Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
438
 

Türk adaletine ne oluyor..?

Türk adaletine ne oluyor..?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9ncu maddesi ‘’Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.’’ şeklinde.

11nci madde ‘’Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.’’ hükmü ile Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğünü vurguluyor.

Yine Anayasanın 138nci maddesi ‘’Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiyede bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz , görüşme yapılamaz veya bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.’’ hükmünü ifade etmekte.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, Anayasada Yüksek Mahkemeler olarak nitelendirilmiş ve 146-153ncü maddelerde Anayasa Mahkemesinin; 154-155nci maddelerde Yargıtayın görev, yetki ve işleyişleri açıklanmış.

Her iki Yüksek Mahkemenin kuruluş ve işleyişleri ayrıca kendi kanunlarında belirtilmiş.

Gündeme oturan Yargıtay Başkanlar Kurulu açıklaması, Anayasa, temel hukuk ve kuruluş kanunları incelendiğinde:

- ‘’Yargıtay Türk Milleti adına konuşamaz…’’

- ‘’Siyasi bir açıklama, Yargıtayın böyle bir yetkisi yok…’’

- ‘’Yargıtay bu açıklaması ile yargıyı etkilemektedir…’’

- ‘’Yargıtay haddini aşmıştır…’’ denebilir mi..?

Türk Milleti adına karar verme görev ve yetkisini taşıyan Yargıçların, Türk Milleti adına konuşamayacakları düşünülebilir mi..?

Kimilerinin ifade ettiği gibi, yargı erkinin kullanılmasına ipotek konabilir mi..?

Yukarıda yazılı ve benzeri ifadeleri kullananların bilgi eksikliğini mi, niyetlerini mi sorgulamalı..?

Yoksa başka bir çok kişi ve Yargıtay Başkanlarının ifade ettikleri gibi maksatlı bir davranış biçimi olarak mı yorumlamalı...?

Yargı siyasallaşıyor mu, siyasallaştırılmaya mı çalışılıyor..?

Ya da yargı kendini savunmak zorunda mı bırakılmıştır..?

Yüce Meclis’in bile devam eden bir dava ile ilgili açıklama yetkisinin bulunmadığı bir durumda bu kadar sorumsuzca hareket etmek hakkını kimler kimden alıyorlar...?

İnanıyoruz ki bilim ve hukuk bize doğruyu gösterecektir. Yeter ki tarafsız ve iyi niyetli olarak bilimden ve evrensel hukuk ilkelerinden yaralanalım.

Vatandaş olarak bilimin aydınlatıcı yol göstericiliğine ihtiyacımız var.

Ve tabii, devletin Anayasada belirtilen temel ilke ve niteliklerine sahip çıkmaya…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Tokdemir, zaten yargı organlarının söylemleri ya da kararları siyasi iktidardan yana olmayınca yargı siyasi davranmış oluyor. Peki siyasi iktidarın istediği kararları alıp, siyasi iktidarın paralelinde bir şeyler söyleseydi bu siyasi bir davranış olmayacak mıydı? Mesela anayasa mahkemesi türbana evet deseydi bu siyasi bir karar olmayacak mıydı?... İktidara karşı kim ne söylüyor veya yapıyorsa bu siyasi, iktidardan yana ne varsa siyasi değil.. Gülüyorum ağlanacak halimize... Uykusuz dergisinin bu haftaki kapak karikatüründe şöyle yazıyordu; ""Sayısız internet sitesi arka arkaya kapatılıyor, basında muhalif sesler susturuluyor, kadını eve kapatmaya yönelik beyanatlar veriliyor, sendikal haklar yok ediliyor, herkesin haberleşmesi telekulak tehdidi altında. Ve sahip olduğumuz bütün özgürlükleri budayan AKP, savunduğu tek özgürlük olan başörtüsü için yargıyı suçlamaya devam ediyor"" Bilmiyyorum başka söylenecek birşey var mı?... Sevgiyle kalın

Yıldız... 
 18.06.2008 11:40
Cevap :
Sayın DEMİREL, açıklamalarınız, sanırım yazımızın anlaşılmasını daha da kolaylaştırıyor. Teşekkür ederim. İktidarlar kadar, muhalefeti ve tüm kurum, kuruluşlarla vatandaşlarımızı da görev bekliyor. ''Vurun abalıya'' yerine herkesi olaylara bilimsel ve Millet'in yüksek menfaatlerine öncelik veren düşünme ve eyleme davet ediyoruz. Yani, kenarda durup sorumluluk almadan eleştiri; suçu karşımızdakini atma alışkanlığından kurtulmalıyız diyoruz. Esen kalın...  19.06.2008 8:50
 

Anayasa ve yasalara bağlı olmak, kurallara uymak artık cuntacılık veya darbecilikle aynı anlama gelir oldu.Kimse çekintisinden dolayı Anayasayı ve maddelerini ağzına alamaz oldu. Yeni bir 'demokrasi' tanımı da getirdik bu sayede. Saygı ve selamlar

Hüseyin Seyfi 
 22.05.2008 12:44
Cevap :
Son zamanlarda ülkemizde yaygın bir davranış biçimi var: Askerler ve asker emeklileri konuştuğunda, fikir beyan ettiklerinde cuntacılıkla itham etmek. Hele vatandaşlardan gelen destekler adeta bu düşünce sahiplerini küplere bindiriyor. Bu düşüncede olanlar, askerleri ve emeklileri ile ailelerini bu ülke vatandaşı saymayarak; onların konuşma haklarını yok sayarak demokrasi savunucusu mu oluyorlar...? Koca bir ömrü bu düşünce sahipleri ve aileleri dahil, ülkesine ve milletine hizmete adamış insanlara haksızlık etmek ne zamandan beri demokrasiyle bağdaşıyor? Haklısınız, birileri yanlış yaptıkça bunu dillendirebileceklere saldırmayı yeni bir demokrasi(!!!) anlayışı sanıyor. Biz bilimden hak, adalet, özgürlük ve demokrasiden bahsederken, demokrasinin korunması için fikirlerimizi ifade ederken onlar anlama zahmetine katılmadan saldırıya geçiyorlar. Buna da demokrasi diyorlar. Eskilerin deyimi ile ''Ne ala memleket..'' Siyasiler, demokrasi oyununu kurallarıyla oynamakla yükümlü değiller mi  24.05.2008 1:17
 

Eşimle biz bu partiye iki seçimdir oy veriyoruz. Dinle pek alakamız yok. Kimsenin dini yada dinsizliği beni ilgilendirmiyor. Başbakan sayın Erdoğanın zaman zaman sivri konuşmaları olsada din devleti kurma isteği olacak kadar yobaz dindar olduğuna asla inanmıyorum, takımının çoğuda öyle geliyor bana. Ama Asker ve Yargıçlar Demokrasi, Laiklik, Cumhuriyet söz konusu olduğunda çok hassas. Gerçekten eğer bunlar Demokratik, laik cumhuriyeti yıkıp şeriat devleti kurmak istiyorlarsa (Atanın askeri Türk sb.larına rağmen imkansız) bırakın partilerini kapayıp siyasi yasak koymayı ASIN bunları, Ama değilse BIRAKIN ÇALIŞSIN ADAMLAR... Ben emekliyim bu partiden evel hastane ve ilaç kuyruklarındsa çektiklerimi yüksek adamlar bilmez. Tanrı razı olsun TAYYİP ERDOĞAN dan ve yardımcısı da...

Ergun Bayar 
 22.05.2008 9:34
Cevap :
Sayın Ergun BAYAR, Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazılarımda -yorum yazdığınız dahil- kişileri asla hedef almıyorum. İlgimiz ilkeler, bilim ve hukuka. Yorumunuzda da belirttiğiniz gibi bizler, demokrasi, hukuk ve gelecek söz konusu olduğunda elbette çok hassasız. Beklentimiz tüm vatandaşlarımızın en az bizler kadar hassas davranması. Nasıl olsa hukukçular, üniversite ve askerler var diye ''bir şey olmaz'' düşüncesi vatandaşı tedbirsizliğe ve kendini ülke sorunlarına karşı sorumsuz hissetmeye götürür ki en tehlikeli şey budur. Önemli olan tehlike geldiğinde baş etmeğe çalışmak değil, tehlikenin gelmesini önleyecek kadar uyanık ve tedbirli olmaktır. Üniversite, sivil toplum kuruluşları, hukukçular ve askerler bu işlevi yerine getirmeğe çalışıyorlar. Elbette beklenen; kişi ve kuruluşların, idarenin ülke menfaatlerini her şeyin üstünde tutarak, kendi sınırları içinde hareket etmesi; ülke geleceği ile ilgili konularda en yüksek katılımlı çözümler üretilmesi. Bilim en iyi yol gösterici.  22.05.2008 11:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 1425
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

Artvin Şavşat doğumlu, İstiklal Savaşı Gazisi oğluyum. Emekli subayım. Binicilik Engel Atlama mil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster