Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '08

 
Kategori
Trafik
Okunma Sayısı
1198
 

Trafiğin tek yönlü düzenlenmesi üzerine

Uzun süre yurt dışında bulunduktan sonra memlekete ilk olarak geçen sene gelmiştim. O zaman Ankara’mızda ilk dikkatimi çeken trafiğin işleyişinin tek yönlü olarak değiştirilmesi olmuş idi. Sonrasında yurda dönüş yaptım, ve Ankara’da yaşamaya başladım. Ne zaman Ankara’nın merkezinde belediye otobüsünde ya da bir arkadaşımın arabasına kurulmuş olsam konuşmalarıma, veyahut düşüncelerime bu tek yönlü yol düzenlemesi bir şekilde sirayet eder.

Yolların tek yönlü yapılması 1960 larda New York şehrinin yoğun trafiğin ve sinyalizasyonun bulunduğu Manhattan bölgesinde çift yönlü trafiğin işleyişinin doğasında bulunan sola dönüşlerdeki sorununu çözmüş ve belirli hızda sürekli yeşilde seyahati olanaklı hale getirmiştir; müsebbibi de hayatını işi başında kaybetmiş olan ünlü trafik mühendisi Henry Barnes’dır.

Bendenize daha Manhattan’a gitmek nasip olmadı (Google bir fikir edinmemize yardımcı olur umarım). Üniversite’de okurken derslerimizde sık sık zikredilen Manhattan, “grid iron” denilen mazgal yol ağı sisteminin çağımızdaki en ünlü temsilcisidir. Mazgal sistemi ülkemizde de Milet, Pirene gibi antik şehirlerin planlarında da kullanılmış olmakla beraber dünyanın değişik kültür ve coğraflarında da karşımıza çıkar (Pekin yada Kyoto’ya gideniniz varsa sanırım fark etmiştir). Diktörtgen ya da kare bloklarından oluşmuş yapı alanlarının oluşturduğu mazgal sisteminde doğal olarak yollar birbirini dik keserler; bu sebeble yapılara ulaşabilirlik azami ölçüde artmış olur. Mazgal sisteminin Kuzey Amerika’da sık sık karşımıza çıkmasının nedenlerinden biri herhalde yeni dünyanın geçen yüzyıllarda göçmen dalgası ile hızla parsellenerek imar edilmesi telaşesi olsa gerek.

Otomobilinde ilk olarak yaygın kullanıma girdiği Kuzey Amerika’da tek yönlü trafiğin hayat bulması mazgal sisteminde bolca mevcut dörtyol kavşaklarda sola dönüşlerde ortaya çıkan trafik ihtilafından kaynaklanmaktadır. Bu ihtilafın kalkması ile trafik rahat işler ve sinyalizasyonda rahatlamalar ve süreklilik ortaya çıkar.

Tek yönlü trafiğin bu faydalarına karşın zararları da mevcuttur. Eğer arabanız varsa her şeyden önce gidilecek yere olan mesafeniz artmıştır tek yönlü yollarda (sanırım harcamak zorunda olduğunuz yakıtı da düşünmektesiniz). Eğer benim gibi bir toplu taşın yolcusu iseniz transfer yapma durumunda (toplu taşındaki transfer konusu da ayrı bir yazımıza konu edilebilir) gereksiz yürümek zorunda kalabiliriz—bir ayrıntı: toplu taşın sisteminin kurgulanmasında aklımıza genel olarak yaşlıları ve de engellileri getirmek zorundayız. Trafiğin tek yönlü olması yayanın az olduğu bölgelerde iş yerlerini (özellikle hemen girilip alış veriş yapılan işyerlerini) olumsuz da etkileyebilir. Aynı zamanda tek yönlü trafiğin işleyişini belirleyen trafik işaretlerinin yeteri kadar sağlanamadığı durumlarda trafik işleyişine yabancı olanların trafiğin akışını sekteye uğratmaları da olasılık dahilindedir.

Tüm bunların yanında beni en çok kaygılandıran ise şehir içindeki trafiğin olması gereken hızıdır. Tek yönlü yollarda hız genel olarak artar: bu durumda ara sokaklara kadar tek yönlü yapılan bir şehirde ara sokaklarda çocuğunuzun oynamasını herhalde istemezsiniz. Ayrıca araba sahibi iseniz (ve apartmanınızda size ayrılmış park yeri yoksa) sokağınızdaki otopark sebilinden su içmek için herhalde her akşam çetin bir mücadele veriyorsunuzdur.

Hayat kalitemizin çoğu alanda düzeldiği ya da iyiye gittiği tartışma götürmez, lakin şehirlerimizin düzeni ve de işleyişleri sağlıklı değilse hayat kalitimizdeki artışların gerçek hayatlarımızda tahakkuk etmesi sekteye uğrayacak hatta önemli ölçüde de anlamsız kalabilecektir. Umarım Manhattan’dan çok farklı bir yapılaşmaya sahip Ankara’da uygulanan tek yönlü trafik uygulamasının yukarıda anılan yararlarına karşın dezavantajları da değerlendirilmiştir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eski kentlerin rastgele oluşmuş caddelerinde uygulanabilecek bir yöntem değil. Birbirine paralel sokaklar ve caddeler şeklinde düzenlenmiş yerlerde çok daha güzel işliyor. Mesela istanbul'da yeni yapılaşan yerlerde görüyorum. Ama sanırım eski yerleşimlerin kargacık burgacık planları ile bu olmaz. Yanılıyor muyum? Teşekkürler.

Murat SEVGİ 
 26.07.2008 17:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Yüksek şehir plancısıyım (ODTÜ-1997), aynı zamanda Mühendislik Doktorası (Kyoto Üniversitesi, İnşaat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster