Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '07

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
2132
 

Turizmde yeni trend- fly and drive

Turizmde yeni trend- fly and drive
 

Şimdi turizmde yeni trend bu… “FLY & DRIVE” Yani; gideceğin yere uç ve arabanı kirala, dilediğin gibi, özgürce tatilini yap…
GPS’li yani navigasyonlu (Yol Bilgisayarlı) arabalar çıktığından beri FLY & DRIVE turları paket turların önüne geçecek gibi gözüküyor… İtalya, İspanya ve Fransa' da Rent a Car ile yapılan kültür turlarının oranı, organize “paket tur” ların % 40’ına ulaştı bile… Peki nedir bu FLY & DRIVE, nedir bunun seyahat edenler ve seyahat acenteleri için avantajları?

Seyahat edenler için;
Programınızı yapmış, izninizi, işinizi ayarlamış, hatta vizenizi almışsınız. Tura 3-5 gün var; veee… Seyahat acentesinden bir telefon: “yeterli sayıda müşteri bulunamadığından turumuz iptal”… ŞOK !…
İşte böyle bir sorunumuz yok artık. “E peki, biz otele nasıl gideceğiz? Ya kaybolursak!” Bu sorun da ortadan kalktı.. Nasıl mı? GPS sistemi ile yani Navigasyon yani “Yol Bilgisayarı” ile…
Artık son 3 senedir hemen hemen tüm rent a car arabalarında bu sistem mevcut. Kullanımı son derece basit. Adeta Google da (internette arama motoru) yer arar gibi. Ör: Önce Ekrandan “Şehirlerden” Miami ‘yi buluyorsunuz, sonra Hotels’i bul ve otelinizin adı… Şimdi ENTER… O size hem “SÖYLÜYOR” hem de “GÖSTERİYOR”. 40m sonra “yarım sağa dön” 10m kaldı, şimdi tam sol… 500 m düz git, A4 yoluna sap, bilmem nereden çık… Adeta hata yapmanız İM-KAN-SIZ… Oldu ki görmediniz, duymadınız, önemli değil, bir sonraki kavşaktan devam… Size hedefinize kaç km kaldığını bile gösteriyor ve TAM KAPININ ÖNÜNE KADAR GÖTÜRÜYOR… Bunların bir üst modeli bizim hanımı hiç aratmıyor. Kemerinizi bağlamadıysanız, hız sınırını aşarsanız, ters yola girerseniz hemen uyarıyor. Hiç susmamacasına, taa ki siz aletin dediğini yapana kadar. Ancak henüz “ruj sürüyorum arabayı sarsma” diyenine rastlamadım.
Ören (gezilecek) yerlerine de aynı sistemle ulaşabiliyorsunuz. Özgürce, kimseye bağımlı kalmadan, otobüse geç kaldım, kahvaltı dahi edemedim, gruba ayıp oldu, yaa buraya süre yetmedi, bir alışveriş dahi yapamadım, fotoğraf çekemedim gibi vakite dayalı sorunlar da yok…

Seyahat acenteleri için;
Rehber, otobüs, transfer, şehir turu ve “yeterli sayıda müşteri bulunamadığından turumuz iptal” gibi bütçe ve diğer sorunlar aşılmış oluyor, seyahat acenteleri daha ekonomik, pratik ve kesin deparlı turlar yapabiliyorlar. Uçak+Otel ve Rent A Car… Hepsi bu…

FLY & DRIVE… Artık bunu çok sık duyacaksınız…
Sistem çok yakında Türkiye’de… Çalışmalar son aşamada.
REHBERLER DEVRE DIŞI MI KALACAK…?
Yeni düzenlenen 1618 sayılı yasaya göre turistlerin şehirler arası transferleri dahil “rehber alma zorunluluğu kaldırıldı” Yurtdışında olduğu gibi sadece “ören yerlerinde” o da gruplar için rehber mecburiyeti var.
Rehberlerimize bir darbe de özelleşen müzelerden; Her ören yerinde Avrupa müzelerinde ki gibi “her dilden telsiz kulaklıklı rehber” kiralanabilecek…
Kısaca; Turist, kiralık arabasını havaalanında teslim alacak, önceden programlanmış haliyle veya iki tuşa basarak otelin kapısının önüne kadar gelecek. Aynı GPS sistemiyle gittiği ören yerlerinde kulaklığını takıp kendi dilinde dinleyerek müzeleri gezecek, çarşıda “hanutlanma” korkusu olmadan alış-veriş yapacak, İstanbul veya Türkiye turunu tamamladıktan sonra havaalanında arabasını teslim edecek…

Esnaf memnun, acente memnun, müşteri memnun, rent a car’cı memnun, seyahat acentesi memnun… Bu sistemde bir tek memnun olmayan ne yazık ki rehberlerimiz olacak…

Türk Turizminin ve kültür turlarının geleceği rent a car’da…
Gelecek rent a car’da. Ancak bu işi yapan çok arkadaş tanıyorum, 20-30 senesini rent a car mesleğine vermiş, sonunda bir ev sahibi bile olamamış…
Onları zaman zaman rulet masasından kalkamayan kumarbazlara benzetiyorum. O namussuz top %90 başka numaralara konar, arada bir oynadığınız numaralara. Ha kazandım ha kazanacağım, bu sefer olmadı, bir sonrakine derken bir bakmışsın ki elinde bir şey kalmamış ve masadan (piyasadan) çekilmişsin.

İşte rent a car yapan meslektaşlarımızın durumu da böyle… Masaya oturduklarında (işe başladıklarında) 20 araba, ama aradan 3-5 sene geçtikten sonra arabaların birçoğu artık hurda, müşteriye değil arabaya kesilen cezalar da neredeyse araba rakamında. Koy bakalım eskilerin yerine 20 “yeni araba”… İmkansız !… Ne o? İş yapıyoruz. Ahmet arabasını günlüğü 50’ye vermiş ben 40’a vereyim, işi kapayım. Şu şirkete o paraya Mehmet’ten 1 ay daha fazla arabayı vereyim… Ve……. Masadan kalkarken elde bir şey yok… Bankalara borç, sigortaya borç, tamirciye borç, otoparka borç…

Dertleri sadece bunlar mı? Hayır. Bir de “KAÇAK” rent a car’cılar var ki bırakın TÜRSAB üyesi olmayı, adamın şirketi, dükkanı dahi yok. Elde bir cep telefonu, otel otel, şirket şirket dolaşıp arabasını pazarlıyor. Sen TÜRSAB’a para öde, dükkana, elemana para öde, vergini ver, ama adam senin dükkanının önüne “işportayı kursun”.
Arabaları yenilemeye çalıştığında, sen “küçüksün” ya, sokaktaki adam ile aynı paraya arabanı alır, aynı paraya sigortanı yaparsın. Ama senden daha büyük ağabeyler (!) arabayı senden en az %20 ucuza alır, sigortasını %40 ucuza yaptırır, o araba olmazsa öbür arabayı “sigortadan” gösterir, yolunu bulur.
Peki bunların bir kısmını önlemek mümkün mü?
Örneğin; Kiralanan araçların trafik cezalarını, köprü, otoban kaçak geçişleri cezalarını müşteri değil rent a car acentelerimiz ödemektedir. Bunun çaresi var mıdır? Vardır…

Taksilerin bile özel plakaları var iken hala rent a car’ları belirleyici bir plaka, yani “R plaka” yoktur. “R” plaka veya arabasının kiralık olduğunun anlaşılmasını istemeyenlere sticker yapıştırılarak polisin arabaya değil sürücüye ceza vermesini sağlayabiliriz. Böyle değil midir tüm dünyada…? Bırakın dünyayı, çok yakına bakın; Kıbrıs’a !

Araç yenileme, kredi, kasko sigorta sorunları TÜRSAB kanalı ile toplu alım pazarlıkları ile çözülebilir. Toplarsın rent a car yapanları, alırsın tüm doneleri. Toplu halde senede 1 kerede kasko olayını %50 ile çözümlersin. Kredisini halledersin. Araç yenilemede 15-20 arabayla değil 2000-5000 araba ile masaya oturursun. Sen sigorta şirketine değil o sana, sen bankaya değil banka sana, sen TOFAŞ’a, Renault’a, OPEL’e, TOYOTA’ya değil O sana gelir… Hem de ayağına serdiği “Kırmızı Halılarla….”

Bitmedi… Bir sorun da turizm bakanlığından… Rent a car gelirleri turizm gelirleri olarak sınıflandırılmıyor… Evet. Bu doğru…Yani siz bir turist grubu getirip, otobüs kiralayıp Türkiye turu yaptırsanız kazancınız incoming geliri olarak belgeleniyor, ama o turist gelip araba kiralasa bu incoming geliri sayılmıyor. Kısaca otobüsün turisti turist, dövizi döviz ama rent a car’ın turisti turist değil, dövizi de döviz değil. Böyle kabul ediliyor.

Peki ne dezavantajı var… Biz seyahat acenteleri getirdiğimiz turist dövizi bazında birtakım avantajlarımız var. Örneğin Hac kontenjanı alabiliyoruz. Hele ki KOBİ kapsamına alındığımız şu günlerde çok daha büyük avantajlar, vergi indirimleri elde edeceğiz. Peki rent a car yapıp turist getiren, döviz kazandıran arkadaşlarımız bunlardan faydalanacak mı? HAYIR… Neden? Ne bileyim ben.. İşte bu beni aştı..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 258
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 4660
Kayıt tarihi
: 23.01.07
 
 

Kayseri doğumlu, 1977'den beri Sektörde (Otel, Çarşı, Yurtdışı Acente, Profesyonel Turist Rehberi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster