Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

23 Mayıs '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
162
 

Tozlu Yol...

Tozlu Yol...
 

Tozlu yol beni bitirdi. Nereden hatırladım seni bilmem ki?


.    Geceleri uyuyamaz oldum... Bin bir türlü anı, beynime üşüşüp, uykularımı hiç! eder oldu... Her biri, bir köşeden kafasını gösterip, "yaz beni, yaz beni!" diye bağırıyorlar durmadan. Kalkıp bir kahve yapıyorum kendime, yudumluyorum duman olmuş hayatımı, duman altı mutfağımda... Gözlerimin önünden, hayat filmimin fragmanları geçiyor durmadan. "Yaşlılık alâmeti bunlar!" diyorum kendime. Belleğimin en diplerine ittiğim, unutmak isteyip de unutamadığım anılar bazıları.. Yüreğime güzel çiçekler açtıranlar ise, halâ bir karanfil kokusunun yanıklığında, koyu kan kırmızısı... Öylesine taze, öylesine güzel... 
 
.    Şimdi hafızamın küf kokulu, tozlu arşivlerinden bir fotoğraf karesi belirdi gözlerimde... Belli-belirsiz, siyah-beyaz bir fotoğrafın çağrıştırdıklarını düşünüyorum... Hatırlamaya zorluyorum, günden güne sulanmaya başlayan zihnimi...
 
.    Doğduğum köy, Muğla'nın Yatağan ilçesinin Bencik köyü... Okulun lojmanında oturuyorduk biz, okulun bahçesi içinde... Bu bahçenin önünden geçen, upuzun, tozlu bir yol... Akşamları güneş batmaya yakınken, yolun tozunu kaldıra kaldıra geçen, koyun-keçi sürüleri... Çobanın kucağında, yeni doğmuş kuzular, oğlaklar... Bunları sevebilmek için, her akşam bu tozlu yolun kıyısında oturup, sürülerin yollarını gözleyen iki küçük kız... Kız kardeşim çok küçüktü belki hatırlamaz, ama ben sanki dün gibiymiş gibi hatırlıyorum... Sürüler uzaktan bir toz bulutunun içinde görünmeye başladığında, yüreğim mutlulukla çarpardı... Yanımıza geldiklerinde, kuzuları, oğlakları sevebilmek için, çoban emmiye az yalvarmazdım :) Bizi kıramaz, kucaklarımıza bırakıverirdi bir süreliğine, bu yeni doğmuş yavruları, çoban emmi... Ağızları süt kokan bu yavrular, dünyadan bihaber, güvenle yerleşirlerdi bizim küçücük kucaklarımıza... Öpüp koklardık, tüm sıcaklıklarını hissederek kucağımızda, bu yavruları... Ve halâ, bu gün bile aynı sıcaklığı hissediyorum inanın. Kokuları burnumda, sesleri kulağımda... Bellek dediğimiz şey, sandığımızdan daha kapsamlı sanki...
 
.    Başka bir fotoğraf karesi belirdi bir anda gözlerimde, bu tozlu yola dair... Nasıl, neden hatırlıyorum bilmiyorum, ama hatırlıyorum işte... Yolun ortasında, uzun, beyaz bir entari giymiş, durmadan kendi etrafında dönüp duran, çıplak ayaklı bir adam... Saçları sıfır numaraya vurulmuş, kara yağız, çıplak ayakları çorak topraklar gibi çatlayıp, nasır tutmuş... Durmadan dönüyor etrafında... Dönerken, duyulmayacak kadar kısık bir sesle, bir şeyler mırıldanıyor. Etrafına toplanmış çocuklar, onu kızdırmaya çalışıyorlar ama hiç tepki vermiyor. Bu zalim çocuklar, daha da ileri gidip, taş atmaya başlıyorlar. Kafasına isabet ediyor bir tanesi. Kanlar akmaya başlıyor, yanağına doğru, gözyaşı misali... Ama o dönmekten vazgeçmiyor kendi etrafında, kanlar, beyaz entarisine damlıyor, utanç lekeleri gibi... Merak ve korkudan gözleri kocaman açılmış bir kız fırlıyor yola, öfkeyle... Boyuna-posuna bakmadan, dağıtıyor koca çocukları, ısıra, tırmalaya, tekmeleye... Küçücük bir avuç dolusu taşı, boca ediyor üzerlerine...Aslında bu koca çocuklar, küçük kızdan değil de, öğretmen olan ana-babasından korkuyorlar... Ama bilmiyor tabii bunu küçük kız, kendisi becerdi sanıyor :) 
 
.    Dönen adam, birden duruyor, küçük kıza doğru bakıyor ağlamaklı ve minnet dolu gözlerle... İçi acıyor küçük kızın, elini uzatıyor, teselli etmek istiyor adamı. Dönen adam da elini veriyor kısacık bir an için... Elinden eline kan bulaşıyor küçük kızın, utanç kokulu... Elleriyle ağlıyorlar, yitip gitmiş insanlığa... Anlıyorlar birbirlerini...
 
.    Ama çok uzun sürmüyor bu tevekkülden ayrılış anı, adamın... Gene dönmeye başlıyor, mırıltılarla, kendi etrafında... Dünyasına çekiliyor, dönüyor, dönüyor, dönüyor... Tozlu yolun içinde, döne döne kaybolup gidiyor hayali... Kaybolan geçmişim gibi...
 
.    Tozlu yol beni bitirdi. Nereden hatırladım seni bilmem ki? Kalemimin ucunu ısıra ısıra koparmışım. Kağıdım yaza yaza bitti... Bir paketi duman etmişim, kahve kahve üstüne... İçi boşalmış bir çuval gibi yığılmışım sandalyeme. Geçmişin karanlığında yolculuk, yormuş beni... Gözlerim kan çanağına dönmüş, uykusuzluktan, bir de ağlamaktan... Bütün bunların hepsi, yaşlanmaktan efendim, yaşlanmaktan... 
.
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---23.05.2018
Fotoğraf çekimi: F.Fisun Gökduman Kökcü
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanlar yaşlansalar da pardon yaş alsalar da anılar yaşlanmıyor, aynı tazeliğinde kalıyor Fisun hanım, o anılar ki bazıları tadından yenilemiyor ama bazıları acı mı acı, unutmak istenilse de unutmak ne mümkün, selam ve sevgi ile...

Yurdagül Alkan 
 03.06.2018 11:37
Cevap :
Aynen dediğiniz gibi Sevgili Yurdagül hanım,anılar taptaze kalıyor belleğimizde,acısıyla,tatlısıyla...Ama benim yaşlandıkça daha çok aklıma gelir oldu anılar,geldikçe de yazma isteğiyle doluyorum elimde olmadan.Çok teşekkür ederim.Saygı,sevgi ve selamlarımı gönderdim yüreğimden.Sağlıcakla kalın.  03.06.2018 15:52
 

Ahh Füsun Ablacığım, doğup büyüdüğüm yerle ne kadarda benzerlik gösteriyor anlattıkların.Aynı tozlu yolu gördüm şimdi hayalimde ipince bir toz o tozlu yolda çıplak ayakla yürüyüp koşturduğum günler geldi aklıma.Sürünün ovadan gelirken kaldırdığı toz...Bir bahar özlemi ve Özledim adlı bloglarımda yazmıştım bende.Her köyün deli olarak adlandırdığı bir garibi vardı demek, 40lı yaşlarda kendi kendine konuşup gülen kimseyle irtibata geçmeyen bazen kızdığı insanları taşlayan Kezban adında Deli Kezban namlı bir garipte bizim oralarda vardı. Ah kimbilir ne dertleri rahatsızlıkları vardı.Sürekli dönmekte olan o insanı görür gibi oldum. Yine seni okumaya koyuldum Ablacığım yüreğin yüreğime değiyor..Sevgiler yolladım selamlarımla birlikte...

emine gezkin 
 01.06.2018 14:11
Cevap :
Emineciğim.Senin yazılarını da okudum.Çok güzeller.Gerçekten de benim çocukluğuma benziyor çocukluğun.Ben çocukluğumda hep köylerde yaşadım,büyüdüm.O yüzden midir nedir,doğayı çok severim.Ağaçsız,çiçeksiz,hayvansız olamıyorum.Kuşlara deli oluyorum.Balkonumda benimle beraber oturuyorlar.Benden kaçmıyorlar artık serçeler,kırlangıçlar.Geçmişi özlüyorum tabii ama geri dönüş yok artık ne yapalım.Bu günümüze de şükür diyelim.Çok teşekkür ederim canım benim,onca işinin arasında yorum yazmışın.Senin zamanının ne kadar kıymetli olduğunu biliyorum.O yüzden bu yorumlar,ekstra değerli.Sevgiler yolladım can ailene ve sana,yüreğimden...Öpüyorum bir de hepinizi.Sağlıcakla kalın...  02.06.2018 18:06
 

Geçmişe yolculuk kimi tepeden tırnağa mutlu ediyor insanı,kimi hüzne boğup düşündürüyor da düşündürüyor. Acısıyla tatlısıyla yanı başımızdalar hep.Yüreğinize sağlık Fisun Hanım cım kuzucukların sevgisini yüreğimin en derininde hissettim. Sonrası? Sonrası insanoğlunun merhametsizliği... Hiç kıyamadım:((

Sibel Yılmaz 
 24.05.2018 10:41
Cevap :
Geçmişe yolculuk hiç bitmiyor ki sevgili Sibel hanımcığım.Hele yaşımı aldıkça,daha sıklaştı bu yolculuklar.Duyarlı yüreğiniz var olsun.Yorumunuzu,şehir dışında olduğum için yeni cevaplayabildim.Kusura bakmayın.Sevgiler gönderdim yüreğimden, yüreğinize...Selamlarımla birlikte....  27.05.2018 17:54
 

Fisun Hanım, anılarla insan yoğruldukça daha da bir dinçlik güven duygusu ve daha da çocuksu bir mutluluk gibi geliyor bana. Esenlik diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 23.05.2018 23:47
Cevap :
Anılar düşünürken ve yazarken yoruyor beni.Ama o güven duygusu oluyor gerçekten.Yaşanmışlıklar,tecrübeler insanı kendine güvenli kılıyor.Bir de insan yaşını aldıkça,çocuk yönü daha bir ortaya çıkıyor sanki,değerli şairim.Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.Saygı,sevgi,selam ile efendim  24.05.2018 6:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 256
Toplam yorum
: 802
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 275
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster