Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '21

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
52
 

TÜKETİM CANAVARI KAFAMIZDA

...ve O canavarı nasıl kafesleriz. Bir PROJE ile cevap vermek istedim.
Çevre'ye bırakılan tüketim artıklarının anatomik yapısına bakıldığında;
konuya hemen giriyorum. Bildik konulara yeniden girmek istemiyorum. Dağlar kadar atık biriktirdik tüm her yerlerde varlar.
Çöplerin toplanma yerlerine gidip bakalım demiyorum. Evlerinizde ayakkabı ve elbise dolaplarına bakın yeter. Bir de üs üstüne yığılıp kalmış yiyeceklerin buzdolaplarına... ve kapınızda ki araç parklarına kadar.
Evet çöp toplama kamplarına gitmemize gerek yok.
Peki bu çöplük evinizin bir odası olsaydı ne olurdu: evsel pandemi...
Neyse;
Öncelikle giyim kuşam alışkanlıklarımız ve "yeni bir moda çıktı" ile körüklenen tüketim alışkanlığımıza sadece baktığımızda gerisini yazmaya gerek yok. Hepside aynı davranış kültürümüzü yansıtır.
Olur olmaz moda yarışları, üreticilerin 7/24 saat tüketimi propaganda ile pompalaması bu  alışkanlıklarımıza koşu yaptırır hale getirdi. Bayrak yarışı gibi nesilden nesile eyvallah...
Dur bir soluklanalım yahu. Dur biraz dinlen kendine gel arkadaşım. Korkma ölmezsin.
Bu yaşam anlayışı özgürlük değildir. Dünyamızın bir varoluş sınırı vardır. Kendi evinizi düşünün Allah aşkına! Her aile Ferdi her gün devamlı bir şeyler soksa evinize, geri atamamak kaydıyla evimiz ne hale dönüşür.
Çok Uzak değil bir kaç ay sonra ne olur o evin hali. Çöplük ve içinden çıkılmaz bir kargaşa.
Dünyamız ne yapsın. Sükunetli halimiz ne yapsın. Bir at yarışı tüketimi bizi nereye götürüyor Beyler. Lütfen emeğimize, zamanımıza onun teri paramıza saygı duymalıyız. Yeteri kadar olmayı bilmeliyiz; yeteri kadar tüketim, yeteri kadar üretim Bizim insan olma ölçümünün de SIRRI!
Peki neler yapabiliriz.
Bu sınır tanımayan ve adına "özgürlük" dediğimiz bu sorunsal halimize kim gem vuracaktır.
Öncelikle üretim ve pazarı noktasında olması gereken aklıma yeni bir fikir geldi.
A Ç I K L I Y O R U M!
Şöyle: Giyim kuşam mağazaların da aynı eczanelerde olduğu gibi, yazılan reçete sınırları dahilinde ilaç almamız sağlanıyor. Hangi eczaneye gidersek gidelim, birbirinden haberlidir ve kimse yetkisiz ilaç veremez.
Bizimde Giyim kuşam reçetemiz olmalı. Önceden bu konuda hazırlanan tüketim yetki kitapçığı ile,  iç giyim grubunda olan bir örnek verirsek; yıllık kullanım atlet miktarı aşılmamak kaydı ile alışveriş yapılması sağlanabilir. Yani benim 3 adet hakkım varsa 15 adet atlet almam engellenmeli. Ne için, vay efendim bu özgürlüğümüzü sınırlamak değil, dünyanın canı için. Yaşayan bir dünyanın sırtına hakkından çok yük vermemek için. Gelecek Nesillerimizin yaşam hakkı, nefesi için...
Mağazaya gelen tüketici, alacağı atlet kadar eski atletini getirmelidir. Yenisini almalıdır.
Bunun gibi dünyaya ciddi kirlilikleri bırakan tüm alışveriş konsepti ürünlere bir an önce bu uygulama benzeri uygulamaları bir an önce başlatmalıyız.
Kimse kimseyi bu konuda serbest bırakamaz. Bizim sınırımız, dünyanın sürdürülebilir yaşam sınırıdır.
Elektronik ortamda bunlar tamamen oto kontrollü şekilde sağlanabiliyor.
Siyasiler bu konuda hemen oy avcılığı nemağlanma masalına girmeden, rejim değişikliği falan filan safsatası salatası olmadan aklın, vicdanın ışığında dünyanın şimdiki hâline referansla akıllı bir çözüm öneriyorum.
İlaçta yapılan bu disiplin hangi rejimsel sorun oldu.
Doktorun yazdığı reçete sınırları dahilinde hastamıza yeterince ilaç vermesinin ne propagandası olabilir. Ne rejim değişikliği olabilir.
Dünyamız ciddi hastalandı. Görmüyorum diyen gözler kördür.
O Zaman bir bilen doktor reçete yazmalı. Teşhis görülüyor ve tedavisi tüm alışverişlerimizde olmalıdır.
Bu reçeteye Uygun miktarlarda giyim kuşam, yeme içme tüketim reçeteleri de aynı otokontrol içinde olması bizi normalleştirir.
İnsan beyni tüketim canavarına dönüşmüştür. Yani kafasında bir canavar taşıyor. Bu güne kadar getirdiğimiz tüm tüketim alışkanlıkları kafamızda bir canavar yarattı.
Bu canavar önce sahibini sonra dünyayı yiyip tüketecektir.
Onu, aklın yolunu bulana kadar KAFESE KOYMALIYIZ!?
Yoksa hepimizi yiyip tüketecek bu TÜKETİM CANAVARI
KAFAMIZDA Kİ CANAVAR!

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 162
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 237
Kayıt tarihi
: 23.02.09
 
 

Kalenderce yaşarım. Okurum, gezerim, Çocukluğum şanslıydı; özgürlük en büyük mükafatım. Hiç bir kal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster