Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
198
 

Tükenen yarınlar...

Tükenen yarınlar...
 

Geleceğe ait ne varsa her gün acımasızca tüketiyoruz. Umutlarımızı, sevgimizi, hayallerimizi, heyecanlarımızı… Tükettikçe de tükeniyoruz. Umuttan, sevgiden, heyecandan beslenmeyen bir yaşam insanı ne kadar mutlu edebilir ki?  Bernard Shaw  on yıllar önce “Yetişkinler korkmayın, mutluluk duymadan yaşamasını öğrendi, gençler”  sözü bugünler için daha anlamlı. Aslında sorun sadece gençlerde değil her yaş grubu kendi payına düşeni yaşıyor.

Hayattan ne istediğini bilmeyen, hiçbir şeyle yetinmeyen, tüketim çılgını bir gençlik. Bu gençliği popüler kültür esir almış durumda. Onlar için yarınlar yoktur. Her şeye hemen sahip olup tüketmek isterler. Mutluluk kavramı onlar için anlamsızlaşmış ve kısa süreliğine yaşanan bir heyecana dönüşmüştür. Sabah alacakları bir güzel haber, gece yarılarına doğru çoktan düşmüştür onların yanı başındaki cep telefonunun mesaj bölümüne. Sabaha kalmayan heyecan ve beklentiler.

Günlerce, haftalarca hatta yıllarca beklenen haberler günümüzde artık dakikalar içinde sonuçlanıyor. Aslında gençleri  saldırgan yapan da budur. Olgunlaşmayan düşünceler, doyasıya yaşanmayan heyecanlar bir anda olup bitiveriyor. Düşünmeye, sorgulamaya, tetkik etmeye zaman kalmıyor. Gelip geçici hevesler, emek verilmeyen aşklar, sabırlı bekleyişlerin olmadığı “bu dünyada “ her şey sonuca yöneliktir. Kriminalize edilmiş bir ruh haleti ve buna bağlı olarak artan şiddet kültürü insanları esir almış durumda. Tahammülsüzlük ve kırılgan bir kişilik yapısı. Günümüzün yeni yaşam tarzı haline gelmiştir.

Çözüm peki nerede? Doğal olarak böyle çetrefili bir sorunun çözümünün de pek kolay olmadığıdır. Çünkü içinde yaşadığımız küresel dünyada, çocuğu şekillendiren değişkenler de artmıştır. Okul eğitiminin ve ailenin bu konudaki çabaları artık sınırlıdır. Sorunun  çözümünün bir devlet politikası haline gelmesi gerekir. Hatta bir devlet politikasının ötesinde tüm ülkelerin iklim ve çevre sorunlarında olduğu gibi bu gidişatı durduracak önlemleri devreye sokmaları gerekir. Kitle iletişim araç sahipleri ticari kaygılarını bir tarafa bırakarak bireyin beden ve ruh sağlığını koruyan ve güçlendiren bir yayın politikası izlemeleri de sorunun çözümüne yönelik önemli bir katkı sağlayacaktır. Şiddete yönelik oyun ve filmler yapılırken gençlerin duygularını olumsuz yönde etkileyecek formatta olmamasına dikkat edilmelidir. Özellikle çevrimiçi olarak oynanan şiddet oyunlarının internette , gece yarısından sonra erişime açık olmalıdır. Çocuğun enerjisini tüketebileceği sportif ve kültürel etkinlik alanları arttırılmalı. Okullarda teknolojinin sağlıklı ve yerinde kullanımı ile ilgili bir dersin konulması gibi önlemler soruna bir nebze de olsa çözüm getirecektir. Tüm bu önlemler kesinlikle bireysel özgürlükleri sınırlandırmamalı ve “yasak” kavramını çağrıştıracak girişimlerde de bulunulmamalıdır.

Geleceğimiz olan gençlere mutlu ve kıt kaynakların kullanımı konusunda eğitmeliyiz. İnsanlık tarihi yaşanmış ve bitmiş uygarlıklarla doludur. Yakın gelecekte tüketim çılgınlığının bu hızla sürmesi halinde hem dünya yaşanmaz hale gelecek hem de insanın ruh ve beden sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 918
Kayıt tarihi
: 25.01.11
 
 

Bir ortaöğretim kurumunda yöneticiyim. Yüksek lisansımı" Eğitimi Yönetimi ve Denetimi " alanında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster