Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

http://blog.milliyet.com.tr/ibrahimortas

26 Ağustos '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
1276
 

TUİK Verileri ve Türkiye Sosyal Gelişmişliği

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr “Adaletin olmadığı yerde ahlak da yoktur”. Montaigne Toplumunun Türkiye Zenginleşiyor mu? Yoksa Zenginliği Halk Tarafından Hissedilmiyor mu? Halen Uzun zamandır Türkiye'nin ekonomik büyüme yaşadığı ve bunun kişi başına GSMH’ya olumu etki ettiği rakamlar ile açıklanmaya çalışılıyor. Rakamların söylediğinin aksine insanların günlük yasamda yaşam standartları konusunda his ettikleri daha önemlidir. Bu bağlamda asgari ücretle geçinen, memur ve işçiler Türkiye'nin zenginleştiğini hissediyor mu? En son Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Edebiyatı 2. sınıf öğrencisi Ömer Çetin’in günlük 30 TL ücretle okul harçlığı çıkarmak için İstanbul'da bir inşaata işçi olarak çalışırken binadan düşmesi ile Türkiye gerçeği yenden hatırlanmış olu. Türkiye dünyanın en büyü 17 Ekonomisi, G–20 üyesi Ortadoğu’da önemli bir yeri var ayrıca birçok alanda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ancak bu gelişmeler toplumun genel refah düzeyine ne yazık ki yansımıyor. Kişi Başına Artan Milli Gelir Türk Toplumu Tarafından Hissedilmiyor. Geçenlerde eski bir siyasi parti lideri bu konuyu gündem getirdi ve Türkiye'nin kişi basına milli gelirinin 10 bin dolar olmadığını çünkü bunun his edilmediğini belirtti. Bu bağlamda sıradan insanlar Türkiye'nin kişi başına milli gelirinin artığını hiç hissetmediği sık sık basına yansımaktadır. En azından bizler gibi maaşı ile geçinen insanlar bu durumu hiç fark etmiyorlar. Hatta zaman zaman gece yarısı gelen zamlar ile gelirimizin sürekli geriye gittiğini bile ifade edenler vardır.

TUİK Verileri Türkiye Toplumunun Önemli Çoğunluğunun Fakirleştiğini Gösteriyor.


En son Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) araştırmasına göre, Türkiye’de gelir dağılımında değişim resmi veriler ile açıklanmış olu. TÜİK verilerine göre topumun en yoksul yüzde 20 ile en zengin yüzde 20 arasındaki gelir farkı, 2008’de, bir önceki yılda olduğu gibi 8, 1 katta olup herhangi bir değişim olmamıştır. Veriler toplumun ilk yüze 20’lik gelir grubuna sahip varlıklılar, toplam gelirin yüzde 46, 7’sini alırken, yüzde 20’lik düşük gelir grubuna sahip kesim ise milli gelirden aldığı pay yalnızca yüzde 5, 8 düzeyinde kalmaktadır. Üst gelir gurubunun alt gelir gurubunun aldığı paya oranı 8, 1 katı ediyor. Bildiğim kadarı ile serbest piyasanın en vahşi yaşandığı Amerika Birleşik devletlerinde bu oran 6-7arasında değişmektedir. Bu durumun yorumu ülkemizin fakirleri fakirleşiyor, zenginleri de daha zengin oluyor anlamına geliyor. Araştırma verilerine göre, toplumun yarısında fazlası gelir yetersizliği nedeniyle yeterince protein kaynaklı et ve ürünlerini tüketemiyor. Aynı zamanda bu geniş kesim giyinemiyor da. Yine TUİK verilerine göre toplumun yüzde 58, 7’si ‘iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek’ yiyemiyor ve yüzde 45, 5’i yeni giysiler alamıyormuş. İyi beslenmeyen ve barınamayan bir toplumun ilerlenmesinin beklenmesi gerektiğini daha önce belirtmiştir. Kim ne derse desin et e süt tüketmeyen bir toplumun yaratıcı ve dönüştürücü olması beklenilmez.

Türk Toplumu Çoğunlukla Tatil Yapamamaktadır TÜİK verilerine göre toplumun yüzde 88, 8’i, evden uzakta bir haftalık tatil’ yapmadığı belirtiliyor. Dinlenmeyen, farklı bir mekânı görmeyen kişinin bulunduğu yerin dışında bir yer ile kendi mekânı arasında karşılaştırma yapma şansı olmamaktadır. İnsanların ufkunun gelişmesi için mutlaka farklılıkları fark etmesi ve karşılaştırma şansına sahip olması gerekir. TÜİK, 2008 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarını fertlerin eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirlerine göre küçükten büyüğe doğru sıralayarak beş gruba ayırmıştır. İlk yüzde 20’lik grubu geliri en düşük olan grup ile son yüzde 20’lik grup ise geliri en yüksek olan grup olarak tanımlamıştır. Ancak toplumun genelinin gelir düzeyinin düştüğü gözlenmektedir.

Türkiye Gelir Paylaşımı Yönünden İkiye Ayrılmış Durumdadır


TÜİK verilerine göre 2008 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçları eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirlere göre oluşturulan yüzde 20’lik gruplarının toplam gelirden aldığı pay yüzde 46, 7, en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay ise yüzde 5, 8 olarak gösteriliyor. Türkiye nüfusunun 70 milyon olduğu ülkede yaklaşık 10 milyon kişi belirli bir düzeyde yaşıyor geri kalanı ise yukarıdan aşağıya doğru hızla azalan gelirleri ölçüsünde yaşmaya çalışmaktadır. Türkiye gelir dağılımı yönünde bölgeler arasında farklılık yaşamakta. En düşük gelire Güneydoğu sahip iken en yüksek gelir Marmara bölgesine yönelmiştir. Aynı istatistikî verilerde toplumun yüzde 16, 7’si yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Geçmişten beri hep söylenir ki Fırat’ın doğusu ve batısının kişi başına GSMH ve Milli Gelirden pay alma bakımından büyük uçurum oluşturmaktadır. Fırat’ın doğusu 500 dolar milli gelire sahipken batısında özelliklede Ege ve Marmara’da beklide 5–10 bin dolar arasında bir gelir sağlamaktadır. Ülkedeki gelir dağılımındaki çarpıklık doğal olarak eğitim ve insani gelişmişliğe de yansımaktadır. Genelde yapılan ÖSS ve diğer sınavlarda gelir düzeyi düşük kişi ve bölgelerde başarının düşük olduğu görülmektedir. Viktor Hugo “Bir ulusun büyüklüğü nüfusunun çokluğu ile değil, akıl ve erdemli kişilerinin sayısı ile belli olur” diyor. Ülkemizdeki genç nüfusun çoğunluğunun yeterince beslenmediği gibi yeterince eğitilememektedir. Bu durumda ülkenin nitelikli insan gücünün oluşmasını sınırlandırmaktadır. Sonuç itibarı ile ülkemiz halen arzu edilen bireylerin minimim yaşan standartlarını yakalamadığı ve halen doğru dürüst beslemeyen, giyinemeyen ve bulunduğu yerin dışına çıkarak sosyalleşmediği görülmektir. Sağlıklı bir toplum için beslenme ve barınma ihtiyaçları kadar sosyal ihtiyaçlarının da sağlanması için minimum bir gelir düzeyine sahip olması beklenir. Yoksa bu toplumda ne iyi bilim insanı ne sanatçı neden toplumu ileriye taşıyacak taşıyıcı unsurlar çıkabilir. Gelir dağılımının bölgeler arsında büyük uçurum oluşturduğu görülmektedir. Bu durum berberinde toplumda adalet duygusunun yaşanmamasına neden olmaktadır. Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacı kadar gelir dağılımının bölgeler arasındaki farklılıkların azaltılması ve herkese yaşam güvencesi ve iş imkânlarının sağlanması için ciddi çalışma reformlarına da gereksinimde bulunmaktadır. Adalet sağlanmasa güven kaybolur. Güvenin olmadığı yerde çalışma barısı sağlanamaz. 24 Ağustos 2010, Salı, Columbus OHIO ABD

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 189
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1161
Kayıt tarihi
: 21.06.07
 
 

1985 yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nde mezun oldum. 1986 yılında Şanlıurfa Köy Hiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster