Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '06

     
    Kategori
    İş Yaşamı - Kariyer
    Okunma Sayısı
    392
     

    Tribünlere oynamak

    İşyerinde açık ofisi savunanlar da vardır, kişilerin kendi özel alanları olması gerektiğini savunanlar da.

    Ben 14 yıllık iş hayatımda hep açık ofislerde çalıştım. Açık ofislerin kurumlarda insanları birbirine yaklaştırdığı, ekip olma duygusunu geliştirdiği bir gerçek. Özellikle yöneticilerin, çalışılanlar tarafından kolay ulaşılır olması şirket çalışanları arasında bir güven duygusu da yaratıyor.

    Ancak bu ve başka tüm pozitif etkilerini tecrübe ve kabul ettiğim halde, bazı farklı etkileri de var. Şimdiye kadar uluslarası, özel Türk sermayeli ve kamu Türk sermayeli 3 kurumda çalıştım. Bir çok farklı kişi ve profil geldi geçti açık ofislerimden. Bir çok farklı profilde benzer bir etkisinden bahsedeceğim açık ofislerin: tribünlere oynamak.

    Yaptığınız , konuştuğunuz herşey, hangi anda çay içtiğiniz, telefon konuşmalarınız, sigara molası için koridora çıkışınız, okuduğunuz doküman, herşey ister istemez açık ofisteki herkes tarafından anında farkediliyor, "hakkınızda" hanesine kaydediliyor. Kimisi bunu kabullenip, etrafa çok fazla kişisel ve özelini deşifre etmeden sessiz sakin işlerine odaklanıyor. Kimisi ise, ne kadar haklı olduğunu, ne sorunu olduğunu, ne kadar sevindiğini, ne kadar sevildiğini, başarılarını, yöneticilik vasıflarını, şunu bunu insanlara dolaylı olarak sergilediği bilinci ile habire "yüksek sesle" oynuyor.

    Dikkat edin, kimse sizin özel hayatınızı, hatta işle ilgili olsa bile sorunlarınızı, teorilerinizi, projelerinizi, ne yaptığınızı ve ne yapmayacağınızı dolaylı olarak, yani kulak misafiri olarak öğrenmek istemez. Bu bana bir tür bilgi kirliliği gibi geliyor. Birşeyler anlatmak istiyorsanız direkt olun; kahve molalarında, öğlen yemeklerinde sizi dinlemek üzere karşınızda olanlara anlatın... İşle ilgili sorunları, projelerde yapmaya çalıştıklarınızı eğer bir cümleden uzun bir husus ise telefonda değil, masadan masaya bağrışarak değil, toplantı yaparak ilgili kişilerle görüşün.

    Ofisde bir ortak görüş veya bir konuda kulis oluşturmak istiyorsanız email yazın, insanlara konuyu kendi istedikleri zaman okuma veya kendilerinin de görüşlerini söyleme imkanı tanıyın.

    Yok bunlarla yine de kendinizi yeterince ifade edemediğiniz, tanınmadığınız, dahiyane fikirlerinizin bilinmediği, ne muhteşem bir kişilikte olduğunuzu insanlara aktaramadığınız endişesi taşıyorsanız kendinizi ifade edecek farklı platformlar oluşturun, web sayfası yapın veya benim gibi blog yazın:)

    Lütfen hiçbir yer ve ortamda , özellikle işyerinde açık ofislerde tribünlere oynamayın.

    Sağlıcakla

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Bankacılık sektöründe ,ne derece tribüne oynanır ki? Tribüne oynanacak bir sektör değil. Herşey performans değerlendirmesiyle,sayısal verilerle takip ediliyor. Hoşçakalın...

    mahmut inal 
     03.09.2006 2:27
     

    Bir yazınızda da; deneyim sahibi olduğunuzu belirttiğiniz uluslararası, özel ve kamu kuruluşlarının çalışma mantalitesini kıyaslamalı şekilde analiz ederseniz sevinirim. Deneyim ve görüşlerinizi paylaşmayı sevdiğinizi görüyorum. Tşk.

    Fikret Kartal 
     01.09.2006 16:23
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 2
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 392
    Kayıt tarihi
    : 31.08.06
     
     

    Satış, pazarlama, proses ve MIS tasarımı, ürün yönetimi, internet, WAP, SMS, iTV, bankacılık sektörü..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster