Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
428
 

Türban resmen yasaklanıyor!

Yazının başlığını okuyunca sanırım herkes "bu da nereden çıktı şimdi? AKP ve MHP bu konuda anlaştı, Anayasa değişecek, Türban üniversiteye giriyor" nereden çıktı şimdi diyorsunuzdur...

O zaman biraz Şeytanın Avukatlığını yapalım isterseniz...

Öncelikle gerçekleri numaracıların, sahte demokratların, iktidar liberallerinin, özgürlükçü geçinen aydınların, iktidar yazarlarının vs.vs.vs. de bal gibi anladığı ama anlamak istemedikleri gerçekleri ortaya çıkaralım...

O her kötülüğün arkasında mutlaka buldukları ama mevcudiyetlerinin yegane temeli olan Kemalist rejimin eseri olan Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren, Türkiye’de, kadınların kıyafetiyle ilgili hukuki bir düzenleme yoktur, yapılmamıştır.

Kılık kıyafet konusunda Cumhuriyetin ilk yıllarından iki kanun mevcuttur. Bunlardan birincisi 25 Teşrinisani 1341(Resmi Gazete Yayın Tarihi: 28 Kasım 1925) tarihli ve 671 sayılı 3 maddeden oluşan Şapka İktisası Hakkında ki Kanun'dur. Bu kanun şapka dışındaki başlıkların giyilmesinin adet haline getirilmesini yasaklamaktadır. Hem kanun metni hem de uygulaması hiç kuşku bırakmayacak şekilde bu kanunun sadece erkekleri ilgilendirdiğini göstermektedir.

İkinci kanun ise 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı 8 maddeden oluşan Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun'dur. Bu kanun "din adamları"nın "dini tören" kıyafetlerini dini mekanların dışında giyemeyecekleri hükmünü getirmektedir. Ayrıca, kamu personelinin uluslararası uygulamalara uygun giyineceğini söylemektedir. Bu düzenlemenin de tamamen erkekleri ilgilendirdiği kanun metninden ve uygulamadan açıkça anlaşılmaktadır.

Atatürk gibi kadınların önünü açan, onlara seçme/seçilme hakkını veren, Medeni Kanun ile haklarını güvence altına alan bir liderin kadınlara yönelik bir yasaklama düşüncesinin olması zaten düşünülebilir miydi?

1986 yılının sonlarına kadar ülkemizde Başörtüsü/türban sorunu yoktu...Askeri darbenin lideri Kenan Evren’in Adana’da yapmış olduğu bir konuşmada, başörtüsünün üniversitelerde yasaklanmasını istemesi üzerine, aynı gün ve aynı yerde toplanan Yüksek Öğretim Kurulu, üniversiteler için bu yasağı sağlayacak bir kararı almıştır.

Ve o günden itibaren de siyasiler ve yobazlar ellerine geçen bu fırsatı kaçırmamış ve kadınlarımızın giyimi üzerinden siyaset yaparak çıkar sağlamaktan geri kalmamışlardır. Bunu yaparken de kutsal olan dini kullanmakta bir beis görmemişlerdir.

İslam dini bu süreçte Türbana indirgenmiş ve Siyaset Dininin en önemli enstrümanı halini almıştır. Adeta İslam'ın 5 farzının yanına yeni bir farz olarak çıkarılmıştır. Kuran'daki Nur Suresi ve Ahzab Suresi'ndeki ayetlerle ilgili bugüne kadar neredeyse 50 bin adet farklı yorum yapılmıştır. Ancak, herşeyi detaylı olarak açıkladığını belirten Kuran'daki bu surelerde "saç" ve "baş" kelimeleri geçmemektedir...Madem bu kadar önemliydi neden bu konuda detaylı açıklama yoktur sorusuna cevap hep geçiştirilmekte ve Kuran dışı kaynaklar referans gösterilmektedir. Amaç, tamamen siyasidir ve çıkar amaçlıdır. Aynı zamanda da kadınları eksik gören zihniyetin dayatma ve dayanma aracıdır.

Bugünlerde bu işin bayraktarlığını siyasete başladıklarından bu yana yapanlar, "Bu Sorunu çözüyoruz" işte diye ortaya atılmışlar ve yine Türbana Dolanmışlardır. Getirdikleri çözüm ile bugüne kadar kanunlar ve mevzuat açısından yasak olmayan ve tarifi de olmayan Türban ilk kez yasal olarak hem de Anayasa'da yasaklanmaktadır. Sadece çene altından iğne kullanılarak bağlanacak örtü tanımı getirilerek bir başka saçmalık yaratılmaktadır. Ve sorun güya çözümlenmektedir. Hayır, bu değişiklikle Türban Cumhuriyet tarihinde ilk kez resmen yasaklanmaktadır.

Yeni bir Anayasa yapacağız ve bu Anayasa çok özgürlükçü, çok demokrat olacak, detaylı olmayacak, sivil olacak diyenlerin ve onlara destek veren aymaz aydınların bugün toplu iğne mi olsun, çengelli iğne mi olsunu Anayasa'ya koyarak düştükleri bu gülünç durum gerçekten dünya mizah tarihine geçecek niteliktedir.

Yani olay dün olduğu gibi bugünde yarında "Velev ki Siyasi" olarak kalacaktır. Kutsal olan inanç sömürüsü hızlanarak devam edecektir. Olan yine geçim derdinde olan halkımıza ve bir toplumu geleceğe hazırlayan, geliştiren, var olmasını sağlayan kadınlarımıza olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kırk akıllı çıkaramaz denir ya, türban da öyle işte. 1980 öncesi koskoca Ege üniversitesi Bornova kampüsünde bir tane başı türbana benzer bir örtüyle kapalı arkadaşımız vardı, forumlara, seminerlere katılır, aramızda kaynar giderdi. Evren, etrafındakiler ne buyurdularsa bu taşı attı ve sayılarının artmasının sebebi oldu. Sevgilerimle...

narçiçeği 
 17.02.2008 0:21
 

Atatürk'ün kadınların kıyafeti ilgili olarak her hangi bir yasaklama veya düzenleme yapmadığı tespitinize % 100 katılıyorum, buna zaten bende dah önce yazdım. Türban yasağının 12 Eylül ürünü olduğuna da katılıyorum. Bunu da daha evvel yazdım. O zaman kadar bir sorun teşkil etmeyen türban'ın ondan sonra bir sorun haline geldiğini ve haliyle de türban takanların buna direndiği konusunda da tamamen haklısınız. Peki şimdi bu türban sorununun ortaya çıkmasındaki sorun kimin kabahati? Durup dururken böyle bir yasağı getirenlerin mi? Yoksa Atatürk'ün bile gerek görmediği bu tepeden inme yasağa karşı koyan ve direnenlerin mi? Kısacası yasakçı zihniyet mi, yasakçı zihniyete tepki mi? Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 06.02.2008 13:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 571
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster