Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
696
 

Tüm alkışlar bana

Tüm alkışlar bana
 

Bir akşam vakti, gün çoktan batmış, etraf iyiden iyiye kararmışken bir dost sohpetinin umulmadık bir yerinde, bir kadeh bordoya çalan yakut eşliğinde ve birden bire bir şey olur...

Ömrünüz boyunca çok büyük bir aşkla sevdiğiniz, ya bir ya ikinci kişi olan "O" nun (bu her kimse sizin için, ben de ki adı, "O" olacak bundan böyle) bittikçe yenisini aldığınız o sigara paketiniz gibi bağımlısı olduğunuz O'nun; aslında sadece sizde var olduğunu (dışarıda etiyle kanıyla canlı yaşıyan bir "O" nun olmayışından bahsetmiyorum) kavrarsınız.

Sizin zihninizde ki O'nun;aslında sizden bağımsız olarak sürdürdüğü hayatında, sizde ki haliyle aslının; ne eşi ne de benzerliği olmadığını kabul edersiniz. Epeyden beridir için için bilsenizde, orada ilk defa açıkça ve yüksek sesle teleffuz edersiniz.

Ve gülümsersiniz: Çünkü "O" süreğen şekilde; ne sizin ihiyaç duyduğunuz kadar hassas, ne sizin arzu ettiğiniz kadar şevkat dolu, ne sizin gereksinim duyduğunuz kadar ilgili ve alakalı olamaz. Bunu kendinize itiraf edersiniz...

Hep bizde eksik olanı bekler, beklentimiz olan kadarını arar, aradığımız kadarını bulamaz ve bulduğumuz kadarından eksik kalacak kısmı da görmezden gelmeye çabalarız. Bu aşık olduğumuz kişi ile idealize edilip yüceltimiş "O" arasındaki farkı görmezden gelme gayreti ise, ilk defa o kavrayış anında son bulur.

"Yüceltme" görmezden gelme oldukça, mümkündür. Aksi; olanı olduğu haliyle ve olduğu kadarıyla görme ve hak ettiği değeri vermek olacaktır ve bir denklik söz konusudur, bir üstün görme değil. Sadece görmezden gelebildikçe aşıksanız, o zaman bu sizdeki eksiği giderme ihtiyacınıza denk düşer. Kendimizde eksikliğini hissedipte, gidermeye ihtiyaç duyduğumuz ne varsa onu telafi çabasına girer, bunun sonucunda da; bu duyguları bize verebileceğini düşündüğümüz birine de aşık oluruz. Doğru olsun, yada olmasın biz isteklerimizi, eksik ve noksanlarımızı telafi edebilmek için O'nu seçeriz.

Yok sizde ki bir arayış yada eksik giderme değil, olanı sadece olduğu kadarıyla görüp üstelik bir yüceltme oluşturma durumu da yoksa ve bu halde dahi O'na hala ilk başta ki gibi aşıksanız; bakın işte durumunuz o halde fena derim:))

Zıt kutupların çekimi dediğimiz temelde; bizdeki yanın karşıtına duyulan gereksinim kökenli çekimdir. Bütünlenme gayreti, türün çeşittliliği adına farklı uslupların, karakterlerin, farklı dokuların, farklı fizyonomik şartlara haiz olan kişilerin biraraya gelme çabasıdır.

Katı ve kuralcı biriyseniz, eğleneceli ve töleranslı birini ararsınız. Verici ve paylaşımı seven biriyseniz, bireyselliğine daha düşkün biri sizi çeker. Bu örnekleri sizlerde kendi hayatınıza göz attığınızda pekala çoğaltabilirsiniz.

Birini sevmeye başladığımız da; bu durumun oluşma şartları bin bir çeşit farklı türe ayrılabilir. Dediğim gibi, bu sebepler muhtelif olacaktır. Sevmeye duyulan ihtiyaç, nedenleriniz, beklentileriniz, gerekçeleriniz farklı olsada burada konu edeceğim bu değil. Nedenleri, nasılları da değil. Ben burada bu sevginin sonrasını konuşacağım: Yani sonuçlarını...

Bir tek yada, binbir sebepten ötürü; ama birini seviyorsanız: Tüm Evrende bir değişiklik başgösterir. Siz varlığı milyonlarca yıl öncelere kadar uzanan bu sonsuz ve sınırısız evrende bir zerre olan siz; birini severek mucizevi bir değişikliğe neden olursunuz.

Bu evrenin küçücükte olsa bir parçası olan siz, artık o güne kadar ki hayatınız ve O'n dan sonraki hayatınız olarak; iki bambaşka yaşamı bir tek hayat içinde yaşayacak denli ilginç bir deneyin denegisinizdir. Hatta deney sizin deneyiniz, denek yine siz ve belkide gözlem ve analizi yapıp sonuçlarını değerendirerek bunlarla beraber yaşayacak olan da yine sizsinizidir...

Kendi yaşamınıza alıp kabul ettiğiniz bu sevgiyle beraber, artık yaşam sizin için bambaşka bir seyirde akmaya başlar. Bu yediğiniz yemeğin her lokmasından almakta oduğunuz tattan tutun da, dinlediğiniz şarkının sözlerini yorumlamaya, okuduğunuz yazarlardan, edindiğiniz dostlara, gittiğiniz yerlere kadar sayısız konuda, yaşanmakta olan bir başkalaşımdır.

O'ndan öncesi ve O'ndan sonrası olarak; hayatınız iki ayrı kesitte ayrıldıktan sonra; siz de bununla beraber, O'ndan önceki siz ve O'ndan sonraki siz olursunuz. Ama ister kısa bir süreliğine O'nunla olun, ama bir ömür boyu. Yada sadece O'nu tanıyın ve artık O'nun varılığı, sizin hücreleriniz tarafından bir defa bilinir olsun, inanın sonuçları değişmeyecektir...

Süresi ve beraberliğinizin yaşanma biçimi ne olursa olsun; eğer bir defa ve gerçekten sevdiyseniz eğer; bu sevgi sebeplere, nedenlere bağlı olmaksızın varsa ve varlığını -250 derecelerde dahi yaşayan bir virus gibi her koşulda şartardan bağımsız bir halde sürdürebidiğini sınatmışsa size; O'ndan önceki siz ve O'ndan sonraki siz arasındaki farkı, siz de çok açık ve derin biçimde yaşıyor hatta kendinizde oluşan tüm bu değişim, dönüşümün farklılıklarını zaten deneyimiyorsunuzdur.

Her ne kadar tüm yaşananlar tam ihtiyacınız olan zamanda adeta kış günü ansızın pencerenizin önünde yapılan bir seranad gibi, üşüyen yüreğinizi ısıtabilmiş dahi olsa ;bu deneyimler, size her ne kattıysa, bu yaşanlar size her ne hissettirdi ve öğrettiyse kısacası bu aşk size her ne yaptıysa: Sebebi sizsiniz...

Ve eğer tüm bunlar için müteşekkir olacaksanız da; bunun için aradığınız kişi: Camınızın önünde serenad yapan kişi, telefonun diğer ucundaki, yada yanınızda ki "O" değil: Ayna da gördüğünüz kişidir.

Sevgi ve ışıkla,

Ayna

*Yazımda kullandığım resim: Han Dynasty'nin "Winter Serenade" adlı çalışmasıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Matematiği ve felsefeyi sevdiğini biliyorum.. Yazın tıpkı çözümü iyi bir matematikçi için çözümü kolay bir problem gibi... Hayatı kavrayışının ifadesini Aşk'a nasılda yansıtmışsın... Sana biri aşık olsa vay haline:) Bana kalsa bu yazın okuma rekoru kırmalı ancak pek öyle bir şeyde bekleme... Matematiği çoğu insan sevmiyor çünkü.. sevgiler

Yücel EVRENN 
 28.10.2006 9:13
Cevap :
Canım çözümleri bulunca matematik ve felsefe söz konusu olduğunda; zihin özgürleşiyor, daha berrak ve daha yüksek verimlilikte işlemeye başlıyor. Aşkta da böyle. Orada da zihinsel ve ruhsal seviyede getirilen tüm çözümler yaşam dene yolda bizlere rehberlik ediyor. Yolumuzda ışık oluyor. Ne olursa olsun, kim olursa olsun tüm gerçekliğiyle O'nu görüp her haliyle yüceltmeksizin aşık olabiliyorsak bu muhteşem bir duygu. Ve en kalıcı olan. Kalıcı çünkü: O'nun değişimine bağlı değil. Tamamen başı ve sonu bizde olan bir süreç bu. Takdirin ve ilgin için sonsuz teşekkürler. Yorumun beni her zaman ki gibi düşünmeye sevkettirdi. Bunun için de teşekkür ederim dostum. Sevgi ve ışıkla Ayna  28.10.2006 13:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 1811
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster