Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
3047
 

Türk Eğitim Tarihi

Türk Eğitim Tarihi
 

Türk Eğitim Tarihi


Geçmişten günümüze Türkiye’nin en önemli meselelerinin başında eğitim gelmektedir. Çünkü ülkenin kalkınmasının, refah ve huzura kavuşmasının birinci şartının iyi eğitilmiş insan olduğu bilinmektedir. Türkiye, yalnız modernleşme çabalarına başladığında değil,  ölüm kalım mücadelesi verdiği yıllarda bile eğitim konularını tartışmıştır. Bunun için aydınlar ve devlet adamları sürekli eğitim meselelerine kafa yormuşlar, çözüm yolları aramışlardır.  

Eğitimci, yazar Mehmet Özgedik “Türk Eğitim Tarihi”(1)isimli kitabıyla bize eğitimimizin tarihçesi ve meseleleri konusunda, önemli bir başvuru eseri sunuyor.

Yazar, akıcı, güzel bir Türkçeyle kaleme aldığı, büyük bir ihtiyaca cevap veren eserinin Ön söz ’ünde   

“Kültür ve medeniyetin oluşmasında eğitimin önemli bir etken olduğu,

kültür ve medeniyet tarihi incelenirken eğitim tarihini ihmal etmenin

 düşünülemeyeceğini” belirtmektedir. (s.8)

Bazı kavramlar

Yazar kronolojik bir sırayla verdiği Türk tarihi içindeki Türk eğitim tarihine geçmeden evvel kitapta kullandığı bazı önemli kavramları şöyle açıklıyor:

 Kültür:  bir toplumu diğerlerinden ayıran önemli bir unsurdur. Bir toplumun oluşturduğu maddî ve manevî değerler bütüne kültür adını veriyoruz.

Medeniyet: İnsanların hayatlarına etki eden şartları denetlemek üzere yaptığı çalışmaların ortaya koyduğu sistemdir.

Eğitim: Bir şahsın hayatı boyunca çeşitli ilişkilerden doğan davranış değişikliği sürecidir.

Öğretim: Öğretmen, eğitici aracılığıyla yapılan planlı, denetimli ve kurumlaşmış birimler tarafından yürütülen öğrenme çalışmalarıdır. (s.18)

Türk Eğitim tarihine bakış

4000 yıllık Türk tarihi ve 1000 yıllık Türkiye Devleti tarihi içinde Türk eğitim tarihinin ele alındığı eser, önce Türklerin Orta Asya bozkırlarındaki toplum yapılarının analiziyle başlıyor. Türklerin bozkır kültüründe atı evcilleştirmesini, demir madenini işleyip ondan alet yapmasını ve çetin coğrafya şartlarındaki hayatlarının sürekli mücadele içinde geçmesini ele alan yazar, bu özelliklerden dolayı Türkleri saldırgan bir toplum olarak görmenin tarihi gerçeklere uygun düşmediğini belirtiyor.(s.16)

Eski Türklerde eğitim

Karahanlılara kadar, bozkır kültürü içinde yaşayan Türklerin nasıl bir eğitim kurumuna sahip oldukları, eğitim kurumlarının var olup olmadıkları bilinmemektedir.  Gök Türkler bir millî alfabeyi dönemine göre oldukça yaygın olarak kullanmış ve bu dönemden önemli yazılı kaynaklar günümüze kadar gelmiştir. Uygurlar döneminde ise Türklerin bir kısmı yerleşik hayata geçmiş ve Türkler arasında ilk kültür değişimi yabancı kaynaklı bir inanışın benimsemesi yüzünden olmuştur. Uygurlar baskı makinasını ve matbaayı yaygın bir şekilde kullanmışlardır.(s.32)

İslâm medeniyetinde Türkler

Türkler ikinci büyük kültür değişimini İslâm dinini benimseyerek gerçekleştirmişlerdir. Karahanlılar döneminde (840-1212) kurulan ilk teşkilatlı eğitim kurumu  “medrese”dir. Karahanlı medresesi eğitim anlayışı, mimarî yapısı, yönetim yapısı, malî kaynaklarının sağlanması bakımlarından Türk eğitim sisteminin uzun sürecek ilk modelidir. Medreselerde sosyal ve pozitif ilimler okutulmuş; genellikle ders geçme sistemi uygulanmış, ders geçmede yetenek esas alınmıştır. Medreseler ilmiye sınıfının kaynağı olmuştur. Osmanlılar devlet adamı yetiştirmek üzere Enderun Mektebi’ni kurmuşlardır. Bu okulda devlet adamı yanında sanatkâr ve teknik elemanlar yetiştirilmiştir.

Karahanlılar’dan 18. yüzyılda başlayan yenileşme hareketlerine kadar Türk devletlerinde eğitiminin amaçları önemli bir değişikliğe uğramadan aynı kalmıştır. Bu amaçlar şöyle sıralanmaktadır:

1.Eğitimin amacı elit insan yetiştirmektir.

2.Toplumun tamamını okutmak, hatta okuryazar yapmak gibi hedefleri yoktur.

3.Türk devletlerinde, Enderun dışında 19.yüzyıla kadar devlet yatırımı ile okul açmak geleneği yoktur. Okullar vakıflar tarafından kurulur ve onlar tarafından finanse edilir. Ancak bu okullar devletin gözetim ve denetimi altındadır.

4.19.yüzyıla kadar kızların eğitimi konusunda herhangi bir gayretin olduğu söylenemez.(s.56- 90)

Yenileşme hareketleri ve Türk eğitimi

18.yüzyıl sonunda başlayan 19. ve 20.yüzyılda devam eden yenileşme hareketleri şu gelişmeleri getirdi:

1. Öncelikle orduya Batı ölçülerine göre eğitim verilmeye çalışıldı.

2.Yalnız ordunun modernleşmesinin yeterli olmadığı görülerek                         ülkenin yönetimde düzenleme yapıldı.

3. Batı tipi okullar açılmaya başlandı. Medrese mensupları yenilik hareketlerine direndiler.

4.Ülkedeki bu ikili eğitim sistemi yanında, azınlık ve yabancı okulları ile 4 çeşit insan yetiştiren bir eğitim sistemi oluştu.(s.97-144)

Cumhuriyet döneminde eğitim

Cumhuriyet döneminde eğitimde yapılan değişiklikler:

1.Öğretim birliği sağlanarak eğitimde hedef ve amaç birliği sağlandı.

2.Bütün eğitim ve öğretim kurumlarında devletin etkili gözetim ve denetimi sağlandı.

3.Laik bir rejim getirmesine rağmen, devlet din eğitim ve öğretimini üzerine almış,  ancak devlet bu alanda görevini aksatmış ve halkın medreselerde yetersiz bir eğitimden geçen din adamlarının etkisinde kalmasına sebep olunmuştur.

4.Cumhuriyet okuma- yazmayı tabana yaymak için ilköğretime büyük önem vermiştir.

4.Cumhuriyet, eğitimin millî nitelikte olmasını istemiş ve uygulamayı bu ilkeye göre gerçekleştirmiştir.

Çok partili dönemde okullaşma oranı hızla artmış, ilk ve orta öğretimde önemli mesafeler alınmıştır. Orta eğitim kurumlarının çoğalması yüksek eğitim kurumlarına ihtiyacı da beraberinde getirmiştir. Üniversite kapılarına yığılan gençler için kurulan yeni üniversiteler ciddi bir alt yapı hazırlığı yapmadan açılmıştır. Üniversiteler bilim zihniyeti ile nitelikli insan yetiştirme kurumları olması gerekirken, bu hedefe uygun olarak yönetim özerkliğine sahip olamamışlardır.(s. 156- 195)

Türk eğitiminde sorunlar

Ülkemizdeki eğitim kurumları yaygınlaşmakla beraber, eğitimde devam eden nitelik ve amaç sorunlarımızdan bazıları şöyle sıralanmaktadır:

1.Yapı, araç, gereç, bahçe, kütüphane, spor salonu gibi alt yapıda yetersizlikler devam etmektedir.

2.Öğretmen yetiştirmedeki aksaklık hizmet içi eğitimde de görülmektedir.

3.Eğitim sistemimiz yabancı dil öğretiminde başarılı olamamıştır.

4.Genel liselere karşı dinî meslek liselerinin amacına aykırı olarak yaygınlaşması, orta ve yükseköğretimde yabancı dille öğretim yapılması,   hatta ilköğretime ve anaokullarına kadar inmesi farklı formatta nesiller yetiştirilmesine yol açacaktır. Çok dilli eğitim Türkçenin avam dili haline gelmesi yanında, millet içinde derin kültür ve kimlik farklılaşmalarının doğmasına sebep olması kaçınılmazdır.(s.203- 218)

Türk eğitimine yön veren isimler

Türk eğitiminde iz bırakan şu önemli isimler; fikirleri ve uygulamaları ele alınmıştır:

Saffet Paşa (1814- 1883) Tanzimat döneminde 3 defa maarif Nâzırı olmuştur. Eğitim teşkilatını çağın gereklerine göre düzenlemiş ve uygulamaya koymuştur.

Emrullah Efendi ( 1858- 1914) Meşrutiyet döneminde iki defa eğitim bakanı olmuş, uygulamalarından çok eğitim hakkındaki görüşleriyle ile öne çıkmıştır. Eğitimde esas amacın bilim zihniyeti kazandırmak olduğunu belirtmiştir.

Mustafa Necati( 1894- 1929) Cumhuriyet’te ilk dikkati çeken eğitim bakanıdır. Eğitimle ilgili çıkan kanunların uygulamasındaki takipçiliği ve öğretmenlerin eğitimine verdiği önem, üniversite özerkliğine duyduğu saygı ve eğitim teşkilatının yeniden düzenlenmesindeki gayretleriyle tanınmıştır.

Hasan Âli Yücel( 1897-1961)  Köy Enstitülerinin açılmasıyla ilgili çalışmalarının yanında,  Batı ve Doğu klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi ve liselerde klasik kol şubelerini açması ve bu şubelerde Latincenin okutulması ile kendisinden sıkça söz ettiren şahsiyetlerdendir.

Yazar son söz olarak; “ ülkemizde eğitimin 1946’dan bu yana günlük politikanın çekişmeleri içinde yer aldığını, günlük politika malzemesi haline getirilen eğitim kurumlarından istenilen faydanın sağlanamayacağının görüldüğünü” söylemektedir. Çünkü ona göre: “Eğitim bir bilimdir, bu bilimin uygulaması da eğitim bilimcilerinin rehberliğinde yapılması halinde istenilen hedefe ulaşabilir.”  (s.235)

Eğitimimizin durumunu anlatan bu acı tespitlere katılmamak mümkün değildir.

                                                xxx

Mehmet Özgedik’in eseri, “Türk Eğitim Tarihi’nin” geniş kesimlerce okunmasını tavsiye ediyoruz. Çünkü geçmişten günümüze Türk eğitimini bilmek; yalnız eğitimcileri değil, Türkiye’nin meselelerine ilgi duyan her Türk aydınını ilgilendirmektedir.   

Kaynakça;

1)Mehmet Özgedik, Türk Eğitim Târihî, Ülke Eğitim, İstanbul, 2014

ISBN: 978-975- 7737-51-3

Temmuz / 2014

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 100
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1922
Kayıt tarihi
: 28.01.12
 
 

1945 Bayburt'ta doğdu. Yüksek öğreniminden sonra çeşitli liselerde öğretmen ve yönetici olarak ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster