Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
856
 

Tübitak Önünde Direniş Sürüyor

Tübitak Önünde Direniş Sürüyor
 

Aynur Çamalan Tübitak önündeki oturma eyleminin 16. gününde.


Aynur Çamalan 4 Mart 2010 tarihinde Tübitak tarafından işine son verildiğini öğrendiğinden beri başkentte bulunan Tübitak binasındaki işine dönmek ve haklarını geri almak için mücadele veriyor. Çamalan bir yandan da hukuk mücadelesini sürdürürken her gün mesai saatleri arasında Tübitak binasının tam karşısında oturma eylemi yapıyor. Kendisiyle 24 Mart 2010 Çarşamba günü Tunus Caddesinde yaptığımız görüşmede 8 Mart'ta başladığı eylemin 16.günü idi. Bugün itibariyle Aynur Çamalan oturma eyleminin 20. gününü geride bırakmış oldu.

-Oturma eylemi yapmanıza neden olan durumu anlatır mısınız?

Çamalan -13 yıllık Tübitak personeliyim, kadrolu işçiyim, sendikalıyız biz burada. 4 Şubat Dayanışma Grevine katıldığımdan dolayı Tübitak benim işime son verdi 4 Mart 2010 tarihinde. Ben de 8 Mart 2010 tarihinden itibaren, Dünya Emekçi Kadınlar gününden itibaren Tübitak'ın önünde oturma eylemi yapıyorum. Hukuki boyutta zaten haklıyım kazanacağım, iş mahkemesine dava açılıyor yarın (25 martta) dilekçesi verilecek. Hukuki boyutu bekleyip evde sessiz sedasız oturup işime geri dönmeyi beklemek de yapılabilirdi ama ben mücadeleme devam etmek ve yönetimin, Tübitak yönetiminin bu tür olaylarını teşhir etmek adına bu tür bir oturma eylemini uygun gördüm. Dokuz- altı hala kurumun personeliyim diyorum ve oturuyorum burada.

- Eyleminiz ne kadar sürecek?

Çamalan - İşe geri dönene dek.

-Yani dava sonuçlanıp haklarınızı kazanan kadar

Çamalan - Bu süreç uzun bi süreç olacak gibi gözüküyor. Zira 2-3 gündür şöyle dendiğini duyduk, Tübitak yetkililerinden "biz mahkemeyi davayı kaybedicez ama yine de Aynuru başlatmıycaz diyorlar ama biz AİHM'e de insan hakları mahmekesine de gideceğiz. Ben sonuna kadar bırakmayacağım bunun peşini.

Peki bu eyleminize destek görüyormusunuz, kendinizi duyurabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Çamalan- Şimdi şöyle 17. gününe bir eylem var. Ben pek çok arkadaşımdan önde başladığımı düşünüyorum çünkü Tekel mücadelesinde ben bilfiil tekelci arkadaşlarımla mücadele ettim. Türkiye çapında basında kamuoyunda duyurmaya çalıştık kısa sürede çok işler başarmayı hedeflemiştik. Yavaş yavaş bunlar oluyor Yazılı basında ses getirdik, tv kanalların bazılarında haber yapıldı ama ilerleyen süreçte buradaki mücadele devam ettikçe daha fazla destek olacağını umuyorum. Sendikal boyutundan da sözedersek, sendikamız sadece hukuki destek veriyor, ama mücadele anlamında eylemi sahiplenmiyor. Yarın akşam saat 5'te Yüksel Caddesi'nden Ankara direnişteki işçilerle kitlesel bir eylem olacak ve buraya yürüyecekler.

-Size başarılar diliyorum eyleminizde.

 

 

İki kız çocuğu annesi olan Aynur Çamalan mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini, kendisine yapılan bu haksızlığın mahkemede lehine sonuçlanacağına inandığından böyle bir kararın emsal olması bakımından konunun hukuki yolla çözülmesini istediğini belirtiyor.

Aynur vazgeçmeyeceğini ve sonuna kadar hakkını arayacağını anlatırken gözlerinde haksızlığa uğrayan insanların kırgınlığı ve isyanını görmek hiç zor değildi.

 

Çamalan, kendi hazırladığı bildiride başına gelen durumu anlatıyor (Oldukça uzun bir metin olduğu için bir kısmını

yayınlıyorum):

"TÜBİTAK İŞÇİLERİ, EMEKÇİLERİ, DOSTLARIM

"04.03.2010 tarihi mesai bitiminde Tübitak yetkilileri tarafından işime son verildiğini öğrenmiş oldum. Tübitak'ta iş akdimin fesh edilmesine ilişkin belgeleri elime tutuşturup, 13 yıllık çalıştığım kurumumdan kapı önüne konuldum. İşim, dostlarım ve çalışma hakkım elimden alındı. Kazanılmış haklarım hiçe sayıldı. Örgütlülüğümüz olan TEZKOOP-İŞ sendikası taraf olarak kabul edilmedi.

 

Peki ne oldu da TÜBİTAK yöneticileri bu kadar pervazısca hareket ettiler, Beni alelacele kapı dışarı attılar. İş akdimin fesh edildiğine dair elime tutuşturdukları belgeyi görünce şaşkınlığımı üzerimden atmış oldum. Belgede işten atılmamı gerektiren birçoğu soyut, maddi karşılığı olmayan iddiaların yanında en somut gerekçe olarak, "4 Şubat günü işe gelmemem" sırıtıyordu. Bu bir yalandır. 4 Şubat günü sendikamızın bağlı olduğu Türk-İş konfederasyonu , Tekel Direnişi ile dayanışmak için Genel Grev kararı almış ve tüm işyerlerinde uygulanmıştır.

TÜBİTAK beni bir sendika üyesi olan işçiyi 4 Şubat Genel Grevine katılmakla suçluyor. Ve işime son veriyor. Ben 4 Şubat günü işe gelmemezlik yapmadım. Yasal, meşru haklarımı kullandım. Bir işçi olarak örgütlü olduğum sendikamın kararını uyguladım. Üyesi olduğum sendikamın kararlarından dolayı çıkan çıkabilecek her türlü anlaşmazlıkta sendikam TEZKOOP-İŞ ile görüşmeleri gerekirdi. Ki toplu iş sözleşmemizde bu yönde açık hükümler vardır.

Toplu iş sözleşmesinde belirtildiği gibi işçi ile işveren arasında her türlü anlaşmazlıkta veya suçlamalardan tek yetkili kurul disiplin kuruludur. Bu kesin hükme rağmen, ortada ne bir disiplin soruşturması ne de disiplin kararı vardır. Ortada olan ilk günden beri iş güvencesi ve özlük hakları için mücadele eden Tekel işçilerine verdiğim destekten dolan bir rahatsızlık vardır. .......

Biliyorum ki TÜBİTAK işçisi ve emekçisi dostlarım direnişe gelen gelemeyen hepsi , Tekel direnişine büyük destek vermiştir. Çünkü 4C de somutlanan gerçek aslında iş güvencesiz geleceksiz bir yaşamdır. Topun ucunda kamu var. siz varsınız, biz varız, hepimiz varız. O halde bedeli ne olursa olsun bu saldırı, işçilerin emekçilerin birleşik mücadelesi ile püskürtülmelidir. Bu TÜBİTAK yetkililerini korkutmuş olmalıdır. bu korkuyu elime verdikleri belgede yazan 4 Şubat Grevine katılmam gerekçesi anlatıyor. ......

..................

.....Düşünün ki ülkenin bilim merkezi olması gereken TÜBİTAK işini gücünü bırakmış işçi düşmanlığı yapıyor. Koskocaman TÜBİTAK, imzasını atıp elime verdiği belgenin dahi arkasında duramayarak "başka şeyler de var, yazılmadı, yazılanlar şifayi" diyebiliyor.

soruyorum, yarın hangi arkadaşımın başına şifayen bir şey gelecek?"

.......

not: 24 Mart'ta yaptığımız görüşme sonrasında bunu o gün blogta yazacağımı söylediğim halde bilgisayarımda ciddi bir sorun çıktığından ne yazık ki ancak haberine bugün blogumda ona yer verebildim. Beni affedeceğini umuyorum.:)

ilgili haberler için bakınız:

http://www.internationala.org/index.php/isyan/sinif-savasimi/468-tuebtak-direnii-16-guen.html

http://komunistforum.net/kadin-haberleri/60553-tubitak-direnisi-19-gun.html

http://bianet.org/bianet/emek/120547-tubitakin-isten-cikarttigi-aynur-camalan-eylemde

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..siyasiler öyle bir işlediler ki hemen herkes bir siyasi partinin yandaşı oldu. Özgürlüğünü, haklarını savunduğunu söyleyenler mi? Hangi özgürlüğünden bahsediyor bunlar, anlayamıyor. İpleri bir siyasî partinin, bir sendikanın, bir tarikat liderinin elinde olanlar hangi özgürlükten bahsediyor? Ve maalesef görüyorum ki anayurdumda, AYDIN GEÇİNENLER bile yandaş olmuş; başkalarının fikir ve düşüncelerinin hamallığını yapıyorlar. Şu köşe yazarlarına bir bakınız lütfen; hiç rüzgara karşı koyan var mı? Ama hangi rüzgar? Yandaşı olduğu rüzgar. Sendika başkanlarının hangi büyük oyunlar içerisinde olduğunu bilmeyenler, siyasî liderlerinin iktidar olmabilme hırsını göremeyenler lütfen düşünsünler ve artık görebilsinler. Emekçinin, emeklinin(emeklileri hiç farkında olmadan üye yapıp, trilyonlarca lira parasını cukka edenleri daha dün duydunuz), köylü ve yoksulun haklarını koruduğunu söyleyenler, biliniz ki onların sırtına basarak yükselmek ve banka cüzdanını kabartmaya çalışmak isteyenlerdir.

Yüksel ÖNAÇAN 
 30.03.2010 4:26
Cevap :
iktidarın şu anda yaptığı her tür muhalefeti kutuplaştırıp vesayet rejimi tarafında konumlandırmak ve kendisini sürekli olarak mağdur göstermek. Ve şu anki iki büyük muhalefet partisinin yaptığı da iktidarın tuttuğu çanağı doldurmak. Oysa ihtiyacımız olan genel olarak iktidarın dilini konuşan her tarafa karşı toplumsal muhalefet söylemini canlı tutmaktan geçiyor. Bence bu kadar kutuplaşmanın dışına çıkıp hepsine "hayır" demek gerekiyor. bunun bir yolu da oy vermeye dahi gitmemek olabilir. teşekkürler selamlar.  05.04.2010 15:03
 

''Bilim'' olan ama gün geçtikçe bilimden ve bilimsellikten uzanan kurum oldu TUBİTAK... Aynur Çamalan adlı onurlu kadını yüreğimle destekliyorum. Emeğinize teşekkür ve sevgimle.

Olgun Ekinci 
 29.03.2010 15:44
Cevap :
bence de. teşekkürler selamlar.  02.04.2010 19:02
 

Baskı, yıldırma, aç ve işsiz bırakma tehdidi, adı demokrasi olan rejimde olanca garabetiyle devam ediyor. Sadece TÜBİTAK' da da değil üstelik. Resmi, gayri resmi tüm kurumlarda. Birilerinin kitaplarına uymuyorsa! ...

Ayrıntıda gezinmek 
 29.03.2010 1:06
Cevap :
İnsanları tek tek yıldırmak kolay geliyor olabilir. Bütün iktidarların en sevmediği şey örgütlü toplumdur. bir araya gelinmesinden nefret ettikleri ve korktukları için hepsi eninde sonunda insanları tek tek yıldırmayı çözüm sayar. bu iktidarın da yaptığı bu zaten. ama kendileri maşallah birbirlerine çok bağlıdırlar. toplumun çimentosu bireyin özgürlük ve haklarını korumayı esas alan sendikalar ve sivil kuruluşlardır ve bunları yok edersen geriye sadece dini veya kültürel cemaatler kalır. selamlar.  29.03.2010 2:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 1956
Toplam mesaj
: 568
Ort. okunma sayısı
: 2797
Kayıt tarihi
: 09.07.06
 
 

Başkentte doğmuşum ve orada gidilecek tüm okullara gitmişim: ODTÜ-Psikoloji ve Ankara Üni. İletiş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster