Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
2775
 

Turistlerin en ilginç soruları!

Turistlerin en ilginç soruları!
 

Turistlerin kendilerine yönelttikleri ilginç soruları "Turist Rehberleri Birliği"nin internet sitesine taşıyan rehberler, başlarından geçen ilginç anıları okuyucularla paylaşıyorlar.

Beni asıl ilgilendiren ise bizim turistlere yaptıklarımız ve turistlerin sordukları sorular.

"Turistler tarafından sorulan ilginç sorular" başlığıyla yer alan bölümde, rehberlerinin yaşadıkları ilginç anılara yer verilmiş. Söz konusu ilginç tecrübeler şöyle:

Konya'da: - Semazenlerin RPM"i (dakikadaki dönme hızı) kaç?

İzmir Kordon’da yürürken bir soru gelir: "Rakım kaç?"

- Şehirlerarası yolda otobüsle giderken etrafta koyun ve keçi sürüleri vardır. Bir soru yükselir arkadan: "Koyunlar mı yoksa keçiler mi önce otlatmaya götürülür?"

- Otobüste askerlik hizmetlerini anlatıyorum. Subayları soruyorlar anlatıyorum. Bir başkası kadın subay olup olmadığını soruyor. Onları da anlatıyorum. Derken bir başka soru geliyor: "Kadın subaylar çocuk doğurunca ne oluyor?" Benim yanıt: "Anne oluyorlar"

- Yolda giderken yığınlar halinde toplanmış soğanları ayrıştıran insanları görüp fotoğraflarını çekmek için durduğumuzda turist sorar: "Bunlar ağaçta mı yetişiyor?"

- Yağmurlu bir havada Aspendos ziyaretinin ardından Köprüçay Nehri’nin yanındaki restoranda yemek yerken nehrin diğer tarafında yağmur altında insanlar görürüz. Aynı masada yemek yediğimiz turistlerden biri şöyle der: "Aa! Nehrin öteki tarafında biri var. Oraya nasıl geçti acaba"

-Turist saksağanı göstererek bir soru soruyor: "Siz bu kuşa ne diyorsunuz?" Türkçesinin turistin işine yaramayacağını düşünerek İngilizcesini söylüyorum: "Magpie" Turist çok şaşırıyor: "Gerçekten mi? Biz de ona magpie diyoruz"

- Ege-Akdeniz turunda arkadaşımın grubundaki misafirlerden biri garsona, açık büfe kahvaltı esnasında "çay bitmiş ama" der, garsonun cevabı şudur: "O kadar içerseniz biter tabii kardeşim"

- Tekne turumda sürekli sorun çıkarmaya programlanmış bir amcamız benden gazeteyi okuduktan sonra kendisine vermemi rica etti. Ben de kibar bir şekilde daha okumadan kendisine uzattım. 5 dakika sonra gelen tepki şuydu, "Bu ne kardeşim bu kadar ufak yazılı gazete mi olur?"

- Beylerbeyi Sarayı’nın rıhtımından boğaziçinin güzelliklerine bakıp fotoğraflarken gruptan bir amcam düşünceli yanıma geldi, "Burasının rakımı kaç acaba?" Bir saniye müsaade deyip eğilip elimle rıhtımı ölçüp adama dönüp, "2 karış" dedim.

- Kapadokya turumuz sırasında Amerika’da yaşayan Çinlilerden biri gördüğümüz inek sürüleri için "bunlar at mı?" ve tarlalardaki buğdaylar içinse "bunlar ot mu?" diye sayısını hatırlayamayacağım kadar defalarca sordu. Herhalde o gün hayatımdaki en sabırlı olabileceğim günlerden biriydi.

- Japon misafirimiz Konya’daki düz ovayı buğday tarlalarını görünce der ki: "Rehber bey bu tarlalar helikopterle mi ekiliyor yoksa uçakla mı ekiliyor?" Benim cevabım, "uzay gemisiyle ekiliyor" oluyor ve herkes gülecek diye beklerken kimseden çıt yok.

- Derinkuyu’da en alt kattayız. Adam soruyor, "Bu yer altı şehri yukarıdan aşağıya doğru mu, aşağıdan yukarıya doğru mu kazılmış?" Grup kırıldı tabii gülmekten. Ben de şöyle cevap verdim, "Yarısı yukarıdan, yarısı aşağıdan başlamış, ortada buluşmuşlar."

- Bir turist Çavuştepe''de dipleri toprağa gömülü küpleri göstererek sorar: "Bunlar küpün neresi?"

- Toros Dağlarında otobüsle giderken ilginç jeolojik formasyonları gören bir turist sorar: "Bunlar Roma dönemi şehir duvarları mı?"

- Yemek masasında sürahideki damacana suyu için "Bu su içilir mi?"

- Türkiyede kadınlar araba kullanabilir mi?

- Saat 10 treni kaçta hareket edecek?

- İki saat Efes örenyerini gezdikten sonra, "Burası neresiydi?"

- Neden bütün paraların üstünde aynı adam var?

- Turun 15. gününde, "Otobüste eşyalarımızı bırakabilir miyiz?"

Rehber, müşterilerinin mutluluğundan ve iyi durumda olmalarından tam anlamıyla sorumludur. Bu sorumluluğu yerine getirebilmesi için bütün dikkatini turistler üzerine yoğunlaştırması gerekmektedir. Bu rehberin temel görevidir.

Ancak rehberi çıldırtmamak da turistin görevidir...

Anlayacağınız gibi her zaman turistler Türklerden değil, Türk rehberler de turistlerden çekiyor!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3594
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster