Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '09

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
668
 

Trafik ışıklarındaki çingene bebekleri

İstanbul da trafik ışıkları deyince herhalde hepimizin aklına arabamıza yanaşan küçük, kirli ve sevimli suratlı çocuklar ya da en vahimi çingene kadınları ve kucaklarında sürekli uyuyan o minik bebekleri gelir aklımıza. İşte benim değinmek istediğim bu bebekler. Hergün İstanbul un birçok trafik ışığında bence insanlık şuçu işleniyor. Hem de polisin ve vatandaşın gözü önünde. Bu küçüçük bebekler muhtemelen 0-5 yaş arası, annelerinin kucağında bir şekilde uyutularak 30 derece sıcağın ya da karın, yağmur un altında, henüz karşı çıkamadıkları için kendi selahiyetleri dışında bütün birgün tutuluyorlar. Bu kadınlar bizim arabalarımızın camlarına yapışıp, marifetmiş gibi kucağında ki bebeği gösterip, bak ben bütün gün bunun beynini bu sıcağın altında sen para veresin diye pişiriyorum dercesine gözümüzün içine sokuyorlar ve bizden para bekliyorlar. Bu bebeğin yaşama hakkını kim savunacak. Bu bebeğe sahip çıkacak niçin bir kuruluş yok. Anasının sahip çıkamadığı aşikar. Yavrusu elinde allah muhafaza ölse çöpe atıp yenisini kucağına alıp aynı işi yapacak anlayışta yada öyle görmüş kadınlar. Ben onların ne anneliğini ne de yaşam tarzlarını yargılıyorum. Bu tamamen kendilerine ait bir durum. Ama o bebeklerin yıllarca aynı bölgeler de, bu kötü şartlara maruz kalmasına seyirci olan ilgili kuruluşları ve bizleri suçluyorum. Çünkü bu olay o kadar çok bilink ve alışagelmiş ki eminim o bebekler den büyüyüp bugün kendi bebeği ile çıkan bile vardır. Yani bu dilenme yöntemi çok uzun yıllardır aramızda. Ama biz bu çağda hala kafamızı çevirerek yola devam etmekten ileri gidemedik.

Başımdan geçen iki olayı da kısaca aktarmak istiyorum. Sürekli kullandığım bir güzergah olan Ataşehir işıklar da yıllarca memur gibi mesai yapan böyle bebekli çingene kadını hiç eksik olmaz. Aynı ışıklarda trafiğin yoğun saatlerinde hem trafik ekibi durur, hem de onlar. Elele, başbaşa ışıklarda mesai yaparlar adeta. Sabah gidiyorum aynı bebekler, akşam dönüyorum aynı bebekler gene orda. Allahım, bu sıcakta ya da soğukta sürekli bir annenin kucağında(arada bir çocukları besliyorlar herhalde. Bazen çimlerin üzerinde otururken görüyorum) dilendirilen bebek bütün gününü sokakta geçirmiş. İlk aklıma gelen önce polis i arayıp buna nasıl müsade ettiklerini sormak oldu. Aradım, zabıta ilgileniyor dediler. Madem zabıta ilgileniyor, gözünüzün önünde ki dilenenleri dağıtmak için niye çağırmıyorsunuz dedim. Cevap, hangi biriyle başa çıkalım. Yani bizim çocuklar evde sıcak otursun, ama bu henüz hiçbirşeyden haberi olmayan çocuklara polisten fayda yok anlaşılan. Zabıta yı aradım, beyaz masa yı arayın dediler. Orayı aradım bir bayan a durum u anlattım. Yani Ataşehir ışıklar da yıllardır, hergün gördüğüm bebeklerden hiç haberleri yoksa! bildireyim dedim. Klasik cevaplar işte söz geçiremiyoruz, ilgileniceğiz, size geri bildirim yapalım mı gibi cevaplar. Dedim ki zaten etkili olursanız onları orda görmem. Bu benim için geri bildirim. Tabii bir yıl uğraştım. Hala birsürü var.

Ben dilenmek suç mu, bu kadınların yaptıkları suç mu, ayıp mı hiç ilgilenmiyorum. Tek derdim bu şekilde bebeğine işkence yapan bir annenin elinden alınıp o bebeğe düzgün yaşama hakkı verilsin yani yurtlara bakım evlerine alınsın. İnanın birkaç tanesi ellerinden alınsa diğerlerini çıkartmaktan zaten korkacaklar. Normal de medeni ülkelerde devletin buna hakkı var. Madem bebek hakkını belli bir yaşa kadar koruyamıyor, devlet bunu sağlamak zorunda. Yoksa ben ce o bebeğe hergün işkence yapılıyor ve insan haklarına karşı bir durum. Bizim devletimizin cevabı ise bizim bunlara bakacak yerimiz yok. Hangi birine bakalım. Zaten 10 tanesine baksan, a devlet çocukalrı elimizden alıyor diye onbirincisini dilendirmeyecek, tek başına dilenecek.

Başka birgün gene ışıklarda hem bebekli kadınlar hem polis başbaşa iş yapıyor. Hem ışıkları geçmeden hem de polise sesimi duyurmak için elkol yapıyorum. Polisten hesap soracağım aklımca. Hemen bebekli bir çingene camıma yapışıp;

-Abla, istersen ben çağırayım

diyor. İyice tepem attı. Polisin yanına yanaşıp durumu sordum. Biz, şimdi geldik, diyor. Herkeslerde cevap hazır ama malesef bugün bu 30 derecenin üstünde birçok bebeğin annesi dilensin diye beyni kavruluyor.

İlk başlarda çingene kadınlarına nasihat vermeye çalışmıştım ama cevapları o kadar hazır ki o diyalogları yazmaya bile gerek duymuyorum.

Bu konuda birşeyler yapabileceğimizi düşünen arkadaşlar varsa önerilerini bekliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 696
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

30'lu yaşlarını süren, dünya tatlısı 3 çocuğu olan bir bayanım. Marmara Üniversitesi İşletme bölümü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster