Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '11

 
Kategori
Efsaneler
Okunma Sayısı
663
 

Troya -1- İlk güzellik yarışması

Troya -1- İlk güzellik yarışması
 

Paris'in Seçimi - Rubens


Eğer Troya’yı mitolojiden çıkarırsanız, Ege mitolojisi[1]nin kalbini çıkartmış olursunuz. Mitolojinin neredeyse tamamı Troya ile ilişkilidir. Antik dünya düzenini anlamanın yolu da. 

Troya’nın öyküsü, binlerce yıllık bir masal olarak bilindi. Ta ki efsanelere takmış bir adam, hayallerinin peşinde koşup, sırf bu hayali gerçekleştirmek için bütün servetini riske atana kadar.

 

Vilusa, İlium, Truvisa, İlyon ve Troia olarak da bilinen kent, Henrih Şiliman tarafından ortaya çıkartıldı. O güne kadar sadece efsane olarak bilinen yerleşimin ortaya çıkışıyla birlikte dünya çalkalandı[2] ve Avrupa’da Şiliman’a övgüler yağdırıldı. 

Gerçekten de Troya kentinin bulunuşu, sadece ve sadece onun çabasıyla gerçekleşmiştir. Çünkü Troya, savaştan sonra ardılı gelmeyen, 19. yy’a sadece efsanesi taşınmış olan bir kenttir. Hazineyi çalıp kaçması, mazeret kabul etmeyecek bir durum olsa da, eğer onun gayretleri olamasaydı, Troya bir masal ya da efsaneden öteye geçmeyecekti. 

Son yapılan kazılarda, kent kapılarından birinin kemerinin sadece kilit taşının kırılarak açılmış olması da “Tahta at” efsanesini doğrulamaktadır. Ve tabi tarihin en acı öykülerinden birini de. 

Konuya girmek çok zor, çünkü her şeyin birbiriyle bağlantısı var. Bir noktadan başlatıp, geriye dönüşler yaparak ilerlemek gerekiyor. Bu yüzden konuya başlangıç sayılabilecek esaslı noktalardan birinden girelim; Dünyanın ilk güzellik yarışmasından. 

Tanrıların yaşadığı Olimpos dağında bir düğün vardır. Gümüş Ayaklı diye anılan Thetis evlenmektedir. Nereid (deniz perisi) olan Thetis olağanüstü güzel bir kadındır. Zeus onunla birlikte olmaya niyetlenmiş fakat hevesi kursağında zorunda kalmıştır. Çünkü Thetis’in üzerinde bir hediye/bir lanet vardır. Doğuracağı çocuk babasından güçlü olacaktır. Bunun üzerine Zeus onu bir ölümlüyle evlendirmeye karar verir. Bu kişi Peleus’tur. 

Tanrıların evinde muhteşem bir şölen vardır. Su perileri bile düğüne çağrılıyken, Kavga ve Karmaşa tanrıçası Eris, düğünün tadı kaçmasın diye, Zeus tarafından davet edilmemiştir. 

Eris buna çok bozulur. Düğündekilere ve özellikle de Zeus’a bu saygısızlığını cezasını vermek için bir yol düşünür. Bir altın elma alarak üzerine “En güzele” yazar ve Olimpos’a fırlatır. 

Elma düğünün tam ortasına düşer. Zeus daha elma düşerken, olanları anlamıştır. Eris’i davet etmediğine pişman olur ama çok geçtir. Elmanın üzerindeki yazı salonda fısıltı şeklinde dolaşmaktadır. 

Bütün kadınlar elmayı kendilerine layık görmektedirler. Ama ortada güçlerin savaşı da vardır. 3 kadın elma üzerinde hak iddia etmek üzere öne çıkarlar. Hera, Athena ve Afrodit. Hiç biri geri çekilmek niyetinde değildir. Zeus’a dönerek tanrıların tanrısı olarak en adil kararı onun vereceğini, elmayı hak edene vermesini söylerler. 

Zalim, bencil, çıkarcı, yalancı. Bunların hepsi Zeus için kullanılabilir sıfatlardır. Homeros da İlyada’da cümle aralarında bu sıfatları ona yerleştirmiştir fakat, asla aptal değildir Zeus. Böyle bir seçimi yaptığında, başına gelebileceklerden haberdardır; İki ölümsüz tanrıçanın sonsuz kinini kazanmak. 

İşten sıyrılmak için, kendisinin onları sadece fiziksel güzellikleriyle değil aynı zamanda tanrısal güzellikleriyle de bildiğini, bu yüzden seçimi başkasının yapması gerektiğini söyler. Bir ölümlünün. Gözleri fiziksel güzellikten başka hiçbir şey göremeyen bir ölümlünün. 

İyi kıvırdığının farkındadır. Şimdi tanrıçaların arasında seçim yapacak bir ölümlü bulmak gereklidir. Hermes’e emir verir; Bir ölümlü bul ama ihtiyar olmasın. Onlar görmüş geçirmiş olduğundan böyle bir seçimin neye mal olacağını hissedecek kişilerdir. Tanrılar arasında hakem olmayı kabul etmezler. Genç, toy birini bul. Dikkat et, soylu biri olsun. Ne de olsa tanrıçaların içinden seçim yapacak. Ama çok önemli birini de seçme. Tanrıçalar öç aldığında, insanlar fazla isyan etmesin. 

Aslında Zeus’un kimi kast ettiği bellidir. Priamos’un oğlu Paris[3]

Kutsi Akıllı 

Yazının devamını ve dipnotları okumak, Rubens'in resmini görmek isterseniz lütfen http://diflek.com/?p=1055 linkini tıklayınız. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1489
Kayıt tarihi
: 01.06.11
 
 

Olduğu gibi kabullenmek yerine "neden" sorusunu sormayı yeğlerim. 25 seneye yakındır senaryo çalışma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster