Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
105
 

Tuhafın yeri

Adam fermuar almak için girdiği dükkânın nasıl bir yer olduğunu çözmeye çalışıyordu. Ortalıkta kimsecikler yoktu.

“Kimse yok mu?” diye bağırdı. Cevap veren olmadı.

Etrafına bakındı. Duvarlardan biri koyu mora, ikisi siyaha, diğeri de koyu bir yeşile boyanmıştı. İnsanın içini karartan bir atmosferi vardı. Siyah duvarlardan birinde insanda hipnoz etkisi yaratan, siyah beyaz, neredeyse duvarın tamamını kaplayacak büyüklükte bir helezon resmi asılıydı. Bir müddet bakınca, başı döndü. Bakışlarını başka yöne çevirdi. Büyülenip, transa geçmek işten değildi.

Diğer duvarlarda, raflar vardı

Bu rafları gözden geçirirken, bir rafın patlamış siyah balonlarla dolu olduğunu fark etti. Bazıları iyice pörsümüş, bazıları biraz daha gergin, onlarca balon üst üste yığılmıştı.

“Allah Allah bunlar kimin ne işine yarayacak ki “diye mırıldandı.

Diğer rafta kopuk iplik parçaları vardı. Pembe, yeşil, mavi, turuncu, kırmızı, yeşil, her renkten ince, kalın, uzun, kısa iplikler… Diğer raflara baktı. Kırık düğmeler rafında ki, renk cümbüşü görülmeye değerdi doğrusu. Bir başka rafta, çeşitli markaların ürünlerinden koparılmış etiketler durmaktaydı

“Bu kadar çok marka etiketini de nereden bulmuşlar?” dedi kendi kendine.

Kaçık çoraplar, delik eldivenler, kırık gözlük camları ve daha pek çok çeşit tuhaf şeyden oluşmuş raflar arasında sarhoş bir şekilde dolandı.  Arkasından gelen sesle olduğu yerde sıçradı. Kendini dükkânın büyüsüne öylesine kaptırmıştı ki başka birinin daha orada olabileceği ihtimalini tamamen unutmuştu.

“Bir şey mi arıyordunuz?” dedi Ses. Sesin geldiği yöne döndü. Karşısında bir gözü sürekli kırpışan, eli kolu huzursuzca oynayıp duran; zayıf, yüzü sivilcelerle dolu, ön dişleri ağzından dışarı fırlamış, saçlarının ucundan yağ damlayan, kalın camlı gözlüğü burnunun ucuna düşmüş,  en fazla yirmi yaşlarında gösteren genç bir delikanlı durmaktaydı. Allah’ın yarattığına söz söylenmez ama Allah affetsin diyelim, genç adam tam bir sümüklü böceğe benziyordu. Kaygan yapış yapış pis bir his bırakıyordu insanın üzerinde.

 “Şeyyyyyy” dedi “Şeyyy, fermuar alacaktım da” “Korkarım, yanlış yerdesiniz” dedi delikanlı, insanın ruhunun dibini sıyıran bir tıslamayla. “Tuhafiye değil Tuhaflıklar Dükkânında bulunmaktasınız.” diyerek kasanın arkasındaki perdeyle kapanmış olan geldiği dehlizine sürünerek geri döndü.

 

Didem Moralıoğlu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel bir öykü... elinize sağlık..

Didem Moralıoğlu 
 30.11.2017 18:54
Cevap :
Çok teşekkürler Didem Hanım . Bu övgü bana çok iyi geldi.   01.12.2017 11:39
 

..artık yazmıyor musunuz?çok içten,samimi yazılarınız var.bi solukta okunuyor!ayrıca sanırım güvenilir,iyi niyetli birisiniz.saygılar..

tekin alan 
 20.05.2017 17:28
Cevap :
Tekin bey uzun süredir blogla ilgilenmiyordum. Çok teşekkürler...  13.03.2018 15:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 614
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

Fizik Mühendisiyim. Ankara'da oturuyorum.Türkiye' radyoaktif kaynak giriş ve çıkışını takip eden bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster