Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
492
 

Türban ve Kılıçdaroğlu

Gazeteci Fikret Bila 21/10/2010 tarihli Milliyet Gazetesi'nde Kılıçdaroğlu ile yaptığı röportajı yayımladı. Bu röportajda Kılıçdaroğlu üniversitelerde kız öğrenciler için türban serbestisinin getirilmesinin koşullarını sıralamış. Bunlar şöyle:

1- Türban, üniversite dışındaki eğitim kurumlarına taşmamalı.
2- Kamuda, “hizmet veren-hizmet alan” ölçüsü esas olmalı. Türban kesinlikle kamu hizmeti verenlere yaygınlaştırılmamalı.
3- Bu sınırlar hukuki güvenceye bağlanmalı.
4- Üniversitede başı açık öğrenciler için YÖK Başkanı veya başka birisi güvence olamaz. Kimse kimsenin güvencesi olamaz. Bu öğrenciler için de hukuki güvence sağlanmalı.
5- Anayasa çalışması yapılacaksa bu türbanla sınırlı olmamalı. Bir bütün olarak çalışılmalı. YÖK, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi Atatürk’ün vasiyetine aykırı 12 Eylül artığı maddeler, dokunulmazlık gibi konular bir bütün olarak ele alınmalı.
6- İktidar partisi, bu konulardaki görüşlerini net biçimde kamuoyuna açıklamalı.
7- Öncelikle hukukçular bir araya gelmeli ve hukuki durumu açıklığa kavuşturmalı. Mevcut yargı kararları karşısında nasıl bir hukuki yol bulunabileceği konusunu çalışmalı ve yol göstermeli.

Referandum öncesi Kılıçdaroğlu türban sorununu biz çözeriz dedi. Bazıları iyi de nasıl çözersin dedi.. Kılıçdaroğlu'nun cevabı şöyleydi:

'Türban meselesi tek başına ele alınacak bir konu değildir. Türbanı dini ve siyasal bir gereklilik olarak gündeme getirip ona özel çözüm ararsanız bu sorun çözülmez. Bizim farkımız türban üzerindeki siyasallaşmayı kaldırarak bütüncül bir çözüm getirmektir.'

Kılıçdaroğlu, partinin başına çok hızlı geçtiği için, bunun dışında, CHP'deki pek çok 'büyük' sorun olduğu ve kişisel özellikleri nedeniyle muhalifleri tarafından kolayca eleştirilen biri haline sokulmak isteniyor. Kılıçdaroğlu, türban meselesinde muhalefete ve siyasal islamcılara koz verdi denerek eleştiriliyor. Oysa, onun yöntemi en ve tek sağlıklı yöntemdir.

Türban meselesinde, sorunun üstünü örterek, ondan kaçarak çözüm getiremezsiniz. Kişisel haklar kısıtlanarak çözüm üretilemez. Ancak bütüncül olarak, çağdaş bir toplum yaşantısını tesis ederek, türbanı da kişisel bir giyim tarzı olarak görerek sorun çözülebilir.

Bakış açısı şudur:

Üniversitelerde türban, ister siyasal, ister dini taleplerle isteniyor olsun, bu son kertede, kişisel bir giyim tercihidir. Özgürlükçü bir politik anlayış, bu bazda kişilerin giyim hakkını savunması gerekir. Ama bu, tek taraflı olamaz. Bir yandan din dersini zorunlu hale getirip diğer yandan türbanı serbest bırakamazsınız. Siz giyim tercihi olarak dinsel bir yaşam tarzını serbest bıraktığınız zaman, toplumun diğer yapısal özelliklerinin, bütüncül olarak, bu tarza zemin olmamasını, hizmet etmemesini ve dengeleri sağlamanız gerekir.

Bu yukarıda Kılıçdaroğlu'nun saydığı koşulların yanında, okullarda, belli bir dini öğreten din derslerinin olmamasını, diyanet işleri denilen kurumun, tek bir dine hizmet etmemesini, tarikat denen çeşitli derin örgütlerin uygulamalarının aleni hale getirilmesi ve denetlenebilmesi, belli yaştaki çocuklara dinsel diktasyonların yapılmasının engellenmesini, üniversitelerde türban serbestisi nedeni ile oluşabilecek baskıların araştırılarak engellenmesi, toplumda ailelerin çocuklara bu konuda baskı yapmaması için bilgilendirme çalışmalarının yapılması gibi konularda adım atılması şartı ile üniversitelerde türban yasağı kaldırılmalıdır. Bu süreçte olumlu adımlar atıldığı takdirde, ileride, kamusal alanda, yapılan işin mahiyetini etkilemeyecek alanlarda dahi, giyim serbestisi/türban serbestisi getirilmesi bir hak olarak tanınacaktır.

Eğer türbancıların derdi, bağcıyı dövmek değil de, üzüm yemek ise, Kılıçdaroğlu'nun belirttiği ve yukarda saydığım konuları, türban serbesti ile birlikte savunmak gerekir. Öteki halde, tam şu an AKP'nin yapmak istediği gibi olursa, türbanı serbest bırakır ama diğer her şeyi görmezden gelirseniz, bu toplumun dini esaslara göre yaşanması yolunda bir politik adım olur. Bunu kimse, ne din ve vicdan özgürlüğü ne de giyim tercihi olarak savunabilir.

O nedenle, sorunun çözülebilir olan kısmında bir noktaya ulaşmak için Kılıçdaroğlu'nu ve CHP'yi, izlediği bu yolda desteklemek gerekir.

Ama, Kılıçdaroğlu bu konudaki perspektifini çok net olarak ortaya koymalı. Onu sistemize etmeli, bir gazeteci eli ile kamuoyonu, dağınık bir şekilde bilgilendirmek yerine bunu tekst haline getirip, parti yayını ya da bildirgesi olarak kamuoyuna sunmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok merak ediyorum. avrupada yada amerikada yada herhangi bir hristiyan ülkesinde bir üniversite öğrencisi okula giderken boynundaki haçı çıkarttırıyorlarmı acaba yada devlet dairesinde çalışan memurlar boyunlarında haç taşıyamıyormu.. çok merak ediyorum .

Kadir Ekinci 
 21.10.2010 23:53
Cevap :
İyi de, bu merakınızın blogumla nasıl bir bağlantısı var?  22.10.2010 11:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 999
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster