Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
6564
 

Türban “Kılık Kıyafet Kanunu” içinde mi, dışında mı…?

Türban “Kılık Kıyafet Kanunu” içinde mi, dışında mı…?
 

Samanlı, Kılık Kıyafet Kanunu yürürlükte ama, takan kim dedi… (www.ataturksitesi.com)


21.Yüzyılın devasa ülkeleri arasında yer almak istiyoruz..(?)

Öyle değil mi..?

Avrupa Birliği’ne girmek için ne ödün varsa vermek üzere yola çıkmışız…(?)

Öyle mi..?

Türkiye’nin Başkenti Ankara…

Ankara’da kaçıncı Cumhurbaşkanımız var…?

11.nci…

Peki Bakanlıklarda birisi eski, diğeri yeni bir bina var, adı Başbakanlık mı…?

Öyle..!

Cumhurbaşkanı ve müstakbel eşleri nerede ikamet ederler…?

Ankara’nın Çankaya’sında…!

Yıllardır Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Devletimizin temsil edildiği en ciddi ve resmi makam mı…?

Evet öyle…!

Başbakanımız, resmi devlet ve hükümet gezilerinde eşi ile seyahatlerde bulunuyor mu..?

Evet, müstakbel eşleri de sık sık bu gezilerde, devletimiz ve hükümetimiz adına, başbakanın yanında yer alıyor…

TBMM Başkanımız da, resmi devlet ve hükümet gezilerinde eşi ile seyahat etmesi gerektiğinde bu gezilere katılmakta mıdır..?

Tabiî ki müstakbel eşleri de, TBMM Başkanının yanında refakat edeceklerdir.

Peki bu müstakbel hanımefendiler “TÜRBAN” lı mıdırlar…?

Evet “TÜRBAN” lıdırlar…

TBMM’deki Milletvekillerinin, kaçının eşleri “TÜRBAN” lıdır..?

Net olmamakla birlikte, oldukça fazlası…

YASALAR VATANDAŞA FARKLI, MİLLETVEKİLİ NE FARKLI MI..?

Esas itibarıyla hayır…!

Peki o zaman, bizi yönetenler, resmi alanlarda sakallı, eşler “TÜRBAN”lı, olma hakkına Kanunlar önünde nasıl sahip oluyorlar…

1) Toplumun duyarsızlığından,

2) Sivil Toplum Örgütlerinin pasifliğinden,

3) Ergenekon, Balyoz vb. korku ve sindirmeye karşı milleti saran korkulardan,

4) TBMM’de yeterli muhalefet gücü olmadığından,

5) Muhalefet Partilerinin bir kısmının verdikleri desteklerden,

EN ÖNEMLİSİ DE,

6) TC. Savcılarının Hukukun gereğini yapmamış olmalarından. (Malum Cumhuriyet İlkelerine taraf olan Savcılar’da tutuklanıyor, suçlanarak ifade veriyorlar…)

Türkiye Cumhuriyeti’nin “Yasa ve Tüzüklerine, Anayasal İlkelerine sıkı sıkı bağlı ve inanan bir yurttaş olarak,

Şapka ve Kıyafet Devrimini, Şapka Kanunu, Kılık Kıyafet Kanunu, bir kez daha kamuoyuna sunmayı, rahmetli Atatürk’ün, “CUMURİYET’İ EMANET ETTİĞİ GENÇLİK” olmamız ve,

Cumhuriyet’in sorumlulukları içerisindeki yurttaşlığımız gereğince,

en önemlisi de, bu vatanın kurulmasında canlarını veren şühedanın vebali aşkından aldığımız ilhamla, bir vicdan muhasebemiz gereği ortaya koymayı yeğledik.

NEYDİ BU, ŞAPKA VE KIYAFET DEVRİMİ..?

Şapka ve Kıyafet Devrimi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, halkın kılık ve kıyafetinin düzenlenerek batı ülkelerindeki normlara uygun hâle getirilmesi için 1925 ve 1934 yıllarında çıkarılan iki kanunla yapılan düzenlemedir. Atatürk Devrimleri'nin bir parçası olan bu kanunla ile, başlık olarak sadece şapka takılması düzenlenmiş, belirli tipte kıyafetlerin giyilmesi ise yasaklanmıştır.

NEYDİ BU, ŞAPKA KANUNU..?

Şapka Kanunu, 28 Kasım 1925 tarihli ve 671 No'lu Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun.

Mustafa Kemal Atatürk, ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, dış görünüşüyle de bunu vurgulaması gerektiğine inanıyordu.

25 Ağustos 1925'te Kastamonu'ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, "Buna şapka derler" diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi hakkındaki kanun çıkarılıp, dinsel giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı.

1925 - Şapka giyilmesi konusundaki Kanun, TBMM'de kabul edildi. Kanun, 28 Kasım'da yürürlüğe girdi.

NEYDİ BU, KILIK KIYAFET KANUNU…?

Kıyafet kanunu ile birlikte, kadınların çarşaf giymesi yasaklanarak kadınlara batı tarzında kıyafetler giydirilmiştir.

Erkekler ise fes ve sarık gibi başlıklardan vazgeçip şapka giymek zorunda kalmışlardır.

Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Eskişehir ve Mahmudiye’ye yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medeni insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medeni ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk,

27 Ağustos 1925’te de Mahmudiye 'de “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” diyerek, medeni yaşayışa uyan kıyafetin kabulünün gerekli olduğunu söylemiştir.

Atatürk’ün uyarması üzerine 25 Kasım 1925 tarih ve 671 Sayılı Şapka Kanunu çıkmadan önce vatandaşlar şapkayı giymiş ve bu yenilik, medeni kıyafet değişimi olarak halk arasında çoğunlukla iyi karşılanmıştı.

Bundan sonra, 3 Kasım 1934 'deki Kıyafet Kanunu ile cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız din adamlarına tanınmıştır.

Diğer yandan ülke çapında bu duruma tepki gösteren sayısız birey ve grup olmuştur.

Bunlar "dini amellerine alet etme" iddiasıyla yargılanmıştır.

Bu davalar sonucu çok sayıda insan hapis cezasına mahkum edilmiş veya idam edilmiştir.

İŞTE “KILIK KIYAFET KANUNU” TAM METNİ..!

Kanun Tarihi: 3 Kasım 1934

Kanun No : 2596

Madde 1- Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin (din görevlilerinin) mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır. Hükümet her din ve mezhepten münasip göreceği yalnız bir ruhaniye mabet ve ayin haricinde dahi ruhani kıyafetini taşıyabilmek için muvakkat müsadeler verebilir. Bu müsaade müddetinin hitamında onun aynı ruhani hakkında yenilenmesi veya başka bir ruhaniye verilmesi caizdir.

Madde 2- Türkiye’de kanuna tevfikan teşekkül etmiş ve edecek olan izcilik ve sporculuk gibi topluluklar ve cemiyet ve kulüp gibi heyetler ve mektepler mahsus kıyafet, alamet ve levazım taşımak istedikleri zaman yalnız nizamname ve talimatname ile muayyen tiplere uygun kıyafet, alamet ve levazım taşıyabilirler.

Madde 3- Türkiye’de bulunan Türklerin ve yabancıların, yabancı memleketlerin siyaset, askerlik ve milis teşekkülleri ile münasebetli kıyafet ve alametlerini ve levazımını taşımaları yasaktır.

Madde 4- Ecnebi teşekkül mensuplarının kendi kıyafet, alamet ve levazımları ile Türkiye’yi ziyaret etmeleri, İcra Vekilleri Heyeti kararıyla tayin olunacak mercilerin müsadesine bağlıdır.

Madde 5- Türkiye Devleti nezdinde memur bulunanların kıyafetleri beynelmilel mer’i adetlere tabidir.

Madde 6- Bu kanunun tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılır.

Madde 7- Birinci maddenin hükümleri, bu kanunun neşri tarihinden altı ay sonra ve diğer maddelerin hükümleri bu kanunun neşri tarihinden itibaren mer’idir.( geçerlidir)

Madde 8- Bu kanunun icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Haydi hep beraber okuyoruz;

“Burası Huştur, (Kimileri diyor ki, Muş’tur)

Yolu yokuştur,

Giden gelmiyor,

Acep ne iştir…!”

Öner SAMANLI

ATATÜRK SİTESİ

Kurucu Editörü

http://www.ataturksitesi.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 2889
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster