Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
433
 

Türbanım var, güç ben de!

Türbanım var, güç ben de!
 

Toplumsal uzlaşmayı dinamitledi

Başbakan Erdoğan’ın türban konusunu yurtdışında gündeme getirmesinin sorunu çözümsüzlüğe ittiğini söyleyen MHP Lideri Bahçeli, "Toplumsal uzlaşmayı dinamitledi" dedi. Bahçeli, Erdoğan’ın bu tutumunun türban meselesindeki istismarın boyutunu ortaya koyduğunu belirtti.

Türbanla ilgili meselenin yurtdışında gündeme getirilmesi, yurtiçinde ve aile içindeki istismarların yanında masum kalır.

Ne hikmetse türban takmayanlar evrensel kurallara zaten uyarlar ama bunu bir şikâyet ya da tepki olarak hiç dile getirmezler. Çünkü onların türbanla maskeleyecek ve örtecek hiçbir kusurları yoktur.

Ama türban takanlar özeldir, simge olarak takılan türban çok şey ifade eder. İfade edilen “çok şey”e uyulur mu, orası meçhul? Alışverişte, sokakta, otobüste türbanlıları izleyin, nasıl da erkeklerin gözlerinden içeriye en mahrem yerlerine kadar bakışlarını gönderdiklerini izleyin. Böylece istediklerini kolaylıkla elde ettiklerine, edindikleri gücü kullanmak için arenalara sığmadıklarına, coştuklarına şahit oluyoruz. Türbanın üstünlüğü uğruna ses çıkarmayan analara ve türban takmayan kadınlara, eşlere yazık olmuyor mu?

Yazıklar olsun onlara… Kadın olmalarına rağmen ne yazık ki birbirlerine ses çıkaramıyorlar. Bildikleri halde göz yumuyorlar. Türban takmayanlar da bunların aksine sevgi doludur, sabırlıdır. Türbanlılara, etiketin tersine davrandıklarını bildikleri halde seslerini çıkarmazlar. Çünkü şefkatlidirler…

Türban kullanan kişilerin bir felsefesi ve yaşam tarzı var diye biliyoruz, buna göre;

Türban kullananlar yüce kitabımızdaki kurallara göre yaşarlar, giyim tarzı olarak başlarını ve göğüslerini örterler, saçlarının bir teli bile görünmez, kalplerinde dürüstlük vardır, hatta eşlerinden başkasının gözünün içine bakmayacak kadar namuslarını korurlar, eşi, erkek kardeşi ve kendi babasının dışındaki erkek namahremdir. Buna çok dikkat edilmelidir, hatta yaşarken evli olanların bile öldükten sonra nikâhı düşer diye cesetleri mezarda üst üste konulmaz, dolayısıyla çarşıda, pazarda, hastanede, okulda erkeklerle göz göze gelmemek ve temas etmemek için gayret ederler. (mi acaba?)

Onların tüm gayretlerine saygı duyulur. Böylece türban yasağı var diye zorlama yapılmaz.

Türban takanların yaşam felsefeleri konusunda fikir sahibi olunur, yüce kitabımızdaki kurallara riayet ettiklerinden dolayı kendilerine itibar edilir, sınırlarını aşmamaya herkes tarafından dikkat edilir. Kamusal alanda bile türbana laf edilmez, yasaktır denilmez, çünkü ulvî bir davranış sergilemektedirler, saygı duymak gerekir. Belediyede, okulda, hastanede, vergi dairesinde, alışveriş merkezinde, sinemada, mağazada, vs. her yerde bulunurlar. Öncelikle kime ve neye saygı duyacağımızı bilelim.

Aslında türban takanların kendi görevlerini seçerken ya da ev hanımı olup yaşantılarını sürdürürken yaşam felsefelerine saygı duyulduğundan dolayı kendilerinin kurallara dikkat etmeleri, sadece ve sadece kendilerinden beklenir.

Ama “ben türban takıyorum, istediğim gibi yaşarım, istediğim gibi davranırım, , istediğimde namahrem kişinin statüsü ne olursa olsun ona dokunurum çünkü türbanım var, karısının yanında bile adamın gözünün içine de bakarım çünkü türbanım var.

Türbanım var bakışımlarımı örter, türbanım var dokunuşumu örter, türbanım var ben temiz niyetliyim, aklımdan hiç öyle şeyler geçmez… Dokunduğunu, baktığını gören ve söyleyenin ise aklı daima “öyle şeylerdedir” pis niyetlidir hem de üstüne üstlük türbanı da yoktur zaten.

Çözüm basittir; insanoğlunun yaşarken, kâinat içinde öyle veya böyle bir yer kaplarken başta evrensel kurallara, sonra toplum düzeyinde Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturan laikliğe ve daha sonra da birey düzeyinde yüce kitaba uyması gerekir.

Canımın istediğini her yerde yaparım sonra toplum önünde de “kişisel özgürlüğüm kısıtlandı, türbanıma laf edildi” olmaz. Denilirse, asıl örtbas edilen konuların birileri tarafından savunmak yakışık almaz. Bütün toplumun ve bireylerin sabrı bu derece zorlanmasa iyi olur.

Okulda çocuklara ders anlatırken sorun yoktur, gerektiğinde de okul müdürünün gözüne bakmazsın olur biter ama hastanede sorun olur, çünkü hastayı muayene etmek için dokunmak gerekir, o zaman da “doktorum yemin ettim ama namahreme el sürülmez” mi diyeceksin. Geçtiğimiz yıllarda röntgeni çekilmeyen erkek hasta unutulmadı. Bunun gibi ve aksi yönde medyada yer almayan, dile getirilmeyen vakalar var. Sadece kamusal alanda değil, aile ortamlarına da müdahale eder oldular. Bir tarafta; canım türbanlıyım erkek hastanın röntgenini çekemem, diğer tarafta; canım türbanlıyım mahremini görebilirim, türbanım var, aklımda öyle şeyler yok diyeceksin. Türbanın üstünlüğüne inanan aklı başında erkeğin de mahreminin görülmesine hiçbir itirazı olmayacak?

Dayatma ile karşı karşıya olduğunu iddia eden türbanlılar ve sabır eden türbansızlar, bu duruma birilerinin açıklama getirmesi gerekir. Bu konuda bilgisi olanlar basında medyada daha çok yer alsınlar lütfen. Din bilgini, sosyolog, hukukçu, köşe yazarı, konuya ilgi gösteren her kim varsa…

Türbanın ve türbanın üstünlüğüne inananların kafası karışık, onlara bir yardım eli uzatan yok mu?

Türban varsa her şey mubah, yoksa her şey günah, hatta yasaklara uymadıklarını dile getirmek bile günah. Aman haddimizi bilelim, türbanı varsa çarpılırsın, dile getirdiklerine dikkat etmelisin.

Kimsenin zaten bir şey dediği yok, türbanlı iseniz önce ahlaken kendiniz temizlenin ve ahlaki değerlere uygun yaşayın. Türbanı alet ederek kadınlara ve erkeklere meydan okumayın yeter!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiyede Kadın olarak 2. sınıfsınız. Hele ki türban içinde iyice belirgin hale getirilmeye çalışıyor. Siz sosyal statünüz nedeni ile eşiniz ile beraber eşit olduğunuzu düşünebilirsiniz (ki öyledir eminim) ama Türkiye sizden ibaret değil. Aile baskısı altında babası, abisi tarafından evde hapis kalmaktansa başını örtüp en basit dışarıya çıkma hakkını elde eden bir kız kendi özgürlüğünü sağlayan nesnenin türban olduğunu düşünüp ona elbette sıkı sıkı sarılacaktır. Çünkü kendi gerçek hakkını savunacak ne bilgisi vardır, ne de bir kurum vardır. Yorumunuzda çok güzel söylemişsiniz. Atatürk'ün kadınlara verdiği haklar... O hakları sanki kaç kadın eşine, babasına, abisine karşı koruyabildi? Onlar izin verdiği derece, açık fikirli olduğu sürece bu gerçekleşti. Baba beni okula gönder kapyası dönen bir ülkede o kızların durumunu anlamak yerine tavırlarını eleştirmek maalesef bize hiçbirşey kazandırmaz. Kimse başını ergenlikte dünyayı öğrenirken isteyerek örtmez. Saygılarımla...

Legolas 
 24.01.2008 2:13
Cevap :
Teşekkürler. Rahmetli Babam 1912 doğumlu,savaş yıllarında 7 sene askerlik yapmış, okuma yazmayı önce Arap, sonra Türk harfleri ile öğrenmiş ve öğrenince de hiç ara vermeden okumaya devam etmiş. Vefat ettiği dakikaya kadar hiç ara vermeden roman, gazete, vb. eski yazı, yeni yazı İlmihal ve Kuranı Kerim okudu, yazdı, bizlerin de öğrenmemizi sağladı. Annem (1926) iki gün okula gönderildikten sonra öğretmenin erkek olması nedeniyle kendisinden küçük erkek kardeşinin itirazı ile okula devam edemeyenlerden. (O yaşta bile erkek çocuk lafı geçerli oluyor!) Henüz 20sinde değilken dikiş dikerek eşine destek oluyor ve çarşafını çıkarıp manto giyiyor, okuma yazma öğrenmeye gayret ediyor. Nur içinde yatsınlar, en büyük mirasımız dürüstlük ile okuma ve öğrenme gayretinden gelen güven.Savaş döneminde yokluk içinde çarıklarını kaynatıp suyunu içerek,yaşam savaşı vererek"NE BİLGİ NE DE KURUM VARDI"demeden bugünlere çağdaş zihniyetle gelen bir ailenin çocuğu olduğum için çok şanslıyım ayrıca gururluyum.  24.01.2008 15:15
 

Türban artık bir simge değil, yeni simgelere yol açacak bir rutindir. Dejenere edilmeye başlandı bile. Üstü Şişhane, altı Taksim... Bu bakımdan türban; inancı gereği başını örtme zorunluluğu duyan Müslüman kadına fatura edilmiş bir zulümdür. Bu açıdan Türban Meselesi, değerler sistemini istismar alışkanlığından vazgeçmeyen politikacının Milletin başına sardığı bir başka musibettir.

Kaliteli Yaşam 
 22.01.2008 14:50
Cevap :
Teşekkürler. Politikacının hayatını idame ettirmesi için ihtiyacı olan kaos ortamında tüm kadınların tuzağa düşmemelerini ve bilinçlenmesini temenni ediyorum. Anayasa metninde kadınların içinde bulunduğu gruba tepki verilirken, kadın nesline destek verme uğruna, türban meselesine verilen desteğin kırıntısı kadar ses gelmedi. Anayasa'da "Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar......" deniliyor, bir kısımdan hiç bir tepki gelmiyor, ..bedeni ve ruhi yetersizliği olanların içinde bulunmaya razı oluyor, sonra da çıkıp türbanım, türbanım, hakkım, özgürlüğüm diye ağlıyor. Atatürk'ün kadınlara vermiş olduğu hak ve özgürlükler, Atatürk düşmanlığı ile kadınların kendileri tarafından yok ediliyor. Kadının okuma hakkı yoktu ki şimdi türbanla üniversiteye giremiyorum diye feryat ediliyor? Kadının doğasında var olan şeref ve medeni cesarete güveniyorum ama taraf tutma uğruna galiba bu özellikler de evrim geçirerek köreldi. Sevgi ve saygılar  23.01.2008 10:53
 

Ne dersek diyelim ne yazarsak yazalim ne yazik ki zihniyet degismeyecek. Hala olayin turban olayi degil siyasi oyun oldugunu anlatamayacagiz. Ataturk un esi Latife hanim da turbanliydi tamam, ama cumhuriyete karsidegildi. Seriat turkusu cagirmiyordu. Yapmayin ne olur bu kadar gozu kapali olmayin yaa. Yazinizi anlayan olursa cok guzel oldugunun farkina varacaklar. sevgiler.

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 18.01.2008 12:56
Cevap :
Teşekkürler. Anlayan olursa! Ya anlamak istemiyorlar ya da ben anlatamadım.  18.01.2008 16:36
 

Yobazligin ve karanligin en buyuk temsilcisi olan Arap'larin kulturunu insanlara dayatmak ve bu dayatmalara kucak acmak isteyenler varsa bu onlarin bilecegi is! Nasil isterlerse oyle yasasinlar! Bence yasaklar kalksa turbanli kadinlarin en az yarisi o bezi kafasindan cikarir atar.. Atmayanda zaten atmasin kafasinda sac haric gorecek baska biseyi olmayan bu yariya bu memleketin zaten ihtiyaci yok!

Ozgur Ekinci 
 18.01.2008 0:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 582
Kayıt tarihi
: 24.10.07
 
 

Müdahale edilmediği sürece barış ve denge içinde sürüp giden doğa hayranı ve doğal yaşam sevdalıs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster