Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
5827
 

Türk Devletleri'nin genel özellikleri

Türk Devletleri'nin genel özellikleri
 

resim: google


Türkler, İlkçağ’dan Ortaçağ’ın sonlarına kadar, Orta Asya’dan Uzak Doğu, Hindistan, Orta Doğu, Balkanlar, Orta Avrupa yönlerinde birçok istilâ ve göçler yaparak; geçici ve sürekli yurtlar, devletler ve imparatorluklar kurdular. 

Tarihe yön veren bu devletlerin bazıları, “Türk cihan hâkimiyeti ideali” doğrultusunda büyük güç olarak dünyaya egemen oldular. Ayrı isimler taşıyan bu devletler, aslında bir tek devlet ve milletin, Türk Devleti ve milletinin devamı idiler. Değişik adlarla anılmaları, kurucularının, hanedanlarının, beylerinin adlarını devlet adıyla bir tutmalarından ileri geliyordu. Bazen aynı dönemde birkaç Türk devletinin bulunduğunu, hatta bunların birbirleriyle üstünlük kurma savaşı yaptıklarını da görüyoruz. Bu durum başka milletlerin tarihlerinde de görülür. Şu farkla ki, bu milletler zaman zaman varlıklarını devlet olarak koruyamadıkları halde, Tarih boyunca en az bir bağımsız Türk devleti daima bulunmuştur. 

Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin sayısı Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 yıldızla simgelenen devletlerden ibaret değildir. Cumhurbaşkanlığı forsunda simgelenen Türk devletleri, belki Türk tarihinin en parlak yıldızları idi, ama tarihimizin parlak yıldızları bunlardan ibaret değildir. Bu yıldızların ilki olarak gösterilen Asya Hun İmparatorluğu da şüphesiz ilk Türk devleti değildi. Fakat yakın zamanlara kadar yazılı belgeler bize Türk tarihini ancak Hun Türkleri'nden başlatacak kadar bilgi veriyordu. Bu konuda Çin kaynakları yeterince keşfedilmemiş bir hazine durumunda… Son zamanlarda yerinde yapılan araştırmalar daha eskilere ışık tutacak nitelikte. 

(Bkz: 

http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=433 ,  

http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=434

Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin sayısı 118 dolayındadır. Bunlar; 

- 15 Büyük Hakanlık (İmparatorluk),  

- 38 Devlet,  

- 34 Beylik,  

- 14 Atabeylik,  

- 17 Hanlık,  

- 10 Cumhuriyet’ten oluşur. 

Hakanlık, Beylik, Atabeylik gibi devlet şekilleri Türklere özgü olup, başka milletler de bu kuruluşları örnek almışlardır. 

*HAKANLIK: Türklerin birçok devleti ve çeşitli kavimleri hâkimiyetleri altına alarak kurdukları büyük devletlere Hakanlık veya El denirdi, İmparatorluk halini almamış devletler de bazen yine "İl" veya "El" genel adıyla anılırdı. 

İmparatorluk haline gelmiş Türk devleti, geniş coğrafî bölgeleri ve çeşitli toplulukları daha iyi yönetmek için “Doğu Hakanlığı” ve “Batı Hakanlığı” olarak ikiye ayrılırdı. En büyük hükümdar Doğu Türk Eli'nin Hakanı idi ve Batı Türk Eli'nin Hakanı ona tâbi olurdu. Her iki hakanlığın yönetiminde Türk olmayan milletler de vardı. Bu idarî bölünme Hunlar ve Göktürk'lerde görülür. M.Ö. 2. yüzyılda Asya Hun imparatorluğunda Türk hâkimiyetine giren yabancı devletlerin sayısı 26, Attilâ zamanında (M.S. 5. yüzyıl) Batı Hunlara bağlı çeşitli yabancı milletlerin sayısı ise 35 kadardı. 

*BEYLİK: Hakana tâbi idiler, ama sınırları belli bir toprağa sahip olup, aslî unsuru Türkler oluştururdu. Kendi sınırları içinde tam bağımsız idiler. Yalnız savaşlarda hakana yardım ederler, diğer zamanlarda da vergi verirlerdi. Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlı Saltuklu Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Karamanoğulları Beyliği, Osmanoğulları Beyliği gibi... 

Bazen beylikler çok büyür, gelişir ve hakanlık zayıflayıp çöktüğü zaman onun yerini alırdı. Selçuk Bey, Osman Bey kendi adları ile anılan beylikleri kurmuş, soyları aynı adla anılan imparatorluklar haline getirmişlerdi. 

*ATABEYLİK: Başka milletlerin tarihinde pek görülmez. Atabey, Tigin-Melik-Şehzade denilen hükümdarların çocuklarını eğiten, uzak bölgelere tecrübe kazanmaları için gönderildiklerinde yanlarında naip olarak gönderilen bilge kişilere verilen bir ünvandı. Bunlardan bazıları, özellikle merkeze uzak yerde olanlar, devlet zayıfladığı zaman bulundukları yerin idaresini kendi ellerine alır, bağımsızlıklarını ilân ederlerdi. Büyük Selçuklu İmparatorluğu zayıfladığında Tuğteginliler ve Böriler Suriye Atabeyliği'ni, İl-Denizliler Azerbaycan Atabeyliği'ni kurmuşlardı. 

*HANLIK: Altın Ordu Devletinin dağılmasından sonra meydana çıkmış siyasî kuruluşlardı. Timur, Özbekistan'ı aldıktan sonra Altın Ordu Devleti dağılmış ve Kıpçak bozkırlarında yaşayan, hanedana mensup yöneticiler arasında taht mücadelesi başlamıştı. Mücadeleyi kazananlar, kendilerine eski Türk devletinin hakanlarını temsil etmek için “Han” veya “Kağan”; kurdukları devlete de "Hanlık" demişlerdir: Peçenek Hanlığı, Uz Hanlığı, Özbek Hanlığı, Kırım Hanlığı, Buhara Hanlığı, Kaşgar-Turfan Hanlığı... 

*CUMHURİYETLER: XX.yüzyılda I. ve II. Dünya Savaşları’ndan sonra kuruldular. 1990’da Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra günümüz TÜRKİ Devletleri 1991’de bağımsızlıklarını ilan ettiler. 

Batılıların iddia ettiği gibi Türkler’in kurduğu devletler, Nomadlar(bedeviler) gibi tamamen köksüz göçebe değildi. Hayvan sürülerine otlak bulmak amacıyla şekillenen, yaylak-kışlak arasında belli sınırlar içinde gelişen göçebelik vardı ki; günümüzde bile yaylaya çıkma veya yazlık geleneği halinde sürmektedir. 12 hayvanlı takvimleri, Göktürk ve Uygur alfabeleri tam göçebe olmadıklarının kanıtıdır. 

Tarih boyunca kurulan Türk Devletleri’nin konumu incelendiğinde, halkalar halinde sürekli Batı’ya kaydıkları görülür. Bunda baş etken, su ve Akdeniz Havzası’nda kurulan medeniyetlerin bir çekim gücü oluşturmasıdır. Akdeniz Havzası’na gelindiğinde kökler derinlere salınmış; kâh Orta Avrupa içlerine genleşerek, kâh Anadolu’nun bağrına çekilerek varlığını sürdürmüştür. 

Geçmişteki milenyumların(bin yıllar) başlarında hareketlenen Türkler, ortalarına doğru cihan hâkimiyetini kurarak, sınırların değişmesine yol açtılar. III.Milenyum’un ilk asrının ilk çeyreği olan günümüzde genleşme işaretleri başlamış, ufukta yeni Türk Çağı’nın hüzmeleri belirmeye başlamıştır. En karışık dönemlerde bile cihan hâkimiyetine kısa sürede geçildiği, daha Anadolu Selçukluları zayıflarken parçalanan Anadolu’da en küçük beylikten Osmanlı İmparatorluğu’nun çıktığı unutulmadan, günümüzde birlik ve dirliği bozmaya kalkışanların hadlerini bilmeleri yararlarına olacaktır. 

Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır… 

“Bütün kavimler arasında şecaat, cesaret bakımından Türk’lerden üstün, büyük hedeflere ulaşmak için onlardan daha dirayetli hiç biri yoktur. Cenab-ı hak onları arslan sıfatında yarattı.” 

İbni Hassul-11.yy 

“Yabancı bir ülkeye giden garibi fena bir akıbet bekler. Bunun aksine Türkler, Müslüman bir ülkeye ulaiştıkları zaman, orada saygı ve takdir görürler. Emir ve orduya kumandan olurlar. 

Hazreti Adem’den beri bugüne kadar, para ile satın alınan esirlerlerin sultan olduğu hiçbir yerde görülmemiştir. Türkler müstesna… 

Türkler denizin derinliğinde midye kabuğu içinde saklı bir inciye benzerler. Değerlerinin takdir edilmesi için denizi bırakarak kralların tacını, gelinlerin kulağını süslemesi gerekir.” 

Tarih-i Mübarekşah-12.yy(3) 

3- Kaynaklar: 

 

-Laszlo Rasonyi : Tarihte Türklük, Ankara 1971 

 

-Osman Turan : Selçuklular Tarihi ve Türk İslâm Medeniyeti, İstanbul-1980 

 

http://www.yorumcuyuz.net/forum/archives.php/t220rk-devletler304/1244, http://ozturkler.com/icerikler.php?id=1 

 

 

 

Muharrem Soyek, Ucurtmalar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tarihte hemen bütün Türk devletlerinin "Nizamı alem ülküsü" üzerine inşa olduğu görülüyor.Dünyayı yöneteceklerine keşke kendilerini yönetselerdi belki daha iyi olurdu denilebilir ama bence geldikleri inanılmaz noktalar da bu anlayışın eseri sanki.Tabii ki bunun bir de bedeli oldu.

Kerim Korkut 
 18.11.2011 8:47
Cevap :
Salt kendilerini yönetmeye çalışsalar iç kavga dinmezdi. Nizamı alemi sağlareken, kendileri de huzur buluyorlardı, çünkü tüm enerji dışa yönlendiriliyordu. Yine de batı'nın sömürgeci anlayışıyla kıyaslandığında bu ülkü daha yüce kalıyor. Teşekkür eder, esenlikler dilerim.  23.11.2011 20:23
 

Merhaba Ayten hanım, ilgiyle okuduğum yazınızın sonlarına doğru "Hazreti Adem'den bugüne kadar, para ile satın alınan esirlerin sultan olduğu hiçbir yerde görülmemiştir. Türkler müstesna" demişsiniz. Cehaletimi hoş görün ama Türklerin bu konudaki müstesnalığının nereden kaynaklandığını merak ettim ve aydınlatırsanız sevinirim. Sevgiler ve selamlar

Mustafa Atilla 
 12.11.2011 21:23
Cevap :
Merhaba! Kıpçak bozkırlarından toplanan Türk asıllı köleler, asker olarak satılırdı. Köle asıllı olmalarından dolayı Arapça'da "memlûk/köle" sözcüğüyle anılmışlardır. Memlûkler, Mısır ve Hindistan olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hindistan Memlûkleri : 1206 yılında Aybek'üt Türki tarafından kurulmuştur. En tanınmış hükümdarları İltutmuş ve Balaban'dır. Beşinci hükümdar olan Raziye Hatun Türk tarihinde saltanat sürmüş olan tek kadındır. Resmi dili Türkçe'dir. Mısır Memlkleri : 1250 yılında İzzüddin Aybek tarafından kurulmuştur. Başkenti Kahire'dir. Daha sonra Kutuz tahta çıktı. Yerine hükümdar olan Sultan Baybars Haçlıları ortadan kaldırıp, Tarihte ilk kez Moğolları üç ayrı savaşta yenmiştir. Yavuz Selim 1517’de bu devlete son verdiğinde, yönetimde Çerkez memlûkler bulunuyordu. Esen kalınız.   14.11.2011 17:03
 

Değerli Yazarım, her makaleniz birbirinden değerli. Aydınlattığınız için çok teşekkür ederim. Herkesin yararlanması dileğiyle saygılarımı sunarım.

SmyrNazan 
 06.09.2011 20:16
Cevap :
Teşekkür ederim Nazan. Sevgilerimi iletir, esenlikler dilerim.  07.09.2011 0:32
 

Ayten hanim elinize saglik, her zaman oldugu gibi guzel bilgiler veriyorsunuz, fakat DEVLET kurmak ve devlet kurmaya giden surecin gerekliliklerini dusundugumde bir soru hep aklimi kurcalamistir, malumunuz gerek ilk meclis oncesi ve sonrasinda kurdugumuz Cumhuriyet donemi dahil, Ataturk onemle HUKUMET eyleme ve IDARE seklinden bahsetmistir, Cumhuriyet ilani ile Osmanli devletine ait ne kadar muessese, kurum, evrak-i nakdiye, burokrasi, danistay, sayistay, maliye, emniyet, maarif oldugu gibi tum kadrolariyla birlikte cumhuriyete INTIKAL ettigi malumdur. soru su, biz osmanli devletinin siyasi niteligini ve IDARE seklinimi degistirdik yoksa yoktan bir DEVLETmi kurduk? C-baskanligi forsunda 16.ci yildiz vs derken kendimizimi kandiriyoruz? bence osmanli devletinin SIYASI ve IDARI yapisini devrimlerle degistirip yeni bir nitelikli anlayisla yola devam ediyoruz duse kalka. selcuklularin dagilmasiyla tarih sureci icinde tum muesseleriyle DEVLET kuran Osmanlilardir bence. slm ve saygilarimla

PuPaYelken 
 21.08.2011 19:14
Cevap :
Değerli düşünceleriniz için teşekkür ederim İsmail Bey. Haklısınız, şimdiye kadar kurulan devletler içinde tam teşekkül Osmanlı İmparatorluğunda gerçekleştirildi. Bir erkeni de batı Uygarlığına temel oluşturan Bizans müesseselerinden yararlanılmış olmasıdır. Cumhuriyet sıfırdan yeniden kurulmuş bir devlet değil, aynı milletin yönetim ve rejim değişimidir. Atatürk 1808 Sened-i İttifak'tan itibaren başlayan ve ağır aksak ilerleyen çağdaşlaşma sürecini başarıyla tamamlamıştır. Esenlik dolu, nice bayramlara erişmenizi dilerim...  23.08.2011 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 228
Toplam yorum
: 1199
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 2620
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster