Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1340
 

Trafik Kanunu'na eklenen yeni bir maddeden haberiniz var mı?

Trafik Kanunu'na eklenen yeni bir maddeden haberiniz var mı?
 

Direksiyonu tek elle kullanıp bir taraftan cep telefonuyla konuşmak çok havalı ama, Allah korusun her an bir kaza olabilir


Yazmak istediğiniz halde bazan bir türlü yazacak şey bulamazsınız. Olaylar size “yazılmaya değmez” gibi gelir. Size de öyle oluyor mu bilmiyorum ama, işlerimin yoğunluğu sebebiyle son günlerde Blog’a zaman ayıramıyorum, yazı yazamıyorum ya, inadına her gün hakkında yazılması gereken 3-5 konu birden yaşanıyor sanki... 

O kadar çok önemli, üzerinde durulması gereken olaylar yaşanıyor ki, resmen çıldırıyorum.

Bugün yalnız kısa da olsa bir yazımlık fırsat elime geçmişken o önemli konulardan birini ele almayacağım. Daha basit gibi görünen bir şeyden bahsedeceğim.

Madem o kadar memleket meselesi yapılacak mevzular var, niye böyle eften püften bir meseleyi ele aldın derseniz, söyleyeceğim şudur:

İnsanların hayatlarında önemsizmiş gibi görünen binlerce olay yaşanır. İyi ya da kötü bu olaylar, hiç farkında olmadan bizi olumlu veya olumsuz yönde etkiler.

O “çok önemli” meselelere kafamızı  takmamıza sebep olan, çoğu kez bu küçük olaylardır. Eğer biz mutlu müreffeh bir hayat yaşıyorsak, hem daha hoşgörülü oluruz, hem de her şeyi problem etmeyiz.

Dikkat ederseniz mali durumu iyi olan, yazlıklarda kışlıklarda yaşayanlar, asgari ücretle geçinmeye çalışanlar kadar memleket meseleleriyle ilgilenmezler.

Bizim ciddi ciddi kendimizi siyasete kaptırmamız, olup bitenle haşır neşir olmamız, her ne kadar “duyarlı vatandaş” olduğumuz gibi bir iddia taşıyorsa da, asıl mesele, kendi geleceğimizle ilgili kuşkularımız oluşundandır.

Ülkemizde yaşanacak olumsuz bir durumun, zaten bozuk olan düzenemizi daha da kötü hale düşüreceğinden endişe ederiz de o yüzden bunu kendimize dert ederiz. Yoksa ucu bize dokunmayacak dertlere yanacak kadar ne  samimiyiz, ne iyi niyetliyiz. 

***** 

Neyse felsefeyi bırakıp konumuza gelelim. 

Efendim ben oldum olası kurallara bağlı kalmayı seven bir insanım. Bu belki de benim muhafazakâr yapımdan kaynaklanıyor. Kuralları iyi bilirim, elimden geldiğince de uygularım.

Asi ruhluluk, yani devrimcilik pek bana göre değil. Ama olduğum yerde saymayı da sevmem. Kimseye zarar vermeden, çevreyi rahatsız etmeden, yavaş yavaş gelişmeli ve değişmeli insan diye düşünürüm. Yani evrim benim yapıma daha uygun. (Bunun evrim teorisi ile bir alâkası yok tabii ki...)

Bu yüzden hayati önem taşıyan konularda kurallara sıkı sıkıya bağlı olmak gerektiği konusunda ısrarlıyım. Bu tür işlerde şaka filan olmaz...

Direksiyon hâkimiyeti sağlamak, bir sürücü için çok önemlidir. En ufak bir yanlışlık, kazaya sebebiyet verebilir. Mala gelen zarara razıyız ama, cana da gelebilir.

Bu arada sadece suç işleyen sürücünün kendisine bir şey olsa, “etme bulma dünyası” deyip geçebiliriz, ama hiç suçu olmayanlar da arada bu yüzden yaralanıyor, hatta hayatını kaybetmiyor mu, buna dayanamıyorum.

*****

Geçen gün baktım bir hanımefendi, elinde cep telefonu, yolun sol tarafında tek elle araba kullanıyor. Farkında olmadan hızı düşmüş tabi, insanlar arkada kuyruk olmuşlar, selektör, korna falan, o kendi âleminde konuşmaya devam ediyor. Allah korusun kaza an meselesi... 

Ben bu olayın şokunu atlatamadan baktım bir başka sürücü, yine elinde cep telefonu, genç bir arkadaş, şeritlerde arabalar arasında slalom yapıyor. 

“Yani şimdi bir kaza olsa ne olacak? Bu kadar da sorumsuzluk olur mu canım” demeye kalmadı, kocaman bir beton çimento kamyonunun şoförünü de, cep telefonuyla konuşurken görmez miyim? Vallahi ne yapacağımı, ne diyeceğimi şaşırdım. 

"Bu kadar da olmaz artık, insanlar canını sokakta mı buldu yahu” diye kendi kendime söylenip vatandaşlık görevimi yapmak üzere kamyonun plakasını aldım. 154’ü arayıp resmen şikâyet edeceğim. Bana ne kadar inanacaklar, inansalar da ne yapacaklar bilmiyorum ama, kızgınlıkla bir karar vermişim işte...

Tam bu sırada baktım uzaktan motosikletli bir trafik polisi geliyor. Öyle şanslı biri sayılmam ama, tesadüf bu kadar güzel olur deyip yolun kenarında beklemeye başladım.

Trafik polisi yanıma geldiğinde beni bekleyen başka bir sürpriz vardı: İnanmazsınız ama, trafik polisi cep telefonuyla konuşuyordu ve motosikleti tek elle idare ediyordu. Ağzım açık kaldı. Hiçbir şey diyemedim, sadece arkasından bakakaldım.

*****

Size belki de kurmaca bir hikâye gibi gelen bu olayı yaşadıktan sonra, etrafıma biraz daha dikkatlice bakındım. Telefonla konuşmayan sürücüye ancak binde bir uzun araştırmalar sonucu rastlanabiliyordu. 

Belli ki benim haberim olmadan Trafik Kanunu’na yeni bir madde eklenmiş ve sürücülerin mutlaka cep telefonu kullanarak direksiyonu tek elle kullanmaları mecburiyeti getirilmişti. Demek ki benim  bundan heberim yoktu. 

Hani belki siz de duymamışsınızdır diye ileteyim dedim efendim...

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim insanımızda aşırı bir şekilde kendine güven var trafikte. Hep bana bir şey olmaz havasıyla kural çiğnemekten geri durmuyorlar. Ne zaman ki canları yanar, ya da can yakarlar işte o zaman akılları başlarına geliyor. Öncelikle bilinçlendirme çok önemli Ahmet Bey. İnsanlarımıza daha ana okulundan itibaren trafik kuralları iyice öğretilmeli. Öğretilmez ise ne olur, işte sizin de şahit olduğunuz gibi trafik polisi de kural çiğner...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 26.04.2012 22:19
Cevap :
Buna güven demek ne kadar doğru bilemiyorum... Bu bilinçsiz bir ihmal hastalığı bence... Eğitim şart.. evet dediğiniz gibi öğretmek lazım... Peki siz bu insanların yaptıklarının yanlış ve tehlikeli olduğunu bilmediğini mi sanıyorsunuz? Ben bildiklerini, ama bildikleri halde yapmadıklarını düşünüyorum. Bunun çaresi nedir derseniz, herhalde ciddi bir denetim olsa gerek.. Katkılarınız için teşekkür eder, selam ve saygılar sunarım.  26.04.2012 22:58
 

İmam-cemaat kıssası gibi...Trafik polisi tek elle cambazlık yaparsa,diğer acemiler ne yapsın ?..Tüm resmi kurum ve kuruluşlarımızda bir laçkalık var...Dün evimin önüne ulu orta park yapan TIR'ın plakasını alıp polise telefon etim..Telefona çıkan polis, uykudan yeni kalkmış gibi bir sesle bana ne dese iyi:'' Belediyenin görevi bu;orayı ara amca !..'' Benim amcası olduğumu allgılayacak kadar zeki polislerimiz varmış da yeni öğrendim.Saygılarımla..

Mesut Selek 
 25.04.2012 22:55
Cevap :
Aynen dediğiniz gibi Mesut bey... Özellikle Trafik denetlemelerinde, gelişigüzel park etmelerde, tam bir laçkalık var... Neden böyle bir boşluk yaratıldı, bilemiyorum. Oysa bir zamanlar her gün karşılaştığımız kapkaç olayları bıçak gibi kesildi. Emniyet bu konuda iyi çalıştı ama bu trafik meselesi neden bu kadar savsaklanıyor anlayamıyorum. Aslında polisin de içinde bulunduğu ğek çok resmi dairede eskiye göre hayli gelişmeler var ama, şimdilerdeki beklentilerimiz elbette daha fazla. Bunu yerine getirmek de o kadar zor değil. Ama maalesef çok yavaş oluyor bizde gelişmeler. Hayat daha hızlı aktığı için hep gerilerde kalıyouz, çağı bir türlü yakalayamıyoruz. Katkılarınız için teşekkür eder, selam ve saygılar sunarım.  26.04.2012 20:55
 

Çok yerinde bir uyarı Ahmet bey...Teknolojiyi kendimizi öldürmek için kullanmakta üstümüze yok.Böyle basit gibi görülen uyarılar çok hayat kurtarır...Selamlarımla

ali açıköz 
 25.04.2012 22:42
Cevap :
Evet teknolojiyi yerinde kullanmasını bilmiyoruz. Aslında istemiyoruz demek belki daha doğru... Bir garip milletiz vesselam... Katkılarınız için teşekkür eder, selam ve saygılar sunarım.  26.04.2012 20:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster