Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
4539
 

Trakya'nın incisi Vize ile İğneada

Trakya'nın incisi Vize ile İğneada
 

İğneada Longoz Ormanları


30 Ağustos Zafer bayramının Cuma gününe  denk gelmesi 3 günlük bir hafta sonu tatili fırsatı yaratmıştı bize.

Arkadaş grubumuz ile nereye gidelim diye düşünürken, bir şekilde trafikten de uzak durmalı, Pazar akşamı rahat bir şekilde İstanbula geri dönmüş olmalıydık. Yıllarca bir Trakyalı olarak gitmeyi ertelediğim İğneada’ya gitmeye karar verdik ve 30 Ağustos 2013 Cuma sabahı 07.30 gibi yola çıktık.

Sabah erken saat de Vatan caddesinde yapılacak kutlamalar nedeniyle bazı TEM’ e bağlantı yollarının kapatılması nedeniyle İstanbuldan çıkışımız biraz zor oldu. Mahmutbey gişelerine zor da olsa 08.30 gibi varıp oh be artık gidiyoruz dedik.!

260 km. uzaklıktaki İğneada’ya   gitmek için en uygun güzergah Mahmutbey gişelerinden girerek Çerkezköy çıkışından çıkıp, Saray ve Vizeyi geçtiken sonra Kırklareli yolu üzerinde Poyralı köyü girişinden sağa, Demirköy ve İğneada tabelaları yönünde 60 km devam edip İğneadaya ulaşmaktır.

Çerkezköy’de TEM’den ayrılıp Saray istikametine yöneldiğimizde sağanak yağmurla karşılaşıyoruz.  Trakyanın havası hiç belli olmaz, her zaman süprizlere gebedir.  Biz Sarayı geçtikten sonra Çakıllı köyü girişinde 825 yaşındaki çınarın altında, Çınaraltı Çay Bahçesinde sabah kahvaltısı için duruyoruz.  Hem mola vermek hem de neredeyse asırlık dev çınarı görmek için durmanızı tavsiye ederim.

Kahvaltı sonrası hafif yağmur devam ederken biz Vize’ye varıyoruz.  Ben bir Vizeli olarak durmayıp yola ediyorum ancak size Vize hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum.

2012 yılında Cittaslow (Sakin şehir) seçilen 10.000 nüfuslu (köyleri hariç) Kırklareli’ye bağlı ilçe,  sahip olduğu tarihi eserleri ve doğal güzellikleri ile görülmesi gereken yerlerden biridir.

Şehir merkezine çok yakın mesafede bulunan, Bizans döneminden kalma Antik Tiyatro, Küçük Aysafoya Kilisesi (Gazi Süleyman Paşa Camii),  Hasan Paşa Camii ve Vize Kalesinden kalan surları 1 saat gibi kısa bir süre vakit ayırıp görebilirsiniz.

Daha fazla vakti olanlar ise,  Vize’nin Karadenize kıyısı olan merkeze 30 km uzaklıktaki Turizm cenneti Kıyıköy ve Aya Nikola Manastırını görüp doğa ile başbaşa deniz, orman ve gölün birarada bulunduğu ortamda vakit geçirebilirler. Ayrıca Vize’nin Kızılağaç köyü yakınlarında bulunan Cehennem  Şelaleleri de biraz zahmetli bir yolculuk sonrası görülebilecek bir diğer doğal güzelliktir.

Trakyanın en güzel kasabalarından Vize’yi kısaca tanıttıktan sonra İğneada yazımıza devam edebiliriz. Vize’yi geçtikten 17 km sonra Poyralı köyü girişinde Demirköy ve İğneada tabelalarını görüp sağa sapıyoruz.  Öğlene doğru hava da  şansımıza açtı, günlük güneşlik oldu. 60 km boyunca , tek şeritli ve virajlı, asfaltı düzgün ve harika orman manzaraları eşliğinde Motosikletçilerin ve Avcıların da favori mekanı İğneada’ya 4 saatlik bir yolculuk sonrası varıyoruz.

Son zamanlarda adı Nükleer Santral ile anılan Trakyanın bu nadide beldesi dağ, deniz, orman, göller ve temiz havası ile tam bir eko turizm kaynağıdır.

Biz kaldığımız 3 gün boyunca MTA’nın geçmişte kumlarında altın zerrecikleri tespit ettiği geniş plajında güneşlenip, şansımıza dalgasız ve pırıl pırıl denizinde yüzdük.  Çocuklar için de sığ ve ılık denize sahip beldede, çocuklu aileler merkeze 1 km uzaklıkta atıl vaziyetteki Öğretmen kampı önündeki plajı tercih edebilirler.

Avrupa’nın en büyük Longoz (Subasar) ormanına sahip İğneada’da koruma alanına alınmış ormanı gezme fırsatı bulup içindeki yedi gölden Mert ve Erikli göllerini görüp, deresinde serinleyip, ciğerlerimizi oksijenle doldurduk. Longoz ormanlarına İğneada merkeze varmadan yol üzerinde bulunan Longoz ormanları tabelasını görüp araçla girmeniz mümkün.

Kaldığımız zaman zarfında İğneada’ya  4 km mesafedeki Limanköy ile 12 km mesafedeki Bulgaristan sınırına sıfır noktada bulunan Beğendik köylerini de ziyaret ettik. Her iki köyde küçük ve sevimli orman köyleri idi. Hayvancılık oldukça yaygın.  Bazen aracınız ile ilerlerken ineklere yol vermeniz icab ediyor.!  Kuşlara dikkatli bakın. Daha önce hiç görmediğiniz kuş çeşitlerini İğneada’da görebilirsiniz.

Beğendik köyü ziyaretimizde sahildeki Atatürk’ün evi ile  Bulgaristan sınırını belirleyen Mutlu deresi (Rezve) ve uzaktan bizim köye göre gerçekten de daha bakımlı gözüken Bulgar köyü Rezova ‘yı görüyoruz. Sınır bölgesinde Askeriye olduğu için buraları yakından görme imkanı yok.

İğneada’da bir adet 5 yıldızlı hotel var. Konaklama için hotel haricinde pansiyonlar mevcut. Sezonu kısa, Temmuz ve Ağustos ayları yaz tatili için uygun aylar. Gündüzleri sıcak olan hava akşamları serin oluyor. Kısa kollu durmanıza imkan vermiyor. Mutlaka yanınızda uzun kollu bir giysi bulundurun. Çok yeşillik, orman ve göller ile iç içe olmasına rağmen sivrisinek olmaması güzeldi. Benim en çok çekindiğim noktaydı. İnsana akşamı zehir eden bu yaratık bazı yaz tatillerinde başımıza  musallat olmuştur.!

Sayfiye yeri olmasına rağmen, lüks kafeler, restoranlar, hediyelik eşya satan dükkanlar ile alışveriş yapabileceğiniz mağazalar görmeyi beklemeyin.  1 Benzin istasyonu, 2 Kasap, 3 Kafe, 4 Lokanta, 2 Dondurmacı, 1 Disko ve 2-3 Çay bahçesi olan bir yerden bahsediyoruz. Esnaf işi lokantaların yemekleri lezzetli ve ucuz. İstanbula yakın olması, kafa dinlemek, temiz hava almak ve temiz denizde yüzmek için lüks tutkusu olmayan İstanbullulara ideal bir destinasyon diyebiliriz İğneada için. Çarpık yapılaşmadan nasibini alan İğneada’da bir doğasever olarak Nükleer Santral yapılmasına ve fazla gelişmesine taraftar değilim. En azından sahili ve plajları şimdilik bakir sayılır.

Demirköyü geçtikten sonra 33 km içeride kalan Dupnisa Mağarası’da ziyaret edilebilir. Gidenlerden aldığımız yorumlar neticesinde yolu çok bozuk olduğu ve 1 saati aşan yolculukla ulaşılan mağara için biz bu seferlik vakit ayıramadık.  Ancak hala yarasaların yaşadığı, bir ucu Bulgaristan’da bulunan mağara ileriki zamanlarda bizimde ziyaret edeceğimiz yerlerden biridir.

Pazar günü öğleden sonra İğneada’dan ayrılıp İstanbulun yolunu tutuyoruz.  Mahmutbey gişelerine yaklaştıkça artan trafik eve varışımızı biraz geciktirse de bayram dönüşlerinde yaşanan felaketler kadar değildi.  Saat  15.00 gibi yola çıkmıştık, eve varışımız ise 20.00 civarı idi. Eve vardık ama hala neden İğneada ismi konulmuş bir cevap hala bulamadık. Ada deseniz ada değil, iğne ile alakalı neyi var bilemiyoruz.!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Soyadaşım, bir dahaki sefer Dupnisa'ya da git bence. Ama sezonda gidiliyor oraya, kışın kapalı. İğneada 3 gün için sıkıcı olur bence. Bir de yazıda Kıyıköy demişin ama pek bahsetmemişsin :) Sevgiler..

Rıfat SOYDAN 
 03.07.2014 1:26
Cevap :
Rıfat bey merhaba, Tavsiyenizi dikkate alırım. Yakın zamanda birçok mağaraya gittiğim için Dupinsayı es geçtim. Ancak ileride olabilir. Kıyıköy için ise, 1 paragraf açmışım, bahsetmişim. Ama yazının ana konusu İğneada ve sonrasında Vize merkezidir. Saygılar  03.07.2014 14:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4155
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster