Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '07

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
573
 

Töre!

Töre!
 

Ne çok canlar yaktık, ne çok kurban verdik töre uğruna, namus uğruna, şeref uğruna. Şerefsizce aldık canları. Kulak asmadık, kulakları sağır, yürekleri bağır bağır acıtan feryatlarına. Kırdık körpe dalları bahara eremeden, varamadan vuslata. Kıydık körpe canlara aşık bile olamadan daha. Dokunamadan bir kızın al yanaklı sıcaklığına. Kan izleri sıçrattık ak güllerin alnına. Cahilliğimize sebep aradık kanlı kör kurşunlarla.

Artık kurtarmıştık ya namusumuzu mutluyduk, artık çıkabilecektik el gün içine, başımızın diki, alnımızın akıyla. Katık edemeyecekti diline el alem konuşup avlularda. Çarpmayacaktı yüzümüze rüzgarın soğuk bir kahır gibi boyun büktüren utancı.

Dağlarımıza bahar gelmese de olurdu, çiçek açmasa yamaçlarımızda. Bir bebek uykusunda sıçrasa da oldurdu, arılar bal, kuşlar beste yapmasa dağlarda. Namus kurtulmuştur, onur, şan, şeref namus kurtulmuştur. Biri girmiş olsa da kara toprak altına, birinin kararacak olsa da düşleri demir parmaklıklar arkasında.

Beni bu kapkara satırları yazmaya sürükleyen yine dizelerinde acılar damıtan, dizeleri ile içimi acıtan, kara kuru kör cahilliğimizi dizeleriyle belgeleyen, Ali Yaşar’ın dize dize haykıran tespitleriydi. Doğu ve Güneydoğu anadolunun hala kanayan sosyal bir yarası olan kör olası töre cinayetleri azalmakla birlikte ne yazık ki hala süren bir olgudur.

Umarım sürekli kanayan bir yara olan töre ve namus cinayetlerine tanık olmak zorunda kalmayız bundan sonra. Umarım genç fidanlar daha hayatlarının baharında hiç yakışmadığı, yakışamayacağı kara topraklara, hapishanelere girmek zorunda kalmazlar. Daha hayatlarının baharında, eremeden vuslata.

İşte o dizeler…

Töre

Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar

Ciğerim yanıyor aney, gözlerim ağlar…


Le ley urfa

De hele bana

Bu ne haldır gözüm

Bu nasıl bela

Vurdular dağ ceylanımı

Daha tıfıl çağında…


Başında al yazması

Boynunda beşi birlik

Kör olam bakmaya kıyamazsın

Sevmeye doyamazsın he vallah

Yanakları yer elması

Elleri kınalı keklik…


O ki cepkenimde çakmak

Soframda acı isot

Tabakamda kaçak

Ayağımda körüklü bot…


Bir kere insan o

Yürekte can o

Kıpır kıpır akan

Damarda kan o…


Vurmaya özü bayar mı adamın

Bile bile eli gider mi tetiğe

Kan tutmaz mı

Can acıtmaz mı

Yürek sızlatmaz mı

Oy… Ben ölem babo

Kalleşlik yakışır mı erkeğe…


Gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar

Anadan babadan yardan ayrı koyarlar…


Le ley urfa

Hayranım sana

Bir yol göster

Bir fikir ver bana

Kaybettim yavrumu

Yüreğim yasta…


Ben bu çileyi çekemem gurban

İmanıma taşıyamam bu vebali

İyisi mi sen

Halıma koyma beni

Al ayaklarının altına

Vur yanan bağrımdan

Vur gâvur gibi

Vur soluksuz

Vur da öldür beni

Eli söyletme ardımdan…


Kır filizlenmiş dallarımı hoyrat ellerinle

Eteklerine sıyır damarlı yapraklarımı

Etimi tırnağımdan büsbütün ayır

Bir bidon benzin

Bir çöp kibrit

Yak sevdalarımı törelerin kahrına

Yak yarınlarımı cayır cayır…


Hamsin rüzgârlarıyla körükle ateşimi

Duman duman yükselsin ağıtlar

Hoyratlar söylenegelsin eski çağdan

Kulak kabartıp duysunlar

Duysunlar da utansınlar Nemrutlar

Nispeten anlasınlar aşkı masum

Anlasınlar da bıraksınlar peşimi

Sen ki peygamberler şehri

Ben İbrahim’ler torunu

Savur küllerimi Karacadağ’dan

Köpeklere çiğnetme leşimi…


***Bu linkten Ali Yaşar' ın web sitesine ulaçabilir, şiirin müzikli slaytını dinleyebilirsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hiçbir insanın, hiçbir insanın hayatı üzerinde, her ne şekilde olursa olsun, katletme keyfiyeti yoktur. Adına ne derseniz deyin. Bu durum göz ardı edilirse,ortaya, şehir eşkiya'ları da diyebileceğimiz, sadece doğu ile sınırlı kalmayan bir kavram çıkar. O zaman, doğu da, batı da, kuzey de, güney de zindan olur insana. Dünya'nın Huzûr'lu günlerini, bir gün gelip de görebileck miyiz Ayrıntıda Gezinmek? Selamlar

Nuray Azizoglu 
 04.01.2008 19:14
Cevap :
Sanmıyorum Nuray ama en aza ingirgemeye çalışacağız. Biz yazarak, bazıları çizerek, bazıları konferans vererek ve en önemlisi doktoru, öğretmeni, hemşiresi, imamı bunun yanlış olduğunu sürekli anlatarak. Teşekkür ederim katkın için. Sevgilerimle  04.01.2008 23:37
 

kan davası ve namus kavramı üzerine yoğunlaşmak istiyorsanız feodaliteyi, tıprağa bağlı üretim ilişkilerinin toplumsal sonuçları üzerine ciddi okuma çalışmaları yapmanız gerekir. bu bölgede oluyor ama gibi yaklaşımlar, sınıfların ve üretim ilişkilerinin iyi bilinmemesinden kaynaklıdır.

Doğan Durgun 
 13.12.2007 13:51
Cevap :
Namus cinayetlerini bir kenara bırakıp işe yalnızca kan davası çerçevesinde devam edersek, salt üretin ilişkilerinin ya da sınıf ayrımlarının bir sonucu olarak değerlendirebilir miyiz bu olayı? Sonuçta yalnızca o bölgelerde yaşanan bir kan davası gerçekliği var ortada. Sözünü ettiğiniz diğer üretim ilişkileri ise her yerde var bazı ufak farklılıklar gösterse de. Herkes bir biçimde hayat kavgası veriyor ve inanın aynı zor şartlarda. Bunu art niyetli bir ortaya koyuş biçimi olarak algılamışsınız gibi geldi de bana. Üretim ilişkilerine gelince bölgesel farklılıklar gösterse de yeterli olmamakla birlikte okumanın yanında bizzat haşır neşir oldum toprakla. Hem de sözünü ettiğiniz emek sermaye bileşkesinde. O kitapları yazanlar gibi değil bizzat alın teri dökerek kırk derece sıcağın altında. Ekin biçtim, çapa yaptım, pamuk topladım. Bu da bir düşünceye sahip olmak anlamında önemli bir katkı önemli bir deneyim sanırım. Ne dersiniz? Sevgilerimle  13.12.2007 19:20
 

töre cinayetini tetikleyen sistemin bizzati kendisidir. feodaliteyi ayakta tutan ondan medet uman, hurefeleri oy için büyüten bir sistemin sonuçlarıdır.

Doğan Durgun 
 12.12.2007 23:35
Cevap :
Bunlar tabii ki tetikleyen nedenlerdir. Fakat benim merak ettiğim kan davası niye yalnızca doğu ve güneydoğu anadolu bölgesinde var. Havasından mı suyundan mı? Malum diğer cinayetler Türkiye çapında görülse de bu yalnızca doğu ve güneydoğuya has bir özellik. Sevgi ve saygılarımla.  13.12.2007 1:20
 

Bu sosyo psikolijik davranışın alt yapısı albette yöre baskısı ancak bu olayların meydan gelmesini olanaklı kılan zayıf yan insan yaşamının değerinin önem sırası olarak töre yaptırımlarından geriye düşmesi ne yazık ki. paylaşımınız için teşekkürler-sevgi ve saygılar.

Nariçi 
 12.12.2007 19:55
Cevap :
Klavyende bazı tuşlar basmıyor galiba Nariçi; bazı harfler eksik yazılmış sanki. O yüzden bir hayli zorlandım ilk başta yorumunu anlamak için. Anladığım kadarı ile bu cinayetlerin töre baskısının yanında, hatta önünde insana verilen değerin gittikçe azalması töre baskısının insan canından daha değerli kılınması diyorsun. Ayyy. Benim de kafam karıştı. Karışık olmuş biraz. Sonuçta alacakları hapis ve benzeri cezaları bildikleri halde cinayet işleyenler, cinayete teşvik edenleri kanunlardan daha baskın töreler yönlendiriyor diyorsun, doğruda diyorsun. Katkından dolayı ben teşekkür eder, sevgi ve saygılar sunarım  12.12.2007 20:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1460
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster