Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
296
 

Türban konusunda 3.tez

Türban konusunda 3.tez
 

Türban konusundaki temel sorun nedir?

İki tez ve üç cephe var:

1. tez ve cephe: Üniversitede giyim serbestisi bir haktır. Kabul oyu.
2. tez ve cephe: Giyim serbestisine dayalı türban, laik devlete karşı bir siyasal girişimdir. Ret oyu.
3. cephe, tezsiz: Bu grup insan, kararsız, aklı ve vicdanı bir vargıya ulaşmamış. Olacak olanı yaşayacak kitle.

Bu iki fikir nasıl dengeye kavuşacak?
Şu halde kavuşamazlar, çünkü farklı zeminde duruyorlar.

Onları aynı zemine getirecek iki soru ve iki öneri:
1- Üniversitede giyim serbestisi bir hak değildir.
2- Laik devlete yönelik bir girişim bile olsa, her tür siyasal mücadele haktır.

İkisi de makuldür. Ama, ikincisi silahlı güçle korunan bir şeydir. Devlet kendi varlığına yönelik saldırıyı ağır suç sayar. O yüzden kimse bu ortak zemine gelemez.

Birincisinde ortak zemine gelinebilir, ama ikna gücü olursa.

Peki, bu iki tez için ortak zemine gelinmek zorunluk mudur? Hayır. Bir şekilde bir karar çıkacak, ve yasayla korunacak, diğer taraf ise, ona muhalif ederek, topluma olan etkilerini ileriki dönemlerde göstermeye çalışacaklar.

Bu yazının amacı ise, çoğunluğa hatta herkese, burada ileri süreceğim fikri benimsetmektir. Tabi, ne kadar iyi fikir olursa olsun, böyle bir şey olacağı yok tabi. Toplum ve insanlar her zaman çatışır. En mantıksız fikirleri bile sayısız insan savunur. Hayat da, öyle akıp gider. Bir bakıma, hayatın ilerleyişi budur. Böylece, çarpışan taraflar hayata dengesini verir. Bu dengenin adaleti var mıdır? Belki göremediğimiz bir adaleti vardır. Belki ilahi bir adaleti vardır. Belki de yoktur. O zaman denge neye göre oluşuyor sorusu ortaya çıkar. Varsayımsal bir cevap, örneğin daha kötü olan, daha güçlü olan, daha vicdanlı olan, daha akıllı olan vs. gibi özler dengeye yönünü veriyordur. Tabi, bir meydanda toplanmış insanları taramak, bir vicdanla nasıl örtüşür diye sorabiliriz, o zaman da cevap, denge, anda değil, süreçte ortaya çıkar gibi bir şey olur. Benzetme yaparsak, mesela kanserli hücreleri yok etmek için, ışın verilir, ışın, iyi hücreleri de yok eder, ama nihayetinde, bu yok etme, bir iyiye hizmet eder. Onun gibi. Bunlar tabi varsayımsal. Bu tür özlerin varlığı gösterilemez. Ama olağanüstü bir bütünlüklü yapı gösteren varlığın, oluş sürecindeki çarpışmalarının, basit üç beş insanın insiyatifiyle oluştuğunu düşünmek saflık olur. Bu çarpışmaların, doğadaki olağanüstü bütünlük gibi bir yapısı olduğunu düşünmek mümkün. Ama bu tabiki, bir teleolojiye varmamalıdır. Gerçi vardırabiliriz. Teleolojinin sonucu ise, önceden kurulmuş bir düzen fikrini getirir. Önceden kurulmuş düzen denilince de, akla kültürel bir öğe olan tanrı gelir. Konuya geri dönersek...

Türban konusundaki üçüncü tez; üniversitelerde giyim serbestisinin olmasının bir hak olmadığıdır.

Gerçekten bunun bir hak olmadığı gösterilirse, ilk iki tez de geçerliliğini yitirir, çünkü, onlar, onun bir hak olduğunu kabul ediyor. İlki hak, amacı ne olursa olsun, hak kullanılmalı diyor. İkincisi ise, evet hak, ama türban, demokrasiye karşı, düşman bir ideojinin siyasal simgesidir, bir hakkı yok edecek hak, hak olarak göremeyiz diyor.

Savımızı nasıl temellendirebiliriz?

Az Sonra....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 463
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 937
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster