Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1518
 

Toz şekerli ekmek dilimi

Toz şekerli ekmek dilimi
 

Su ve ekmek...Her ikisinin de anlamı yaşamla özdeş. Her ikisinin de mecâzi anlamı yaşamı sürdürmeyi, alınterini çağrıştırıyor. Sevgisiz bile yaşayabiliyor insan; ama susuz ve ekmeksiz yaşayamıyor. Bu yüzden sevdiğini görmeyince; aşka susuyor, gözlerine susuyor...

Sıcacık bir ekmeğin kokusunu sevdiğinin kokusu gibi seviyor. Yaşamını sürdürmek için aslanın ağzındaki ekmeğin peşinde koşuyor kimi zaman. Evinden uzakta olanlar için yuva demek, kızarmış ekmek kokusunun yayıldığı yer demek oluyor.

Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp
Banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa
Su içer gibi

Ne zaman çok susamışken su içsem, fırının önünden geçsem, ya da ekmek kızartsam bu tür düşünceler geçer aklımdan. Bu sabah ekmeğimi kızarttım, üstüne sürmek için reçellere baktım. O sırada gözüm toz şeker kavanozuna ilişti. Kavanozu elime aldım, içimden gülümseyerek ekmeğime toz şeker serptim. Uzaklardan çocukluğum gülümsedi...

Henüz ilkokula başlamamıştım. Babamın öğretmenlik yaptığı Aksu'da, tek katlı lojmanlarda kalıyorduk. Yanyana dizilmiş tek katlı evler, evler dolusu çocuk, oyun oynanacak göz alabildiğine boş arazi vardı. Bahçeye çıktığımızda arkadaşlarımın çoğunun elinde yağlı ekmek dilimleri olurdu. Çelimsiz, iştahsız bir çocuktum ama, onları ellerinde ekmek dilimleriyle görünce özenirdim yemeye.

( Antalya, reçel çeşidinin en fazla olduğu şehirdir. Tek hediyelik eşyası yoktur reçelden başka. Karpuz kabuğundan hurmaya, portakal çiçeğinden sarı üzüme kadar sayısız reçel çeşidi vardır. Annem de çeşit çeşit reçel yapardı. Çilek ve vişne reçelleri ocakta pişirilmez, Antalya'nın cömert güneşinde, üzerine beyaz tülbent geçirilmiş tencerelerde yapılırdı.)

Arkadaşlarım gibi ben de yağlı ekmek istemeye başladım annemden. Ne var ki, annem ekmeğimin üstüne reçel sürüyordu, iştahsız iştahsız ısırırken parmaklarımdan reçeller akıyordu. Oysa oyun arkadaşımın annesi toz şeker serpiyordu ekmeğin üstüne. Toz şekerli ekmeği yerken soluk alınca şekerler uçuşuyordu üstünden. Hem güneşte pırıl pırıl parlıyordu toz şekerler. Annem neden ellerime akan reçelleri sürüyordu ki? Hem reçel sürüyor, hem de eve dönünce ekmeğimi bitirip bitirmediğimi soruyordu. Bitirdiğimi söylüyordum anneme. Bahçede yere uzatılmış direklerin arkasına saklıyordum. Tavuklar koşa koşa gelip bitiriyorlardı ekmeğimi. Yalanımı beyazlatıyordu tavuklar...

Sonraki günler kıyameti koparmıştım evde. Reçelli değil toz şekerli ekmek istiyorum diye. Annem, çaresiz toz şeker serpmeye başladı ekmeğime o günden sonra. Tavuklar direklerin arkasında ekmek bulamadılar bir daha.

Bu sabah bana gülümseyen çocukluğuma ben de gülümsedim, elimdeki toz şekerli ekmek dilimiyle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O toz şekerlerin, horoz şekerlerin ve diğerlerin tadını artık bulamıyoruz gibi geliyor bana. O zamanlar hayattan aldığımız tat mı yoksa biz mi farklıydık bilmiyorum ama önceki gün alıp hevesle yemeye başladığım badem kraker o kadar da güzel gelmedi nedense...

Gülistan Sinanoğlu 
 21.01.2011 16:10
Cevap :
Gülistan hanım, bulamadığımız sadece bunlar olsa neyse; komşu evinde yediğimiz soba üzerinde kızarmış sıcacık ekmeği de bulamıyoruz, çünkü öyle komşular da kalmadı artık. Annesi ne zaman börülce pişirse beni yemeğe çağırırdı arkadaşım ve biz o zaman 10 yaşındaydık. Sahi, badem kraker ne kadar özel bir lezzetti:) Sevgilerimle...  25.01.2011 15:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2080
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster