Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
592
 

Tür değiştirmek ister miydiniz?

Tür değiştirmek ister miydiniz?
 

Ya da yalın yılkı uzaklaşmak insan ve ondan yana ne varsa...


İnsan dediğin arada türünü değiştirebilmeli. Her gün aynı bedenle uyanmak demek, aynı kıyafetle dolaşmak gibi bir şey. ‘Cinsiyet’ demiyorum, dikkatinizi çekerim. Tür aynı olduktan sonra, erkek ya da kadın olmuşsun pek fark etmez. Biraz toplumdaki statün değişir, zevklerin farklı renklerini görürsün filan. Sonra? Yine aynı türsün. Aynı şekilde konuşuyor, yıkanıyor, çalışıyor, uyuyorsun vs vs vs.

Fakat tür değişimi öyle böyle değil!

Düşünün: Yemyeşil kırlarda, olağanüstü güzellikte otlarla dolu bir çayırdasınız. Sabah çiy   i, yaprakların üzerinde tomurcuk tomurcuk ışıldıyor. Hepsi taptaze, hepsi filiz yeşili. İşte tam o anda, kocaman dilini çıkartıp, şöyle hepsini birden sarmalayarak ağzına alıverecek bir inek olsan, ne büyük bir zevk olurdu! Uff!*

Eğer paraşütçü değilseniz yahut da sık sık uçakla seyahat etmiyorsanız, şehrinizin ya da yaşadığınız yerin kuş bakışı görünümünü bilemezsiniz. Hatta öyle olsa bile, bir kuşun özgürlüğü ile bunu yapmanız olanaksızdır. Paraşütle atlanabilecek yerler belli, uçağın kalkacağı ineceği yerler sabit. Oysa bir güvercin olduğunuzu veya bir kumru olduğunuzu düşünsenize. Beden küçük, minnacık alanlardan bile havalanabilme şansınız var ve istediğiniz noktaya iniş yapabilirsiniz. Üstelik her nesneye veya manzaraya istediğiniz kadar ve istediğiniz yakınlıktan odaklanabilirsiniz. Süper olmaz mıydı? Vauvv!*

Sonra deniz dibi ile ilgili ne biliyoruz ki? Hani bilim adamlarının bize sundukları kadarını görüyor, okuyoruz. Ya o olağanüstü denizaltı fotoğraflarına siz de hayran olmuyor musunuz? Tanrım! Birileri fotoğraflayacak, araştıracak da biz de nasipleneceğiz. Peh! Onların paşa gönlünü beklemeye ne gerek? Atla denize, değiştir türünü, oluver bir kalamar. Sonra seyreyle gözüm deryayı... Piuuuvv!! *

Peki ya solucanlar, karıncalar, arılar?... Öyle çok değişim yapılabilecek tür var ki hangisine öncelik tanıyacağımı bile şaşırıyorum. Hakikaten, o solucanların toprak içindeki delikleri, o süzülüşleri; karıncaların yer altı mahzenleri, arıların çiçek polenlerini taşıması, bal yapım aşamaları… Amanın! *

Hem bu bir çeşit empati yapmamızı da sağlamaz mı? Örneğin vahşi doğada bir aslan olduk diyelim. Tam dişi aslanla sarmaş dolaş olacağımız sıra, tuhaf aletlerle karşımıza çıkıp, gözlerimizi kör edecek bir ışıkla üstümüze gelen iki bacaklı, haki renk kıyafetli canavarların bizi ne kadar da sinir ettiğini, gerdiğini, dişi aslanla aramızdaki tüm romantizmin içine ettiğini daha kolay anlamaz mıydık? Anlardık elbette…

Eşek olmadan, eşeğin halinden kim anlayabilir ki! Gerçek eşeklerden söz ediyorum. Dürttüğün halde ilerlemeyen, tekmelediğin halde uyanmayan eşeklerden değil; bildiğin eşek; arkadaşım eş, arkadaşım şek, arkadaşım eşşek’ten(!)

İnsanın hem kendi türüne hem var olan –canlı cansız- her varlığa yaptıklarını düşününce, bir lağım faresi masumluğu ne yüce, ne asildir!...

Ve elimde bir sihirli değneğim olsa, önce sokak köpeklerini zehirleyenleri… Ardından kişisel gerekçeleri nedeniyle ev hayvanını iğdiş eden beyinsizleri… Sadece keyif olsun diye av yapanları… Köprü yapmak veya bilmem ne binaları dikmek maksatlı arazi açmak için binlerce, hatta milyonlarca bitki, yeşil, mikro-organizmayı katleden rezillerin türlerini değiştirir, tersine çevirirdim hayatlarını. Görsünler ebelerinin örekesini, pardon, görsünler empatinin gücünü diye…

 

*: İnsan, kendi türünü bile yiyebilen(!) tuhaf bir canlıdır. Tür değiştirdiğimiz an ve yere bu manada çok dikkat etmek gerekir(!)

 

Notum-1: Öreke, yün eğirmekte kullanılan bir alettir, küfür değildir. Ebe ise, doğum hemşiresi anlamının yanı sıra Anadolu’da anneanne veya babaanne anlamına gelen sözcüktür. Hani küfür sanabilecekler için bilgi(!)

Notum-2: Tür değiştirme imkanınız olsaydı, hangi tür olmak isterdiniz?  MB yazarlarından bir tek yeşilsoğan dostumuzun palmiye ağacı olmak istediğini biliyorum. Ya sizler?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kuş olmak isterdim.Gezmeyi çok seviyorum.Uçak fobim var.Uçar giderdim Alaska'ya doğru.Ayı kardeşlerimi görmeye. Tür değil de hem kadın hem de aynı anda erkek olabilsek...Korkut manyaştı,amanın kaçılıııııııınnnnnnn!

Kerim Korkut 
 11.03.2012 9:24
Cevap :
Aslında en doğru pencereden bakmışsınız. Manyaşmak değil o, cinsiyet farkını da anlayarak insanı tanımak belki de. Teşekkür ederim yorumunuza. Saygılar size.  11.03.2012 18:10
 

Benim de kırılmaya hakkım var :) Aramızdan birine kırgınım... Dalgalı bir deniz gibi diyelim. Çok yoğun bir sene geçirdim. Malumunuz. Uzakta kaldım blogdan. Şimdi şimdi ancak toparlanıyorum. Okumaya gayret ediyorum sürekli. Yorumlayabildikçe de yorumluyorum. MB insanın hayatına girdi mi çıkması zor. Kim bilir belki tekrar yazmaya başlarım bir gün. Şu aralar hiç istemesem de!!!

Nilay Yıldırım 
 24.02.2012 11:58
Cevap :
Gerçekten içimizden birine kırılmış olamazsın, değil mi? Yok yok, inanmıyorum. Seni kim kırabilir ki?! Kırılmayacak, eğilip bükülmeyecek kadar güçlü olduğunu bildiğim Nilay, aldırmaz, etkilenmez... Aklından geçenleri, yüreğinden düşenleri yaz sen... Hani daha kitaplar yazacağız... Farz et eskiz kağıdıdır burası. Yaz, yazabildiklerini, dök dökebildiklerini. Sana öylesi yakışır can... Yürekten sevgimle, yazılarını bekliyorum...  25.02.2012 1:52
 

Merhaba Emine hanım, yazınız çok ilginç geldi. Hiç düşünmemiştim bu güne kadar. Yazınızı okuyunca "Kelebek" olmak istedim, mutlu ve kısa bir yaşam düşledim galiba. Biraz daha düşününce de doğada, nerede, ne zaman, ne olmak gerekiyorsa o olabilme düşüncesi çok cazip ve eğlenceli geldi ama avcılara yakalanmamak kaydıyla...:) Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 24.02.2012 0:04
Cevap :
Yorumunuza çok teşekkür ederim sevgili Hayvar. Aynen benim aklımdan geçtiği gibi yorumlamışsınız. Hani kalp kalbe karşıdır denir ya, onun gibi düşünce düşünceye karşıdır mı demeli ne? Çünkü konuyu yazarken, benim de ilkin aklıma, kısacık ömürlü bir kelebek olmak gelmiş, ama ardından doğadaki tüm canlı ve cansız varlıklara öykünerek her birini OLmayı düşlemiştim. Elbette avcılara yakalanmamak çok önemli :) Dikkat etmek lazım, hatta postu deldirmemek lazım :) Tekrar çok teşekkür ediyor ve içtenlikle sevgi ve saygılarımı sunuyorum size. Var olasınız.  24.02.2012 12:15
 

Hocam selamlar ben kesinlikle bir ren geyiği olmak isterdim. Bir bayan olarak bana nedense çok estetik geliyor o hayvanlar. Boynuz muhabbetine girmeyelim burda mecazi anlamda ama boynuzları ne kadar görkemli değil mi sizce de :)

Nilay Yıldırım 
 22.02.2012 12:46
Cevap :
Ren geyiği gibi başı dik ve mağrur... Sana da o yakışır. Dağların kusursuz güzelliğinde boyu posu ile ve o muhteşem bonuzları ile ne güzel varlıklardır geyikler... Gerçekten görkemli... Bu arada sen nerelere kayboldun bakalım? Hı?  23.02.2012 23:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 3783
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3041
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster