Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
406
 

Travmatik

Travmatik
 

Varoluşumdan en hoşnut olduğum günlerden biri değil... Yıllar önce peşinden koştuğum, şimdi peşim sıra beni kovalayan hayallerimin çığırdığı yerde bıraktığım o olmamış genç çocuğun olamadığı her şeyin sonucunda oldu şu an olduğum şey her ne ise. Geçmişe dair duyduğum çaresizlik ve geleceğe dair kaygılarım bugüne dair algımı zayıflatıyor. Varoluşumun bana keyif vermediği bugün hoşnutsuzluğumun kaynağı geçmişim ve geleceğim, bugünüm değil. Kendimi gerçekleştirmek adına yaptıklarımın ne kadarı kendimi kaybettirdi bana bilmiyorum, hiç saymadım… Hazır cevap bir adam olsaydım belki eğlenceli olabilirdi sorular sormak ama cevaplayamadığım her soru bir kıymık gibi batıyor beynime...

Daha önce uğraşmış olanlar bilir, üniversite hazırlıkta sorulan geometri sorularında üçgenin veya çemberin içinde eksik bırakılmış bir çizgi vardır. Eğer o hayali çizgiyi görüp çizebilirseniz soruyu da çözerdiniz. Bütün gün uğraşıp göremediğim bir çizgiyi rüyamda görmüştüm bir akşam ve sabah uyanıp soruyu çözmüştüm. Şimdi ise rüyalar beni tamamlamaktan çok uzak. Geçmiş ve gelecek arasında araf benzeri bir yere hapsediyor beni. Rüyalarımın bazılarını hemen unutup bazılarını ise hiç unutmamam ne ödül ne de ceza gibi hissettiriyor fakat unutsam da unutmasamda gördüklerim içime enjekte edilmiş bir böcek sürüsü gibi beynimi kemiriyor uyanık olduğum süre boyunca... Her uykudan uyanışımda rüyalarım tarafından çizilmiş hayali bir çizgi gibi hissediyorum kendimi. Bir kağıdın üzerinde çizilmeyi bekleyen bir çizgi olduğumun devamlı farkında olmak ve çizimin nerede başlayıp nerede biteceğini bilmemek ve o kalemin ucu bitince mi yoksa kalemi tutanın eli yorulunca mı soruların cevaplanacağını bilememek, sorularımın bir cevabının olup olmadığını bilememek... Düşünmek ve sorgulamak, bir bataklıkta çırpındıkça daha da dibe batmak gibi.

Mutluluk, zamanı unutmak mı Çetin Altan’ın dediği gibi? Belki, ama mutlu olduğunun farkına varamazsa insan zamanı unutması neye yarar? Okaliptus ağaçları lazım bana içimdeki bataklığı kurutacak. Varoluşun büyüsü zamanı unutturamadıkça, yokoluşun gizemi her nefeste hatırlatacak...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 590
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

İlk kitabımı, 'Pal Sokağı Çocukları'nı okuduğumdan beri yazıyorum. Yazmak beni o çocuklar gibi öz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster