Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
457
 

Tur gitti mi şimdi?

Hollanda dünyanın yüzölçümü itibariyle küçük, 17 milyona yaklaşan nüfusu ile de yüzölçümüne göre kalabalık ülkelerinden... Tarihte bıraktığı iz daha çok sahip olduğu sömürgeler sebebiyle olan Hollanda, sömürgecilik anlayışının sona erdiği tarihten bu yana Surinam’dan, Antiller’den, Gana’dan elini eteğini çekmeden bu bölgeleri sanayide istihdam futbolda altyapı olarak kullanmaya başladı. Bugün Edgar Davids, Clerance Seedorf dendiğinde nasıl akla Surinam değil Hollanda milli takımı geliyorsa, kulüp takımlarının başarılarında da akla Hollanda futbolu geliyor. Afrika’da kurduğu birçok futbol okulundan çıkan cevherleri işleyen Hollanda, hem milli takımlarında hem de kulüp takımlarında bu yetenekler sayesinde podyuma çıkıyor. Bugün Hollanda, Gana ve Surinam nüfusunu alt alta yazıp topladığınızda vardığınız sonuç 40 milyonu ancak buluyor ve o Hollanda’nın bütçesi Fenerbahçe ile asla yarışamayacak kulübü AZ Alkmaar Avrupa Kupalarında bize kâbus yaşatabilmeyi pekâlâ beceriyor. Bakış açımıza derinlik kazandırmak bakımından şu bilgiyi de verelim; müzesinde 19 Hollanda Şampiyonluğu, 8 Hollanda Kupası, 7 Hollanda Süper Kupası ve biri UEFA olmak üzere 2 Avrupa Kupası (1978 ve 1988) bulunan PSV Eindhoven kulübünün bütçesi ancak PHILIPS firmasının desteğiyle 28 milyon Euro. Bu rakam Fenerbahçe’nin bu yıl 4 yabancı transferine (Kezman, Deivid, Edu ve Lugano) harcadığı söylenen 56 milyon Euro’nun tam yarısı. Gerek nüfus anlamında Hollanda ve altyapı ülkelerini, gerekse bütçe anlamında Hollanda kulüplerini ikiye katlayan ülkemiz ve futbol takımlarımız sportif başarılar konu olduğunda neden Avrupalı rakiplerini saf dışı bırakamıyor? Sanırım bu tamamen farklı bir yazı konusu ve iğneyi de çuvaldızı da kendimize batırmayı gerektiriyor.
UEFA Kupası karşılaşmasında Fenerbahçe, yaşı kemale ermiş Şota ve Faslı Boukhari’den başka bir yıldız ismi (ki saydıklarımıza yıldız denebilirse) kadrosunda barındırmayan AZ Alkmaar karşısında bir ara 3–1 geriye düştüğü maçı 3-3’lük bir beraberlikle noktaladı. Maça Zico dışı aktörlerin hazırladığı kokusunu aldığımız bir kadro ile başlayan Fenerbahçe, belli ki Aurelio’nun yokluğunda topa daha fazla sahip olmayı hedefleyen bir kadro yapısını sahaya sürmüştü. Ofansif organizasyonu kuvvetli AZ Alkmaar’ı durdurmayı değil, Hollanda ekibinden daha fazla gol atmayı strateji olarak belirlemiş bir Fenerbahçe vardı sahada. Fenerbahçe kadrosu açıklandığı andan itibaren maçı kafasında daha önce oynamış olanlar maçın son derece zevkli ve bol gollü geçeceğini tahmin ediyorlardı. Ancak maçın sürekli hücum alanlarında oynanması avantajlı bir skorun garantisi de değildi. Nitekim öyle de oldu. Mütevazı denebilecek kadrosuyla orta sahasından tek top yaparak çıkan Alkmaar, bu bölgede mücadele eden Appiah dışında fazlaca bir dirençle karşılaşmayınca Fenerbahçe kalesi önünde oldukça tehlikeli oldu. Tuncay, Alex, Tümer ve Mehmet Yozgatlı’nın aynı anda sahaya sürülmesi hücumda Fenerbahçe’ye zenginlik kazandırmış olsa da, defansif anlamda aynı başarını yakalandığını söyleyebilmek zor. Belki Ümit Özat maç başından itibaren alıştığı yerde (savunmanın sol tarafında) oynasa ve Serkan’dan Aurelio’nun bölgesinde yararlanmak düşünülse AZ’nin pas trafiği kale önüne gelmeden çözülebilirdi.
Şimdi Fenerbahçe Avrupa Kupaları için hiç de avantajlı olmayan 3-3’lük bir skorla rakip sahaya gidecek. Ancak AZ Alkmaar’ın defans yapmayı beceremeyen ve deplasmanda daha iyi oynayan bir ekip olduğunu dikkate alırsak Fenerbahçe için karalar bağlanacak bir durum olmadığını da analiz edebiliriz. Rövanş karşılaşmasında defans-ofans dengesini daha iyi kuran bir kadro ile sahaya çıkılması durumunda ben Fenerbahçe’nin bu turu geçebileceğine yürekten inananlardanım. Fakat Şükrü Saraçoğlu Stadında olduğu gibi rakiple bir gol yarışına girmek bizim için çok değerli turun kaybedilmesi manasına gelebilir. İkinci karşılaşmada Fenerbahçe’nin ilk yapması gereken şey kontrollü oyun. 1-0’ın tur için kendisine yettiği inancında olacak Fenerbahçe bulacağı kontratak fırsatlarından kolaylıkla maçı koparıp götürebilir. 3-3’ün AZ Alkmaar’a yeter bir skor olması kendi sahalarında kapanacakları gibi bir düşünceye sevk etmemeli kimseyi. Alkmaar rakipten fazla gol atmayı hedefleyen bir stratejiye sahip ve Kadıköy’de de görüldü ki bu takımın defansif organizasyonu zayıf. Liginde maç başına 2,7 gol atıp her maç ortalama 1 gol yiyen Hollanda ekibi, kendi sahasındaki maçta Fenerbahçe’den illa ki gol yiyecektir. Turu geçmek için önemli olan akıllı bir oyun kurgusu, mantıklı bir kadro ve üzerinde kafa yorulmuş bir defansif strateji. Bunları ortaya koyması gereken Zico’dan şüphe duymasam “Fener turu geçer” diye ahkâm keseceğim ama sanırım bekleyip görmek en iyisi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben bir gs li olarak diyorum ki fener turu gecer nasıl ama ..tabiki savunmasıyla saygılar...

Bloger07 
 17.02.2007 21:32
 

Aslında bu konu 5-6 blogluk mesele. AZ takımını Türk takımlarının örnek alması lazım. Ronaldo gibi oyuncular ne kadar para verirsen ver gelmezler. O halde çözüm kendi Ronaldo'nu yaratmak. Ajax takımının altyapısı şu şekilde çalışıyor: Çocuklar okuldan çıkınca servislerle tesislere getiriliyor. Önce ödevleri yaptırılıp sonra yemek yediriyorlar. Ardından idmanlara başlanıyor. İyi çalışmalar.

Eşit Ağırlık 
 17.02.2007 16:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 708
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster