Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
420
 

Tren yolu ve yaşam

Buradaki en dakik ulaşım aracı trenler ve çoğunluk özellikle şehir merkezine giderken lokal treni kullanır trafiğin yoğunlugundan kaçmak için. Sonra şehir içinde metro ulaşımı kolaylaştırır. Tren geç geldi diye bir mazeretiniz olamıyor... Otobüsler içinde öyle, hızlı da gitmiyorlar... Her nasılsa bir düzen var...

Geçen cuma günü üniversiteye gitmek için evin yakınındaki istasyondan trene bindim. Oturacak yer yoktu. En öndeki kompartmanda idim ve makinistin oldugu yerin arkasındaki boşlukta tutunacak yer buldum ve yola koyuldum. Demiryolu gözümün önünde akip gidiyordu sanki... Bir an yaşama benzettim... Akıp giden yaşama. Arada bir istasyonda durup inen binenler sanki şimdiye dek yasamıma giren insanlar gibi idi. İlk defa karşılaştığım bir daha göremeyecegim insanlar... Ögrencilerde kendimi, öğrencilik yıllarındaki arkadaşlarımı gördüm. Yaşlılarda anamı babamı diğer yakınlarımı. Takım elbise içinde olanlar eski iş arkadaşlarımı anımsattı. İnenler binenler hüzünlü görünenler, gülümseyenler... Yüksek sesle konuşup gülen hanımlar... Kafasını adeta kitaba gömmüş gibi görünen arada bir uyuklayan insanlar..

Tren yolu dümdüz değildi. Dönemeçler vardi... Bazan keskin, bazan değil. Tıpkı yaşam gibi. Dönemeçlere gelince tren görevlisi anonsla uyarıyordu insanları. "Şimdi keskin viraja giriyoruz kendini salıvermeyin, iyice tutunun." diye. Sanki zor durumda kaldığımızda arkadaşlarımızın, dostlarımızın bizi uyardığı gibi. Sonra bir istasyonda istasyon görevlilerinin beklediklerini gördüm. Engelli, tekerlekli arabası ile yolculuk eden kişinin trenden inmesine yardim etmek icin oradalardı... Hani bunaldığınız anda yardımınıza koşan arkadaslar gibi ve... Ayakta duran yaşlılara yer vermemek için uyuma numarası yapanlar. Gerçek yaşamda da yardımdan kaçanlar gibi... İnenler, binenler... Tren kalabalıklaştıkça oflayıp puflayanlar... Ve son durakta asıl hedeflerine ulaşmak üzere çil yavrusu gibi dağılan yüzlerce insan, bir daha belki hiç göremeyeceğim insanlar...

Dönüş yolu tekrar tren ve metro. Metroda yanıma kasketli giysilerinden işçi oldugunu anladigim iki orta yaşın üstünde bey oturdu. "Nerelisin?" diye sordular. Buradakiler için yabancı Amerikalı ya da Avrupalı. Inat ettim, söylemedim ..ipuçları verdim. Sonunda buldular. "Japonlarla Türklerin arası iyi, değil mi?" diye sordular. Ben de "Aramızda savaş olmadı, sanirim o nedenle aramiz bozuk değil." dedim. İlk kez bir yabancı ile konuştuk diye gülücükler yayarak, iki istasyon sonunda indi trenden yaşlarının yetmişe yaklaştığını söyleyen iki beyefendi.

Yorgunluktan mı nedir bilmiyorum dönüşte trende uyuyakalmisim bu kez oturabilmiştim ama kendi istasyonumu kaçırdım. Bir istasyon sonra indim ve geri döndüm eve... Hava kararmıştı ve evde yemek hazır değildi üstüne üstlük evde öğrettigim öğrencilerim gelecekti. Sağolsun eşimin yardımı ile yemek işini hallettik ve tekrar iş başına. İyiden iyiye yorulmuştum. Televizyon seyrederken uyuyakalmışım. Yazımı gecikmeli olarak bir gün sonra yazabildim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazını okurken benimde gözlerimde geçtiğin istasyonlar ve yaşadıkların canlandı....sen de oğlum gibi felsefi yaklaşmışsın:) şimdi niçeleri de okursun:)))) sevgilerimle

mutlumavi 
 22.11.2008 20:10
Cevap :
Buranin trenlerini metrolarini biliyorsun ...evet niceleri okurum artik:)) gel de yeniden beraber gidelim sehir merkezine bu kez Kyoto ya ... sevgilerimle  23.11.2008 2:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 397
Toplam yorum
: 1163
Toplam mesaj
: 200
Ort. okunma sayısı
: 1070
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1955 Niğde doğumluyum. Ancak Japonya'ya gelene kadar yaşantımın büyük bir bölümü Ankara'da geçti. Ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster