Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
360
 

TRT yine İngilizce yarışacak

TRT yine İngilizce yarışacak
 

Türkiye adına Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de 22-26 Mayıs 2012'de yarışacak olan Can Bonomo


Vahdet Nafiz Aksu: İçime sindiremiyorum!

Erzurumlu yazar Vahdet Nafiz Aksu  TRT’nin Eurovision Şarkı Yarışmasına yollamaya karar verdiği İngilizce pop parçası için: GELİN TÜRKÇE DE YAZMAYALIM, diyor.

Değerli arkadaşım şu görüşlerini de ekliyor haklı olarak:

‘Birkaç yıldır Eurovision Şarkı Yarışmasına İngilizce şarkılarla katılıyoruz.

Geçen sene Azerbaycan da bu modaya uydu…

Tabloya bakar mısınız? Türk Dünyası’nın yarısı İngilizce şakıyor, yarısı Rusça!

Yanlış anlamayın, yabancı dil karşıtı değilim.

Ama uluslararası yarışmalara ‘millet adına’ katılan grupların yıllardır ‘Türkçeyi unutmuş’ görünmelerini içime sindiremiyorum!’

O Türkçe parçalar bugün bile güzel!

Bilindiği gibi TRT bu şarkıyı ‘Eurovision 2012 Türkiye’nin Şarkısı’ olarak döndürmeye başladı. Pek övgü de olumsuz eleştiri de aldı. Bana göre TRT yine İngilizce bir pop şarkısı seçerek dayandığı Türkçe yayıncılık yanında Anayasa ile iç yönetmeliklerine de aykırı hareket etmiştir. Kimi yaklaşımlara göre ‘amatör bir şarkı yarışması’ olsa da ülkelerin müzik zevki yanında tanıtımını da ortaya konulduğu bu yarışma bana göre geniş toplumu yansıtmaktan uzaktır. 

Bu bakımdan artık belleklerimizde 1975’te zevkle dinlediğimiz ve bugün bile dinlemekten çekinmediğimiz ilk yarışmacımız Semiha Yankı’nın Seninle Bir Dakika, 1978’de Nilüfer ile Nazar’ın Sevince, 1980’de Ajda Pekkan’ın Petrol, 1981’de Modern Folk Üçlüsü ile Ayşegül’ün  Dönme Dolap, 1990’da Kayahan’ın Gözlerinin Hapsindeyim, 1997’de Şebnem Paker ile Grup Etnik’in Dinle,  2008’de ise Mor ve Ötesi’nin Deli adlı şarkıları bugün bile zevkle dinlenmiyor mu?

İngilizce Eurovizyon şarkıları için harcanan paralara yazıktır

Buraya yazamadığım diğer Türkçe güzel şarkılar da bence müzik çalışmaları için önemli katkılar sağlamıştır. Bu anlamda İngilizce şarkıların kalıcılığı bir yana kamuoyunun müzik zevki bakımından yerli bir kaç tını taşıyor olmaları bakımından hiç bir değeri yoktur. Bu uğurda harcanan paralara yazıktır. Ayrıca eğitimin her aşamasında dayatılan İngilizce dersleri gibi Eurovision için dayatılan İngilizce şarkılar için harcanan paralara yazıktır. Her iki dayatma da ne yazık ki bu millete zaman kaybı ve para yönlerinden pahalıya mal olmaktadır.

2003’ten bu yana Türkçe dışında başka bir dilde şarkı söylenilerek ipi göğüsleyeceğini sananlar sanırımbu yıl da yanıldıklarını anlayacaklardır. Bakalım bu yanılgının özürünü yarın kim ya da kimler dillendirecek.

İşte 2003’te başlayan İnglizce parçalarınız

Bilindiği gibi 2003’te Sertab Erener’in söylediği Everyway That I Can isimli şarkının Slovenya’nın (10)  ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin ise (8) puanlık desteği ile Türkiye’ye ilk kez birincilik kazandı. Bu şarkının İngilizce söylenmiş olduğundan dolayı bu birinciliği kazanmış olduğuna  dair elde hiç bir belge yok. Çünkü oylamalar elbette söylenen dili anlamak yanında müzik kalitesi bakımından da 'televote' adı verilen bir yöntemle oylanıyor geniş bir kitle tarafından. Bu yarışmamın oylanmasında içinde bulunulan ayların bazı siyasi durumlarının da etkili olduğu biliniyor. Böyle de olsa oylamaya katılanlar daha çok ses ile bütünleşmiş saf müzik peşindedirler bana göre.

İşte Sertap Erener’in bu başarısının arkasındaki bazı durumlar hep aynı kalmadığına göre, bundan esinlenilerek hep birinci olmak sancısını İngilice söylemek’ta aramak boşa kürek çekmektir. Bütün bunlara rağmen ne yazık ki:

2004'te Athena’nın For Real,

2007’de Kenan Doğulu’nun Shake It Up Şekerim,

2009’da Hadise’nin Düm Tek Tek,

2010’da MaNga’nın We Could Be the Same,

2011’de Yüksek Sadakat’ın Live It Up adlı parçalar ile umulan başarıya ulaşılamamıştır.

Milletin AB tutkusu çökmektedir

TRT’den emekli bir yapımcı yönetmen ve kanal yöneticisi olarak bu İngilizce açılımı kendi adıma kınıyorum. Kaldı ki kendi çapında başarılı bulduğum popçu Can Bonomo bile: TRT neden beni seçti bilmiyorum, açıklamasında bulunmuştu olay ilk patlak verdiğinde. Söz konusu yarışma için İngilizce şarkı söylemek Can’ın önerisi değil TRT’nin ağırlığını koyduğu bir özellik olsa gerek. Çünkü Avrupa Vizyonu ile Batı Yakası’na ağırlığını koymuş olan TRT’den başka birşey beklenemezdi. Oysa Türk kamuoyu son araştırmalara göre AB ülkeleri ile yetkililerinin tavırlarından dolayı 2009’a kadar %70’lere yükselen AB üyeliğinden yana olmayı yarı yarıya geriye çekmiş bulunuyor.

Türkçe’den bu kaçışın anlamı nedir?

Bana göre Batıcı resmiyetin ve dahi Yahudi kökenli bir popçu bir yurttaşımızın İngilizce şarkı söylemesine yönlendirilmesi yolu ile gizlice ya da dolaylı olarak neler umulduğu çok da açık değil. Siyaset ya da müzik neden bu durumlara düştü, diyerek iç geçirmekte olduğumu da açıklamak isterim. Peki bu durum yarışmaya yollanacak parçanın İngilizce olarak belirlenmesi bakımından 'resmi dil TÜKÇE'den vazgeçtim' demek değildir de nedir?

İçine düşülen bu çarpık durum ayrıca birilerinin gizli gizli Batılı Düvel-i Muazzama ile onun çevresinde dolaşan kimi kullarına karşı ‘bu kaçıncı özürümdür, beni de aranıza alınız’  demek istemesi değil de nedir?

Kaldı ki Türk müziği Türkçe dahil bütün özellikleri ve kendine has müzik aletleri ile dünyanın en önde gelen özgün bir sanat alanıdır. İnanmayan besteci, yazar, yayıncı ve Batı dilleri kadar Doğu dillerine de aşina Hüseyin Saadettin Arel (1880 - 1955)’in Türk Müsikisi Kimindir adlı dev eserine bakabilir. Ne yazık ki geçmişinde anlı şanlı bir Türk Müziği birikimi bulunan Türkiye Batı’ya ‘şirin görünmek’ gibi bir aşağılık duygusu peşinden öz birikimlerinden olduğu gibi resmi dilinden de kaçarak sahne alıyor kimi yerlerde. TRT Kurumunun da yıldan yıla bu akıntıya kapılarak çalışmakta oluşuna üzülüyorum.

Siz kimi taklit ediyorsunuz?

Dünyanın 17. Büyük Ekonomisi Türkiye BATI karşısında böyle mi olmalıydı? Oysa Batılı olmak ya da Batı karşısında göğsünü gere gere durmak kendi diline de sahip olmak yanında her alanda ‘çalışkan olmak’ ile mümkündür. Bu yarışma için yarışacak olan praçanın İngilizce seslendirilmesi seçimi kim bilir kimin kararıdır, bilemiyoruz. Kapalı kapılar ardında verilen bu siyasi kararın uygulayıcısı ve savunucusu da ne yazık ki TRT’dir.

Peki eğer sorun kalkınmak ve tanıtım ise; bu tür bir yoz gidişi her yönü ile kalkınmış olan Japonya mı Çin mi yaptı bugüne kadar? Yoksa onlardan yüzlerce yıl önce sanayileşmek ve zenginleşmek kadar kendi sanatlarını da geliştiren İngiltere Türkçe, Almanya Arapça, İspanya Farsça, Fransa Ermenice, İtalya Yunanca şarkılar söyleyerek mi bugünlere geldiler? Yahu siz kimi taklit ediyorsunuz, sizi buralara kim iteliyor şunu da bir bile bilsem! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 974
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster