Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
57
 

Tuhaf Zamanlarda Yaşamak!

Tuhaf (yada ilginç) zamanlarda yaşayasın, ifadesi eski bir Çin bedduasıymış...Yani, birine beddua ederken, tuhaf zamanlarda yaşayasın, diyormuş Çinliler...

Demek ki, bu Çin ahalisi eskiden beri tuhaf işler yapıp tuhaf sözler söylüyormuş...Zira, ilginç zamanlarda yaşayasın, sözünün kendisi bile tuhaf gözüküyor.

Lakin, canı yanmış Çinli, canını yakana bunu söylediğine göre, bu "tuhaf zamanlar" tamlaması üzerinde durmak gerekiyor...

Neden savaş zamanları, yokluk yılları, felaket mevsimleri gibi zor zamanlarda yaşamaktan değil de tuhaf zamanlardan bahsediliyor bu bedduada...

Biz Türkler, canımızı yakanın ocağına ateş düşmesinden, mahkeme kapılarında sürünmesine kadar değişik beddualar ederiz, ama tuhaf zamanlarda yaşayasın, gibi bir şey asla aklımıza gelmez.

Çin milleti, düşmanını yok etmekte de acele etmez malumunuz...Sen düşmanını öldürmek için uğraşma, nasıl olsa zaman onu öldürecek, gibi bir atasözleri de var.

Hani yalan da değil...Nasıl olsa herkes ölüyor, senin düşmanın da ölmeye mahkum, niye sen elini kana bulayasın!

Tuhaf zamanlarda yaşayasın, bedduasının tuhaf'ına tekrar dönelim:

Tuhaf, zorluk mudur, acı çekmek midir, yokluk yoksulluk mudur, felaket midir, facia mıdır...??

Değildir...Tuhaflık yada bu bedduadaki anlamıyla ilginçlik, insanın sosyal doğasına aykırı, anlaşılması ve çözülmesi mümkün olmayan, bizim algılarımızın ötesine geçen durumları çağrıştırıyor.

Felaketler, yokluklar, savaşlar, kıtlıklar tuhaf zamanlar değildir...Zor zamanlardır ama tuhaf değildir...Yine bizim bir darbımeselimizde dendiği gibi, "el ile gelen düğün bayram" dır felaket bile olsa...El ele verir aşar; ya da omuz omuza verir savaşırız, kurtuluruz!

Ama tuhaflıklar, ilginçlikler öyle değildir...Dediğim gibi tuhaf zamanlar sizin algınızı kilitler, sensörlerinizi kapatır ve adeta yeryüzü gerçekliğinden koparır!

Ne olduğunu anlamadığınız, anlamlandıramadığınız tuhaflıklar etrafınızı kuşatır ve siz hayata karşı adeta mankurtlaşırsınız...

Görünmeyen bir tehlikeyle, tehditle kuşatılmış hissedersiniz...Tanımadığınız, tanımlayamadığınız bir düşmanla nasıl mücadele edeceksiniz!!

Bu yüzden, tuhaf zamanlarda yaşayasın, bedduası çok ağır bir bedduadır. Zira, böyle zamanlarda yaşamaktansa ölmek daha güzel gelebilir insanlara...

İnsan'ın açık düşmanı Şeytanın "onlara Allahın yaratışını değiştirmelerini emredeceğim" isyanının sosyal hayatımıza yansımasıdır tuhaf zamanlar...Şeytan ve onun insan neferleri, her alanda yaratılışın kanunlarını değiştirme yoluna gittikleri için tuhaflıklar yaşıyoruz.

Allah'ın doğal yada sosyal kurallarını Şeytan'ın emriyle değiştirenler, bizi tuhaf zamanlara mahkum edenlerdir kısacası...Elbette, çaresi yine Allah'a ve Kuran'a sığınmaktır ama bu kısmı ayrı bir yazı konusudur.

Bunları şu son günlerdeki tuhaflıkları gözlemlediğim için yazdım...Altı ay önce herkes ağzında maskeyle gezecek, birbirini mikrop kaynağı gibi görecek, herşeyin tadı kaçacak deseler pek de inandırıcı gelmezdi.

Ama Çinlilerin dünyaya "armağan" ettiği tuhaf bir virüs, yine Çinlilerin bedduası ile bizleri "tuhaf zamanlarda" yaşamaya mahkum etti.

Gerçi, bundan önce, sanal ortamların kuşatmasıyla gerçeklik algısını yitiren gençliğin tuhaflığını yaşamaya başlamıştık, bu virüs de tuzu biberi oldu.

Velhasılı kelam, tuhaf zamanları yaşıyoruz...Ne diyelim, Allah beterinden korusun!

"De ki, benim namazım, ibadetlerim; hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin rabbi olan Allah içindir" (Enam 162) sırrına vakıf ve bu bilinçte kullar olmayı nasip etsin!

Yaşarken de, ölürken de...

Amin!

 

 

 

Büşran Betül Kaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine beğendiğim bir yazınız elinize yüreğinize sağlık Ali bey

Kerim Korkut 
 13.10.2020 9:49
 

Merhaba Ali Bey...Orta Asya'daki Türkler Batı'ya göçlere başlayıncaya kadar Çinlilerden çok çektiler. Ama ben bu salgını Çinlilere yüklemiyorum. Dünyada herkes ve her şey zaman içinde eskiyor ve tamamen kullanılmaz hale geliyor. Örneğin, evimizdeki bir eşyayı dikkatli kullanırsak, onun kullanım zamanını uzatırız. Aksi halde, kısa zaman sonra onu kullanılmaz hale getiririz ve nihayet yenisini alırız...Genelde doğa, özelde dünya da bizim yaşamamıza sunulmuş bir yaşam alanıdır...Ama, insanlar, bu yaşam alanlarına iyi bakmadıkları için, zaman zaman karşılaştıkları, sel, deprem, toprak kayması vb tüm olumsuzluklar ile doğa tarafından cezalandırılmaktadır. Salgın hastalıklar da bunların başında gelen cezalardır...Savaşları da, doğanın yaptığı bir nüfus planlaması olarak düşünüyorum...Ben derim ki, dünyamıza iyi bakalım, güzel güzel yaşayalım...Bu söylediklerim, bilimin hangi bölümünde yer bulur acaba...Yoksa çöpe mi atılır:)) Ne dersiniz? Selamlar.

cdenizkent 
 23.09.2020 11:36
Cevap :
Teşekkür ederim deniz bey..Insani yaratan elbette onu en iyi taniyandir..Kuran'da Allah "insan çok zalim ve çok cahildir" diyor! Demek ki son cümlenizdeki iyi dilekleriniz dünyada pek mümkün görülmüyor...Olsaydı dünya cennet olurdu,olmayacağına göre Cennete erişmeyi bekleyeceğiz..:) İnşallah diyorum.. Selâmlarimla..  24.09.2020 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1641
Toplam yorum
: 4248
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 793
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster