Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '11

 
Kategori
Havacılık
Okunma Sayısı
296
 

Törkiş Eyirlaynz

Törkiş Eyirlaynz
 

THY son zamanlarda sponsor oldukları ile öne çıkıyor.


THY, 2011 yılının ilk çeyreğinde 280 milyon TL Faaliyet Zararı açıkladı. Bütçelenen Zarar da 105 milyon TL olunca, bilanço kaynaklı kur farkı, faiz etkisi ile birlikte vergi sonrası zarar 332 milyon TL'ya ulaştı. 

Yapılan açıklamada ilk 3 aylık cironun, geçen yılın aynı dönemine göre % 27'lik arttığı ve 2 milyar 100 milyon TL'ye ulaştığı da belirtiliyor. Ayrıca yolcu sayısı da % 9 artmış, business class artışı da % 19 olarak gerçekleşmiş. 

Gazetelerin internet sitelerinde bu haber kendisine yer bulunca, her şeyde olduğu gibi bu konuda da hükümet yandaşları-karşıtları olarak tartışmalar başladı. Bir kısım okur ''Hah işte Hükümet, güzelim THY'yi ne hale getirdi'' mealinde yazılar yazarken bunun karşısında olanlar da ''Cahil olmayın, THY yeni uçaklar aldı o yüzden zarar görünüyor ama yıl sonu bilançosuna kadar kara geçerler'' diyerek konuya farklı yorumlar getirdi. 

Uzmanı olmadığım bir konuda ve çok da az bilgimin bulunduğu bir sektörde büyük laflar edecek değilim ancak tabiki her vatandaşın olduğu gibi mutlaka benim de söyleyecek sözüm var. 

Şunu baştan söylemeliyim ki artık her ne kadar büyük bir kısmı özel kişi ya da kuruluşların olsa da ben THY'nı Ulusal bir değer olarak görmeye devam ediyorum ya da en azından devam etmek istiyorum. Yöneticilerinin siyasi düşünceleri, hayat tarzları bana tamamen ters olabilir ancak başarılı olmaları sonucunun yıldızımın hiç barışmadığı insanlara yarayacak olması bile beni THY'nın başarılı olmasını istemekten vazgeçiremiyor. 

Çok basit bir dille, basına yansıyan finansal değerlerden neler anladığımı söylemek isterim. Öncelikle Faaliyet Zararı olduğuna göre asıl işinde zarar edildiğini yadsımak söz konusu değil. Yani her şeyi bir kenara bırakırsak en basit anlamıyla taksicinin yolcudan aldığı paradan daha çok benzin yakması gibi bir durum var ortada. Asıl işinden, faaliyetinden zarar etmiş. Sonra devam edersek, kur farkı, faiz etkisi... Taksiciden başladık devam edelim, taksici aracını alırken dövize endeksli banka kredisi kullanmış ve kredinin geri ödemesi sürecinde de dövizin artışı söz konusu olsun. İşte aracını alırken kullandığı kredinin hem döviz cinsinden artışı hem de faizi taksicinin zararını pekiştiriyor. Tabi dövizde meydana gelen artışı da taksi ücretlerine yansıtamadığını söylememiz gerekir. 

Ciro artışına ve bunun içinde de business class'ın ekonomi yolcusuna göre daha da fazla artışına rağmen zarar oluşmuşsa giderlerde ciddi artışın söz konusu olduğu aşikardır. En başta da dediğim gibi her madde tek tek incelenmeden bu konuda fikir yürütmem olası değil. Personel maaşları, uçakların bakım-onarım giderleri, havaalanı giderleri, yakıt giderleri, üyesi olunan uluslar arası kuruluşların uyulması gereken kurallarının maliyetleri, yeni uçak alımlarının finansal giderleri hepsi görünen zararın sebebi ya da sebepleri olabilir. 

THY bu konuda, ''Geniş gövde uçakların filoya katılımıyla beklendiği şekilde utilizasyon düşmüş, kapasite artışı, doluluk oranı ve birim gelirlerdeki azalış karlılığı olumsuz etkilemiştir'' diye açıklama yapıyor. Onlar açıklama yapıyor yapmasına da ben ne anlıyorum? Yeni uçaklar aldım, bunlar eskisine göre daha büyük uçaklar, eskisi kadar da dolu uçamıyorum bir de maliyetlerimdeki artışı bilet fiyatlarına yansıtamıyorum böyle olunca da zarar ediyorum ama bu kadar uçağı boşu boşuna almadım hem filomu yeniliyorum hem de umutlarım büyük, ileride daha yüksek doluluk oranlarıyla uçacağım, pazar payımı ve şirketimi büyütünce de pazarda fiyat belirlemede daha güçlü olup güzel karlar elde edeceğim. 

Tüm bu umutlar Barcelona'ya, Manchester United'a, Euroleague'e sponsorluğu, Kobe Bryant'ı, Kevin Costner'i reklamlarda oynatmayı getiriyor. Kimileri ''Helal olsun, çıtayı yükselttiler. Dünya Liginde oynamak için Dünya Yıldızları ile çalışmak lazım, THY Yönetimi doğrusunu yapıyor'' derken kimileri de ''Bir kaç yıldıza milyonlarca dolar reklam parası vermek yerine bilet fiyatlarını ucuzlatıp, hizmet kalitesini yükseltmeye yoğunlaşılması gerektiğini'' söylüyorlar. 

Reklamdan, reklamlardan söz ederken eski bir reklam sloganını anımsıyorum. ''Kontrolsüz güç, güç değildir''. Kontrolsüz büyüme de büyüme değildir. O yüzden Temel Kotil son zamanlarda yaptığı onca PR çalışmalarına rağmen hala akıllara; Hollanda'da meydana gelen talihsiz kazadan sonra yaptığı ''Kritik durumda olan yok, elhamdülillah hepsi iyi durumda'' açıklamasıyla, şıpıdık terliklerle hacdan dönüşüyle ve apronda kesilen deve ile geliyor. İnsanlar tüm bu reklam harcamalarını da pek sahiplenemiyorlar, ''Ayranı yok içmeye, tahterevanla gider...'' gibi geliyor ki bir de üstüne zarar açıklanması her şeyin üstüne tuz biber ekiyor doğrusu. 

Kişisel kanaatım olarak bence yapılması gereken; kişilerin kendilerini öne çıkartıp yöneticileri oldukları şirketler üzerinden reklamlarını yapmak ya da kuruluşları siyasi rant kaynağı olarak kullanmak yerine, THY'nı yeniden bir ulusal değer olarak sunmak, herkesin sahiplenmesini sağlamak ve mevcut zararın gerçekçi hedeflere ulaşmak için alınan kararların geçici bir sonucu olduğunu, amaçlanan şeylerin gerçekleşmesi halinde de güçlü bir havayoluna sahip ülkenin her türlü ticaretinin daha ileri gideceğine halkı ikna etmek olmalıdır. 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1027
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster