Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
940
 

Türban inancın gereği midir? (2)

Hadisin ansiklopedik tanımı ve türleri aşağıdaki gibidir;
Hadis, İslam dininde, Hz. Muhammed peygamberin değişik olaylar ve problemler karşısında inananları aydınlatmak, Kur'an'ın bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği iddia edilen sözler bütünüdür.

Ancak peygamberin yaşadığı zamanlarda yazılan hadislerin bizzat peygamber tarafından yakılmış olması onun dine Kur'an dışında kaynak getirmemek isteği olarak da yorumlanmıştır.

Hz. Muhammed'in 632 yılında ölümünden sonra Halife Ömer bin Abdülaziz, 719 yılında hadislerin toplanmasını emretti. İmam Buhari (810-869) her yeri dolaşarak hadisleri topladı, meşhur Sahihini yazdı. Buhari bahsedilen hadisleri topladığında hadis nakledenlerin en az üç dört nesli ölmüştü. Yani aradan tam 100 yıl geçtikten sonra Hadisler yazıya dökülmüş oldu.

Tüm hadislerin toplandığı 6 adet Hadis kitabı vardır.(İmam Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn Mace).

Esas olarak üç hadis türü vardır:

Sahih: Ravi ve senet itibariyle kesinlikle şüphesiz gelen hadislere sahih hadis denir.
Hasen: Yazılışında kusur bulunan hadislere hasen hadis denir.
Zayıf: Senedinde ve metninde bir illet bulunan hadislere zayıf hadis denir.

Hadis toplama ve seçme tekniğine girmeden özet vermem gerekirse İslam'da Sahih ve Hasen hadisler kabul görmektedirler. Zayıf hadisler kabul görmezler, çünkü isnad (sened)inde ve matn (metin)nde aktarımında eksiklik, Kur'an ile uyumsuzluk ve yanlışlar bulunduğu düşünülür.

Şimdi kadınların sadece yüz ve ellerini göstermelerini söyleyen hadis zayıf hadis olarak bizzat hadisi yazan tarafından belirtilmiş olmasına rağmen İslam alimleri tarafından görmezden gelinmektedir. Halka söylenmemektedir!

Daha önceki yazımızda Nur Suresi ve Ahzab Suresini de incelediğimizde ne başörtüsünün ne de türbanın bu surelerde geçmediğini ve ifade edilmek istenen maksadın kadınların toplum hayatına katılımlarını sağlamak amaçlı ve onları tacizden korumak amaçlı olduğunu açıkça görebilmekteyiz.

Ayrıca, Nur Suresi 31.ayet kasıtlı olarak yanlış çevrilmektedir. Söz konusu ayette 'kadınlar hımar (khimar)(örtü)lerini göğüslerinin üzerine feyledribne (koysunlar) denmektedir. İndirmek fiili Arapça'da feylüdnine'dir. Baş örtüsü denmek isteseydi o zaman hımar-ür res denirdi. Yani Kur'an'da 'kadınlar örtüyle göğüslerini örtsünler' denmektedir.

Kadının örtünmesinin İslam dininin ya da inancının bir gereği olduğu doğru değildir. Bunu siyasi ve şahis çıkarları için kullananlar Kur'an'ı ve onun öğretilerini tahrif etmektedirler...Kadınların örtünmesini isteyen erkekler asıl olarak kendi önyargılarını, eksikliklerini ve ahlaki yetersizliklerini kapatmak için bu yolu izlemektedirler.

İslam dini uzun süredir bir yığın kendini bilmeyen, dinin ticaretini yapmada kendine haklılık payları çıkaran bir takım kendini bilmezlerin elinde kalmıştır. Böylelikle bağnazlığa, taassuba, fanatizme doğru koşar adımlarla gidilmektedir. Ülkemizde de bu durum maalesef böyle bir durum arz etmektedir. Bunu mutlaka değiştirmek gerekmektedir. Bu da ancak ve ancak dinin dini çıkar amaçlı kullananların elinden alınması ile mümkün olacaktır.

İnanıyorsak eğer Kur'anı esas almalı, Kur'an da da dediği gibi okumalıyız, aklımızı kullanmalıyız... Bilgilenmeli ve bize dayatılan, anlatılan dogmalara karşı gelmeliyiz.

Bunu yapmak için de öncelikle Kur'an'nın İslamını okumalı ve öğrenmeliyiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilgilendirici bir yazı ve bunlara çok ihtiyacımız var. Anadoluda dini taassup 500 yıllık geçmişi var ve bizzat yöneticiler dini taassuba hiç şimdi olduğu kadar hoşgörülü olmamıştı. Saygılar

Tamer KAPLAN 
 12.10.2007 22:59
 

Bugün türbanı yüzünden okullara gidemeyenler, sınıflara sokulmayanlar, yıllardan beri dertlerine çare aradılar, mevcut hükümetlerden yardım istediler. Kendilerine bazı partiler veya milletvekilleri yardım etmiştir veya vaatte bulunmuştur. Ancak bugünkü hükümet bunu çözmeye, toplumda huzursuzluk yaratan bir konuyu halletmeye çalışıyor. Bunun siyasi istismar neresinde? Hükümetlerin görevi toplumun problemini çözmek değil mi? Siz şimdiye kadar farklı bir çözüm önerisi duydunuz mu? Türbanlılar üniversiteye giremesin demek, mevcut durum aynen devam etsin demektir. Zaten problem bu yüzden çıkmadı mı? Hehangi bir uygulamaya karşı olmak başka, o konunun halledilmesini istememek başkadır. Kur'anı okumak ve anlamak konusunda sizinle hem fikirim. Ancak sorun sadece başörtüsünün yanlış anlaşılmasından ibaret midir? Kuran'ı okuduğumuzda anladığımız diğer konular ne olacak? Onun için bir şeyi savunmaya kalkarken yanlış mecralara girmeyelim. Herkes bildiği işi yapsın daha iyi. Teşekkürler, selamlar..

Ahmet YILMAZ 
 06.10.2007 18:23
 

Başörtüsü inancın gereğidir veya değildir diye kesin bir şey söylemek zor. Ama bunun sebebi sizin yaptığınız açıklamalarla izah edilemez. Hadis hakkında verdiğiniz bilgilerde ve ayetin anlamıyla ilgili Arapça kelimelerde bir hayli eksiklik ve yanlışlık var. Bu metotla siz, "ben başımı dinin emri olduğu için kapatıyorum" diyen hiç kimseyi ikna edemezsiniz. Sadece örtünmeye karşı olanlara "bak dinin emri de böyle değilmiş" dedirtebilirsiniz. Ancak kapanmaya karşı olanların kendilerine dini bir dayanak bulmak gibi bir dertleri de yoktur. Dini ve ayetlerini siyasi veya ticari çıkar için tahrif eden yoktur. Bunlar yüzyıllarca önce yapılmış tercüme ve tefsirlerin sonucudur. Bunları yapanlar hangi mevkiye gelmiş veya hangi açıdan para kazanmışlardır? Bu söylem hiç düşünülmeden, sadece kulaktan dolma bilgilere dayalı bir söylemdir. Yanlış üzerine inşa ettiğimiz her şey yanlış olur. Eğer bir çözüm arayışındaysak uygulanacak metot bu değildir. Maksat birilerini suçlamaksa o zaman durum başka...

Ahmet YILMAZ 
 06.10.2007 18:11
Cevap :
Ahmet Bey, Bahsettiğiniz yanlışlıkları lütfen yazınız ki hata yapmayalım... Benim anlatmaya çalıştığım, bugün yaşanan İslam'ın Kur'an daki İslam olmadığıdır. Kur'an'nın yanına yüzlerce kitap konmadı mı İslam aleminde? Kur'an'nın İslam'ında imam, hoca, tarikat veya mezhep var mıdır? Varsa Hz. Muhammed hangi mezheptendir? Bunlara cevap verebilirsek o zaman ne demek istediğim daha iyi anlaşılır...Türban takanlar bunu İslam'ın bir gereği olarak takıyorlar...Ama bu Kur'an'daki İslam'da yok, o zaman amaç ne?  06.10.2007 22:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 571
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster