenen dünyamız için: 

Her gün biraz daha çok insanın yaşadığı, her gün daha çok karışan, her gün daha fazla birbirini yiyip, savaşan, tartışmasız, bir karmaşa ve kaos ortamında bulacaksınız kendinizi. Temel çıkış noktası insan refahını yükseltmek olan teknolojinin, aslında nasıl da yok ettiğini insan neslini görecek ve hayretten küçük dilinizi yutacaksınız hayretle. 

Tıpkı Nuh Tufanı öncesi gibi, maddi anlamda önlenemez bir hızla yükselen materyalist vahşeti dehşetle izlerken; öte yanda manevi tükenişi insanlığın içinizi cehennem ateşlerinde yakacak eminim ki sizin de. 

Bir yanda daha çok mala, paraya, güce tapan, kendini insan zanneden insancıklar; öte yanda hala "İnsanlık ölmedi." diyen garibanlar. 

Acaba diyorum yine mi tekerrür edecek tarih? Yeni bir nuh tufanı mı gözükmekte ufukta? 

Bir yanda A..B.D. insansız uçaklarla saldırırken libya'daki hedeflere, öte yanda Japonya'da depremler, tusunamiler, nükleer felaketler doğanın son bir isyanı, yaratıcının son bir uyarısı değilse kendini bilmez insan nefsine, sadece raslantıdan mı ibarettir dünyanın altını üstüne getiren bunca felaket? 

Sayısız canlı türü geri dönmemecesine veda ederken yeryüzüne, güçlü olan karada, havada, denizde, her yerde hükmederken güçsüze, delicesine; buna, kantarın topuzu kaçmış denmez de ne denir sizce? 

Zamanın bu kadar hızlanması, mesafelerin böylesine kısalması, sadece "Para, para, para" naraları atması, insanın hayrına mıdır? Yoksa insanlığın şerrine mi? 

Toprakta ot, denizde balık bitmeden, yok olmadan yeniden var olması insanlığın; sence de bu kadar uzak bir ihtimal midir? 

Peki, yazılı bilinen tarihi, 5500 - 6000 yıl öncesine kadar giden insanlığın; ortak aklı, ortak iradesi nerededir? Daha neyi beklemektedir? 

Euro, Dolar, ya da Türk lirası; paranın kirli elleri ne zaman çekilecek insanlığın üzerinden? Ben çıkamadım bu işin içinden. 

Peki ya senin bir fikrin var mı söyleyebileceğin? Var mıdır bunca karmaşa ve kaosa son verecek insanca bir önerin? 

Varsa söyle de Toprakta ot büyümeye, denizde balık yüzmeye devam edebilsin sayende. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1317
Toplam yorum
: 3584
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1680
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster